Connect with us

EKONOMİ

Bütçe görüşmelerinde EYT ile ilgili kim ne dedi?

TBMM’de devam eden Bütçe görüşmelerine muhalefet milletvekillerinin EYT ve ABO başta olmak üzere emekli, işsiz ve çalışan kesimin ekonomik sorunları ile ilgili çıkışları damga vuruyor. Peki, TBMM’de EYT ile ilgili kim ne dedi? İşte yanıtı…

TBMM‘de devam eden Bütçe görüşmelerine muhalefet milletvekillerinin EYT ve ABO başta olmak üzere emekli, işsiz  ve çalışan kesimin ekonomik sorunları ile ilgili çıkışları damga vuruyor. Peki, TBMM’de EYT ile ilgili kim ne dedi? İşte yanıtı…

CHP Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal:

“Cumhurbaşkanı bir markete gitti, fiyatların uçtuğunu görünce kendi maaşına 12 bin lira zam yaptı ama millete gelince “Şükredin.” diyorsunuz.

Seçimlerde “Yaparsa AK PARTİ yapar.” dediniz, elektriğe, doğal gaza, benzine, mazota, gübreye, yeme, kömüre, her şeye iğneden ipliğe zam üstüne zam yaptınız.

“Memura 3600 ek gösterge vereceğiz.” dediniz, ona vermediniz ama Somali’ye 1 milyar dolar hibe ettiniz.

Emeklilikte yaşa takılanlara söz verdiniz, “Çözeceğiz.” dediniz; Erdoğan çıktı “EYT’linin maliyeti 750 milyar lira. Ekonomik kurtuluş savaşı verdiğimiz şu dönemde böyle bir yükü milletin sırtına bindirmeye hakkınız var mı?” dedi ama 2 saray yapmanın, 2.600 süper lüks makam aracının, tanesi 30 milyon liraya mal olan 9 kat zırhlı Mercedes aracın yükünü milletin sırtına bindirdiniz.

Hiç ihtiyacı olmayan yandaşlarınıza çifter çifter maaş bağlıyorsunuz. Cumhurbaşkanı için uçak üstüne uçak alıyorsunuz, saray üstüne saray yapıyorsunuz, danışman üstüne danışman atıyorsunuz; sıra işçiye, memura, emekliye, esnafa, öğrenciye gelince “Para yok.” diyorsunuz. Size bir şey söyleyeyim mi? Vatandaş da sandıkta “AKP’ye oy yok.” diyor.”

CHP Adana Milletvekili Burhanettin Bulut:

“Senelerdir haklı taleplerini dile getiren, her seçim alanında seçim zamanlarında söz verilmesine rağmen karşılık bulamayan EYT mağdurları beklemekten yoruldu. Mevzuat üzerinde yapılacak bir değişiklikle EYT’li vatandaşlarımızın hakları verilebilecekken maalesef, bugüne kadar iktidar bunu görmezden geldi. Şimdi de seçim yaklaşınca kamuoyuna yansıyan “Finlandiya modeli olacak.” “2023’ten önce mutlaka çözülecek.” söylemleri EYT mağduru vatandaşlarımızı mutlu etmiyor. İşçiyi, çiftçiyi, esnafı yani toplumun orta direği diyebileceğimiz büyük bir kesimi kapsayan 100 binlerce vatandaşımızın emeklilik sorunu hiç vakit kaybetmeden çözülmelidir. Üzerine düşeni fazlasıyla yapıp primlerini ödeyen ancak emekli olamayan vatandaşlarımızın tek bir gün bile bekleyecek hâli kalmamıştır. AKP iktidarı bari bir işe yaramak istiyorsa giderayak EYT sorununu derhâl çözmelidir.”

CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut:

“Sayın Başkan, sabah akşam, her dakika dalgalanan döviz kurları, sağanak gibi yağan zamlarla karşılaşıyoruz. Her geçen gün halkımız daha da yoksullaşıyor; açlık, yoksulluk ve işsizlik büyüyor. Dolar kuru 9,5 liraları görerek rekorları kırarken, akaryakıt zamlarından fahiş oranda artan elektrik faturalarına kadar her alanda ekonomik çöküşü yaşıyoruz. Mutfaklarda tencere kaynamıyor, çiftçiden esnafa, işçiden emekliye herkes perişan hâlde. Maliyetler artıyor, üreten kazanamıyor. Esnaf siftahsız dükkânı kapatırken bir avuç yandaş dışında kimsenin de yüzü gülmüyor. Bu tablonun sorumlusu 3 Kasım 2002’den bu yana memleketi yöneten, AKP iktidarı ve onların destekçileridir. Bu yangını söndüreceğiz, açılan bu yaraları saracağız. Türkiye sahipsiz, yaşanan bu sorunlar çözümsüz değildir. Merak etmeyin her şeyi telafi edeceğiz, halkımızın refahını mutlaka sağlayacağız, güzel ülkemiz kalkınacak.”

İYİ Parti Grup Başkan Vekili Dursun Müsavat Dervişoğlu:

“Sayın Erdoğan üç yıl önce “Ver yetkiyi, gör etkiyi” diyerek aziz milletimize bir söz vermişti; faizle, enflasyonla, dolarla nasıl mücadele edilir gösterecekti. Üç yıl sonra bugün Türkiye’de devletin bankaları Sayın Cumhurbaşkanının yetkisinde, medyanın büyük çoğunluğu, hazine, maliye hatta bağımsız olması gereken Merkez Bankası bile Sayın Cumhurbaşkanımızın yetki alanında. Yani millet Sayın Cumhurbaşkanımıza, Recep Tayyip Erdoğan’a yetkiyi verdi. Peki, ya etki ne oldu? Onu da ifade edeyim: Faizler yükseldi, enflasyon yükseldi, dolar 9,45 seviyesine yükseldi. Dolardaki her 10 kuruşluk artış borç stokumuza 45 milyarlık bir artı yük getirmektedir. İşsizlik rekor seviyelere yükselmiştir. Çiftçinin, işçinin, memurun, esnafın, emeklinin yani toplumun her kesiminin alım gücü azalmıştır. İşte, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle uçan Türkiye de budur. İşte, tam yetkili Sayın Erdoğan’ın üç yılda ülkemize olan etkisi de budur. Esnaf kepenk kapatıyor, firmalarımız yabancılara satılıyor, milletimiz günden güne fakirleşiyor.”

CHP Adana Milletvekili Orhan Sümer:

“Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2003 yılında AKP iktidarının ilk senesinde asgari ücret 318 liraydı, çeyrek altın 22 lira; asgari ücretle 14 tane çeyrek altın alınabiliyordu. Bugün çeyrek altın 879 lira civarında, asgari ücretli ancak 3 tane çeyrek altın alabiliyor. Yine, 2002 yılında asgari ücretle maalesef 737 ekmek alınıyordu ama şimdi, günümüzde ise vatandaşın alım gücü olmadığı için Ankara’nın göbeğinde Askıda Ekmek Kampanyası başlatıldı. Millet o kadar fakirleşti ki fırınlar alım gücü düşük vatandaşlarımız için bir gün önceden kalan bayat ekmeği satışa sunmaya başladılar. AKP iktidarı 2002 yılıyla kıyaslamayı sevmiyor; doğru, haklılar çünkü kıyas kabul etmez kötü bir yönetim ve ucube bir başkanlık sistemi var. Değerli milletvekilleri, bu ucube tek adam rejiminde vatandaşın ekmek alacak parası yokken sarayın sadece bir yıllık içecek masrafı –hani bir Bakanımız vardı ya, “Burayı iyi dinleyin.” diyordu- 1 milyon 319 binden 1 milyon 872 bin liraya çıkmış. Yine, çiftçimizin traktörüne haciz üzerine haciz gelirken, gübre alacak para bulamazken, tarladaki mahsulünü satamadığı için benzin döküp yakarken sarayın ziraat maddelerine harcaması 771 bin liradan 9 milyon liraya çıkmış. Kooperatifler Kanunu yapmaya çalıştığımız, çiftçinin derdine derman aradığımız bugünlerde sarayın zirai olarak ne yetiştirdiğini merak etmek lazım; masrafları tam 12 kata çıkmış. 9 milyon lira Türkiye’deki kooperatiflere dağıtılsaydı inanın bugün konuştuğumuz kanun teklifinden daha faydalı olurdu. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; esnaf siftah yapamazken, öğrenciler yurt sorunuyla uğraşırken, emekli geçim derdiyle, asgari ücretli pahalılıkla, memurlar 3600 ek gösterge talebiyle, çiftçi maliyetlerinin artmasıyla, sade vatandaşlarımız yoksullukla mücadele ediyor, saray ve rant çeteleri haricinde Türkiye’de kimse mutlu değil.”

İYİ Parti Isparta Milletvekili Aylin Cesur:

“Bir önceki konuşmamda dedim ki “Cumhuriyet tarihinin en kötü yönetilen ekonomi yönetimiyle karşı karşıyayız.” Oradan sesler geldi “Neden?” falan diye. Şimdi, konuşmamı değiştirdim, başka bir şey konuşacaktım, belki tam anlaşılmadıysa neden en kötü ekonomi, biraz daha anlatayım istiyorum.

Dolar her gün yükseliyor malum, onu herkes biliyor, yükseliyor da ne oluyor yani değil mi ne oluyor? Onu hemen söyleyelim: Enerji ithal, gübre yem ithal, teknoloji ithal, mercimek ithal, buğday ithal, ithal de ithal. İhracat yapmak için bile ithalat gerekiyor. Dolayısıyla artık Türkiye işte böyle bir ülke oldu. Ekonomiye gelince, dolayısıyla ekonomi doyurmayan bir ekonomi artık. Türkiye’de ciddi bir gıda ve aslında artık açlık sorunu var ve üreticileri teröristlikle suçlamaya kadar varan anlaşılamaz milletten bir kopuş, bunun sonucu olarak işlemeyen bir demokrasi ve doyurmayan bir ekonomi, işte bununla mücadele eden vatandaş. Gelişmekte olan ülkeler arasında 2011-2020 yılları içinde sefaletin en çok arttığı ülkeyiz mesela. Hani “Neden?” diyorsunuz ya. 34 milyon 119 bin 250 kişi bankalara borçlu, kişi başı borç 25.600 lira, asgari ücret 2.825 lira. 380 üç dolarmış asgari ücret, şimdi 303 dolara inmiş. Daha yıl bitmedi, yıl bitmeden yüzde 25 asgari ücretli yine gelirinden kaybetmiş. Giyim, konut, ulaşım ve sağlığı eklediğiniz zaman yoksulluk sınırı 9.931 lira, tekrar ediyorum asgari ücret 2.825 lira.

Türkiye gelirinden daha fazla harcamak zorunda kalan 44 milyon vatandaşı besliyor ve 3 milyon 644 bini borcunu ödeyemediği için yasal takipte bunların. 4 kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenmesi için harcaması gereken para yani açlık sınırı 3.049 lira. Şimdi, 16 milyon vatandaşımız her öğüne 1 simit parası bile kazanamıyor, evlerin yarısına kırmızı et girmiyor ve 3,75 milyon hanedeki toplam 10 milyon insan da beyaz et alamıyor.

Şimdi, enflasyon neredeyse yüzde 20 ama maaşlar, emekli aylıkları, burslar, yardımlar falan hiç bu rakamlarda değil. Kiralar yüzde 34,6 artmış, satılık evler yüzde 38,9 artmış. 2002’den beri yüzde 10 artmış öğrenci sayısı ama yurtlar yerinde sayıyor, öğrenciler sokakta kalıyor. Geniş tanımlı işsizlik yüzde 23,5’in üzerinde, 8,5 milyona yakın işsiz vatandaş var. Mazot dört yılda yüzde 74 artmış yani 100 lira ödeyen şimdi 174 lira ödemek zorunda. Süt yemi ve saman dört yılda yüzde 230 artmış yani 100 lira ödeyen şimdi 330 lira ödemek zorunda. ÜRE gübresi dört yılda yüzde 310 artmış yani 100 lira ödeyen şimdi 410 lira ödemek zorunda ve 619 binin üzerinde borcunu ödeyemeyen çiftçimiz var yani her 4 çiftçiden 1’i borcunu ödeyemiyor değerli arkadaşlar. 2003’te 2,5 milyar lira olan çiftçinin borcu 2021’de 180 milyar liraya yükselmiş. Bakın, 2,5 milyar liradan 180 milyar liraya yükselmiş. 2002’de çiftçinin kazancının yüzde 7’si borç ödemeye gidiyormuş, 2020’de yüzde 43’ü borç ödemeye gidiyor. Tarım Kredi Kooperatiflerine borcu olan çiftçi borcunu nasıl ödeyecek gözünüzü seveyim? Açın kulaklarınızı gözlerinizi ve bakın hâline çiftçinin, yanına gidemiyorsunuz ama bari benim söylediklerimi dikkate alın.

Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı çifti 2002’de 2 milyon 588 bin iken 2020’de 1 milyon 803 bine düşmüş yani sistemden 800 bin çiftçi ayrılmış. Bu ne demek biliyor musunuz? Artık bırakıyor, bu işi yapamıyor demek. SGK’ye kayıtlı çiftçiler 2008’den beri yarı yarıya azalmış, 1 milyon 127 binden 547 bine düşmüş. Çiftçi sayısı düşünce ne oldu biliyor musunuz? Ekili araziler azaldı ve tarımın hafızası var, bu bitiyor, çok üzülüyorum. 4,2 milyon hektar ekili arazimiz artık işlenmiyor yani Türkiye üretemiyor. Nasıl üretsin? Şimdi elma hasat zamanı bizim Isparta’da. Eğirdir ve Gelendostlu çiftçilerimizi buradan saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. İlacın geçen sene tonu 5-6 bin lira, bu sene yüzde 60 artmış, 8-10 bin liraya çıkmış ve 1 kilo elmayı 1,9 liraya üretiyor elmacı. Şimdi, satış 2-2,20 lira güya ama 1,5 lira ile 1,8 lira arasında bulabilse satacak. Geçen sene satamadı, depolarda çürüdü, sokağa atmak zorunda kaldı. Gelendost ve Eğirdir’de on beş sene önce, bakın, on beş sene önce 0,50 liraya üretip 1,5 liraya satıyordu elma üreticisi ve şimdi aynı paraya satıyor. Bu ne demek biliyor musunuz? O zaman 3 katına satıyordu, şimdi aynı paraya satıyor yani bu da on beş yılda elma üreticisini 30 kat fakirleştirmişsiniz demek. 2019’da 114 bin, 2020’de 99.588 esnafımız kepenk kapattı. Yani her gün 300 esnaf kapatmış dükkânı. Ve en düşük emekli maaşıyla 2002’de 8 çeyrek altın alınıyordu, bugün 2 çeyrek altın alınıyor. 13 milyon emeklinin 9 milyonu yoksulluk sınırının altında. Zamlar peş peşe geliyor, ürettiğini satamıyor ki sanayici. Sanayici ve aslında sanayiyle uğraşan kesim de çok zor durumda. Son beş yılda neredeyse iş imkânı, istihdam hiç yaratılamamış.”

Copyright © 2021 Tüm Hakkı Saklıdır