Sağlık
‘Şeker, rahim ağzı kanserini dolaylı olarak artırabilir’
Medicana Ataköy Hastanesi Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Şengül, şeker ve kanser ilişkisi hakkında bilgi verdi. Doç. Dr. Şengül, “Rahim ağzı kanseri, dünya genelinde kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olmaya devam ederken, hastalığın yalnızca HPV virüsüyle sınırlı bir risk çerçevesinde değerlendirilmemesi gerekiyor. Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar, beslenme alışkanlıklarının ve özellikle aşırı şeker tüketiminin, bağışıklık sistemi ve hücresel savunma mekanizmaları üzerindeki etkileri nedeniyle rahim ağzı kanseri riskini dolaylı olarak artırabileceğini ortaya koyuyor” diye konuştu.
Doç. Dr. Şengül, “Kanser günümüzde yalnızca genetik bir hastalık olarak değil, büyük ölçüde yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarıyla ilişkili bir sağlık sorunu olarak değerlendiriliyor. Özellikle sık tüketilen şekerli gıdalar, paketli cipsler ve hazır çorbalar, toplumda masum görülen ancak uzun vadede sağlık üzerinde ciddi etkiler oluşturabilen ürünler arasında yer alıyor” dedi.
‘ŞEKER KANSERİ DOĞRUDAN BESLER” İFADESİ BİLİMSEL OLARAK DOĞRU DEĞİL’
Tüm hücrelerin enerji kaynağının şeker olduğunu belirten Doç. Dr. Şengül, “Bu nedenle “şeker kanseri doğrudan besler” ifadesi bilimsel olarak doğru değildir. Ancak kanser hücreleri, normal hücrelere göre şekeri çok daha hızlı tüketir. Asıl risk, aşırı şeker tüketiminin vücutta oluşturduğu hormonal ve metabolik ortamdır. Sürekli yüksek şeker alımı, insülin ve insülin benzeri büyüme faktörlerini artırarak kanser hücrelerinin büyümesini kolaylaştırabilir” diye konuştu.
‘ÇOCUKLUK ÇAĞINDA YÜKSEK ŞEKER TÜKETİMİ, RİSK FAKTÖRLERİ ARASINDA’
Sorunun karbonhidratın kendisinin değil, liften arındırılmış rafine karbonhidratlar olduğunu söyleyen Doç. Dr. Şengül, “Beyaz şeker, beyaz un ve şekerli içecekler kan şekerini hızla yükseltir. Buna karşılık tam tahıllar, sebzeler ve baklagiller kan şekerini yavaş yükseltir ve koruyucu etki sağlar. Günlük serbest şeker tüketiminin toplam enerjinin yüzde 5’ini geçmemesini öneriliyor. Bu, yaklaşık 25 gram yani 5–6 küp şekere denk gelir. Çocukluk çağında yüksek şeker tüketimi; obezite, insülin direnci ve hormonal bozukluklara yol açabilir. Bu durumlar, ilerleyen yaşlarda bazı kanser türleri için zemin hazırlayan önemli risk faktörleri arasında yer alır” ifadelerini kullandı.
‘CİPSLER DE RİSKİ ARTIRABİLİR’
Sadece şeker değil cipslerin de kanser riskini artırabileceğine değinen Doç. Dr. Şengül, “Özellikle yüksek sıcaklıkta kızartma sonucu oluşan akrilamid maddesi, deneysel çalışmalarda başta mide, bağırsak ve pankreas olmak üzere bazı kanser türleriyle ilişkilendiriliyor. Haftada birkaç kez cips tüketimi; obezite, tansiyon yüksekliği ve metabolik bozukluklara yol açarak kanser riskini dolaylı biçimde artırır. Çocuklarda ise bu risk daha yüksektir, çünkü büyüme dönemindeki metabolizma çevresel faktörlere daha hassastır. Ancak tek bir gıda kanser yapmaz; ancak uzun yıllar boyunca sürdürülen yanlış beslenme alışkanlıkları, kanser riskini ciddi şekilde artırabilir. Toplum genelinde sağlıklı beslenme alışkanlıklarının yaygınlaştırılması, kanserle mücadelede en etkili ve en ucuz korunma yöntemlerinden biridir” dedi.
‘SADECE BESLENME DEĞİL DÜZENLİ TARAMA ŞART’
Kanserin genel anlamda önlenmesiyle ilgili olarak önerilerde bulunan Doç. Dr. Şengül, sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Taze meyve, sebze, tam tahıllardan oluşan bir beslenme düzeni bağışıklık sisteminin güçlü olmasına katkı sağlar. Flavonoidler, ki elma, kuşkonmaz, brokoli, lahana, sarımsak, fasulye, soya ve ıspanakta bulunur, kansere karşı önlem alınmada tüketilebilmektedir. Folat alımının da HPV’si bulunan kadınlarda rahim ağzı kanseri riskini azalttığını gösteren çalışmalar da bulunmaktadır. Avokado, nohut, mercimek, çilek folat içeren besinlerdendir. Karotenoidler yani A vitamini kaynaklarının da sağlıklı beslenmede olması önem taşır. Havuç, bal kabağı, kabak, tatlı patates gibi sağlıklı yiyeceklerde A vitamini bulunur. Sağlıklı beslenme, genel kanser önleme planının önemli bir parçası olsa da, tek bileşen olmamalıdır. Rahim ağzı kanseri genellikle yaşam tarzı faktörleriyle bağlantılı olduğundan, sigara içmemek, HPVye karşı aşı olmak, tek eşli olmak ve doktorun önerdiği aralıklarla düzenli olarak rahim kanseri tarama testleri (Pap smear testi) yaptırmak, düzenli jinekolojik muayeneleri aksatmamak gibi önlemleri de almak önemlidir.”