Connect with us

SAĞLIK

Çocukları okulda enfeksiyondan korumak için öneriler

– İshal, bulantı, kusma gibi belirtilerle başlayan üst solunum yolu enfeksiyonlarının okulların açılmasıyla çocuklarda sık görüldüğünü söyleyen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Koray Hacıoğlu, “Ortak eşyaların kullanılması enfeksiyonların hızla yayılmasına neden olur. Uyku düzeni olan çocuklarda bağışıklık sistemi daha sağlıklı çalışıyor o nedenle buna dikkat etmek gerekir. Her çocuğun haftada en az 2 gün 30 ila 60 dakika süreyle egzersiz ya da spor yapması lazım. Ayrıca vitamin ve mineral ihtiyacının haftada en az bir gün mevsim balıkları yenerek, taze mevsim sebze ve meyveleri tüketerek doğal yollarla karşılanmasını öneriyorum” dedi.

Kalabalık ve havalandırması yetersiz okullarda enfeksiyonun sık görülüp yayıldığını vurgulayan Medicana Ataşehir Hastanesi’nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Koray Hacıoğlu, “Özellikle okula ilk kez başlayan çocuklar okula başladıkları ilk yıl içinde yaklaşık 8 kez ateşli üst solunum yolu enfeksiyonuna yakalanıyor. Okul ortamında bakteri ve virüsler, çoğunlukla damlacık yolu olarak bilinen havada asılı kalan partiküller, doğrudan temas veya besinlerden ağız yoluyla bulaşıyor. Örneğin nezle ya da üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren bir çocuğun hapşırma ve öksürmesi ile mikropların havaya saçılması gerçekleşiyor veya ortak eşyaların kullanılması ile de enfeksiyonlar hızla yayılmaya başlıyor” diye konuştu.

UYKU DÜZENİ ÇOCUKLARIN BAĞIŞIKLIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRİYOR

Aşı uygulamalarının zamanında yapılmasını tavsiye eden Dr. Hacıoğlu, bu sayede hastalıkların daha hafif geçirilmesi ya da tamamen önlenebilmesinin de mümkün olduğunu dile getirdi. Dr. Hacıoğlu, “Uyku düzeni oluşturulan çocuklarda bağışıklık sistemi daha sağlıklı çalışıyor. Bu sebeple uyku ve uyanma zamanının her gün aynı düzende olmasının okula başlamadan önceki dönemde sağlanması gerekiyor. Düzensiz uyku aynı zamanda dikkat dağınıklığı ve odaklanma problemlerine yol açarak okul başarısının düşmesine sebep olabiliyor” ifadelerini kullandı.

HAZIR GIDA VE ABUR CUBURDAN UZAK DURUN

Çocukların bağışıklık sisteminin düzenli egzersiz ve sportif faaliyetler yapmaları ile de destekleneceğini belirten Dr. Hacıoğlu, “Her çocuğun haftada en az 2 gün 30 ila 60 dakika süreyle egzersiz ya da spor yapmasının teşvik edilmesi gerekiyor. Ayrıca vitamin ve mineral ihtiyacının haftada en az bir gün mevsim balıkları yenerek, taze mevsim sebze ve meyveleri tüketerek doğal yollarla karşılanmasına özen gösterilmesi gerekiyor. Balıkyağı ya da vitamin takviyesi gibi ürünlerin ise ciddi beslenme ve kilo sorunu olan çocuklarda doktor gözetiminde kısıtlı sürelerde kullanılmaları lazım. Bu durum en çok okul beslenmeleri için geçerli. Çocukların okul beslenmelerinde hazır gıda ve abur cuburdan uzak durulması, sağlıklı atıştırmalık olarak nitelendirilen taze ve kuru meyveler, kuruyemişler veya süt ürünlerinin ara öğünlerin içine dahil edilmesi gerekiyor” dedi.

İYİ PİŞMEMİŞ ET ÜRÜNLERİ İÇEREN TOST GİBİ GIDALARDAN KAÇININ

Antibiyotiğe gerek olmayacağı vurgusu yapan Dr. Hacıoğlu, “Özellikle yağ içeriği yüksek poğaça, simit, tost gibi besinlerden ve parazit riski taşıyan iyi pişmemiş et ürünleri içeren tost gibi gıdalardan kaçınılması şart. Çocuklara düzenli diş fırçalama alışkanlığı kazandırılması da çocukta diş çürüklerini engelliyor, bu sayede enfeksiyonlarda ilk bariyer olan ağız diş sağlığındaki olası bozulmaların önüne geçiliyor. El hijyeni hastalıklardan korunmada ana kurallardan biri. Çocuğa yemek öncesi, sonrası, tuvalet öncesi ve sonrası en az 20 saniye süreyle su ve sabun kullanarak el yıkama alışkanlığı edindirilmesi gerekiyor. Okul dönemi hastalıklarının büyük çoğunluğu virüslere bağlı enfeksiyonlar olduğundan antibiyotiğin tedavide yeri yok. Hekimler reçete etmedikçe antibiyotik kullanımından kaçınılması gerekiyor” diye konuştu.

Dr. Hacıoğlu, okulda hastalanan, 48-72 saat içinde düzelme bulgusu görülmeyen, ateş sıklığı artan ve ateşi 41 dereceyi bulan çocukların, hastalıkları daha fazla ilerlemeden ve hastalıklarını arkadaşlarına bulaştırmadan mutlaka bir çocuk hekimi tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.