Connect with us

KÜLTÜR

SAHRA ÇÖLÜNDEN SONSUZLUĞA: ANTOINE DE SAINT – EXUPÈRY

Bir çocuk hikâyesiydi aslında onun yazdığı, sonrasında büyük küçük demeden herkesin kalbine dokundu, herkes çok sevdi Küçük Prens’i. Gezegeninde tek başına yaşayan, yıldızıyla diğer gezegenleri seyahat edip kendisine dost arayan küçük sarışın bir çocuktu o… Ve dostluğu dünya gezegeninde, bir küçük tilkinin minicik yüreğinde buldu. Pek çok yetişkinler, pek çok güçlü karakterler onulmaz bir şekilde gezegenlerinde “çok mühim işlerine” devam ederlerken aslında önemsedikleri arzuları haricinde her şeye kapalı bir biçimde sıradan, rutin hayatlarını yaşamaktadırlar ve Küçük Prens, hepimizin unuttuğu, ardımızda bırakmak zorunda kaldığımız ve daha üzücü tabirle “büyümek zorunda kalarak” içimizde sakladığımız küçük çocuğu simgeleyen o masum ruh, o saf karakter yetişkinlerin dünyasındaki soğuk, somut, katı gerçekliği ve kendi kişisel çıkarlarını ön planda tutan bu olgun hayat tarzını yererken, kendisine bir “dost” arar. 

Antoine De Saint Exupéry, Küçük Prens isimli kitabın yazarı, ayrıca kendisi bir pilot ve 30 temmuz onun uçağıyla son uçuşuydu; hayal dünyasının kapılarını aralayıp bize bir çocuk olmanın ne demek olduğunu tekrar hatırlatan, hiçliğin ortasında küçük bir çocukla arkadaşlık eden ve gerçek hayatta da kitabında olduğu gibi hüzünlü bir veda eden yazar, uçağıyla yaptığı son uçuşunda kayboldu ve 2000 yılında enkazı Marsilya açıklarında bulundu. Exupéry en ünlü eseri olan Küçük Prens’te suluboya ile çizdiği resimlere de yer vererek çocuk olmayı göstermek istemiştir bunun için küçükken çizdiği resimleri yetişkinlere gösterdiğinde büyük insanların hep realist çerçeveden baktıklarını hep kendi büyük, önemli işlerine faydası olmayacak şeylerle ilgilenmediklerinin farkına vararak kitabında bundan söz etmiştir. Antoine De Saint Exupéry kitabında bir de çok önemli bir söz söyler: “Büyükler kendi başlarına hiçbir şeyi anlamıyorlar ve onlara sürekli sürekli açıklama yapmak çocuklar için çok yorucu.” bu doğru çünkü çocukların umursadığı şey neden değil sonuçtur, çocuklar sadece anın tadını çıkartmak isterler; ruhlarında ve kalplerinde kötülük yoktur, kötü düşünceler yetişkinlerden, televizyondan, şuradan buradan zihinlerine geçer, bu yüzden nedensellik oluşturmak ve açıklama yapmak çocuklar için oldukça güçtür.

Kitapta yazarın gerçek kişiliği ve hayatından izler buluruz: Antoine De Saint Exupéry yazarlığının yanı sıra bir pilottur, sanata olan ilgisini kaybetmemiştir ancak kendi deyimiyle çocukken yaptığı resimlerin, yetişkinler tarafından yanlış yorumlanması onu bir uçağa atlayıp tüm yetişkinlerden uzaklaşma ve çocuksu hayallerinin peşinden koşma hevesine gark etmiştir. Eserinde dünyaya dair pek çok yer gördüğünden söz eder, uçağıyla bir sürü coğrafya geçtiğinden bahseder zaten öykü de burada başlar; uçağı bozulunca Sahra Çölü’ne zorunlu iniş yapar orada da Küçük Prens ile karşılaşır, hikâyenin bundan sonrasında Küçük Prens’in anlattıklarını dinleriz. Küçük Prens aradığını dünyada bulur, bir vahşi tilki ile karşılaşır, her yerde arkadaş arar ancak ona arkadaşlığın nasıl oluştuğunu tilki öğretir, tilkiyi evcilleştirmesi gerekir. Evcilleştirmek, bağ kurmak demektir, benimsemek demektir, kendine alıştırmak demektir; bu ancak gönülden yapılacak bir şeydir ve bunu iki kişi karşılıklı yapabilir işte o zaman iki ruh bir bağ kurar, birbirini evcilleştirir ve gerçek bir dost olurlar, Küçük Prens yazara dostluğun ve çocuk olmanın ne olduğu anlatır, yazarımız Antoine De Saint Exupéry de bunu bize aktarır. 

Antoine De Saint Exupéry Kimdir? 

Antoine De Saint Exupéry 1900’de Lyon’da doğmuştur, kaderin bir oyunu olarak Deniz Harp Okulu’na girmeyi başaramayıp Güzel Sanatlar Okulu’na girmeye karar verir, askerliğini de Strasbourg’daki  Hava Kuvvetleri’nde gerçekleştirir, böylece o artık bir pilot olmuştur. 1925 yılında Havacılık Dünyası isimli bir öykü yazmıştır, 1931 yılında bir diğer çok başarılı romanı Vol de Nuit’i yazmıştır, 1935 yılında uçakla Paris – Saignon rekorunu kırmayı denemiş ancak başaralı olamamıştır 1943 yılında ise adıyla özleşen Le Petit Prince  yani Küçük Prens’i yayınladı. İlerlemiş yaşından ötürü pilotluk yapması sakıncalı görünüyordu ve yasaklanmıştı ama onun özgürlükçü ruhu göklere aitti, 31 Temmuz 1944 yılında Korsika’dan, Borgo kasabasından havalanmış ve bir daha da geri dönmemiştir, bir başka kaynağa göre ise uçağının Marsilya açıklarında vurulup batmıştır, 2000 yılında uçağının enkazı balıkçılar tarafından bulunmuştur, Küçük Prens’i Sahra’nın boşluğunda ve kimsesizliğinde tanıyan bu sanatçı pilot tıpkı onun gibi sonsuzluğa erişmiştir. 

KAYNAKÇA 

https://tr.wikipedia.org/wiki/Antoine_de_Saint-Exup%C3%A9ry

Mete Sena, Kitap Analizi: Küçük Prens, https://www.monapsikoloji.com/kitap-analizi-kucuk-prens/ 

Antoine De Saint Exupéry Küçük Prens, Çeviren: Nadir İpek, 3. baskı, İstanbul: İlgi Kültür Sanat Yayıncılık, 2015 

Continue Reading
Advertisement
Click to comment

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply