Politika
Kurtulmuş: CHP’nin Genel Başkanı grupta konuşma yapabilir
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İsveç dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Kurtulmuş, Finlandiya ve İsveçe düzenlediği resmi ziyarete ilişkin, “Finlandiya ve İsveç, özellikle NATO süreçlerinde birtakım gerilimlerin olduğu ülkelerdi. NATOya girdikten sonra her iki ülke açısından da Türkiye ile ilişkilerinde yeni bir dönem başladı. Hakikaten Türkiyenin önemi artıyor. Avrupa Birliğinin (AB) etkisizleşmesi ve Avrupa’nın güvenliği bakımından NATO’nun yetersiz kalması, özellikle Rusyaya komşu olan ülkelerde ciddi bir güvenlik ihtiyacı ortaya çıkarıyor. Güvenliği sadece askeri açıdan değil ekonomik ve siyasi güvenlik olarak da görüyorlar. Bu alanlarda Türkiyenin önemi daha da artıyor. İnşallah bu toplantıların bu bakımdan da faydası oldu. Havaalanından itibaren üst düzey bir ağırlama ve karşılama vardı. Hem Finlandiya hem de İsveç’te çok ilgi gösterdiler” ifadelerini kullandı.
Kurtulmuş, Türkiyede düzenlenecek NATO zirvesine halihazırda 20 ülke Meclis başkanının katılacağını ve katılan başkan sayısının ilerleyen günlerde artacağını belirtti.
ABDE İLK GÖRECEKLERİ YER TÜRKİYEDİR
Kurtulmuş, Finlandiya Cumhurbaşkanı Stubbın, Türkiyeye AB yolu açılmalı. AB üye sayısı 40a çıkmalı. Listede Türkiye de olmalı sözlerinin hatırlatılması üzerine, “Trumpın ikinci dönemine başlamasıyla birlikte Avrupa ile Amerika arasında, Avrupanın güvenliği konusunda ciddi ihtilafların ortaya çıktığı aşikar. Dolayısıyla yeni perspektiflere ihtiyaç var. Aynı tezleri tekrarlamanın bir anlamı yok. Bunları çok net şekilde, açıklıkla söylüyoruz. Burada Avrupanın, Biz bize yeteriz deme lüksü kalmamıştır. Avrupanın içine kapanma lüksü de kalmamıştır. Avrupa içerisindeki bütün ırkçılık, İslam karşıtlığı, yabancı düşmanlığı gibi Avrupa siyasetini rotasından çıkaran gelişmelere rağmen AB mutlaka genişleyerek kendisini korumak mecburiyetindedir. Genişlemeyi düşündükleri zaman ilk görecekleri yer Türkiyedir. Finlandiyada Cumhurbaşkanı Sayın Stubb’ın bunu da açıklıkla kabul ettiğini ve etrafına anlatmaya başladığını da gördüm” dedi.
NETANYAHUNUN TAMAMEN YALNIZLAŞACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM
Eski Almanya Başbakanı Angela Merkel ile birlikte Avrupada liderlik döneminin sona erdiğini ve Avrupa siyasetinde ihtilafların yaşandığını kaydeden Kurtulmuş, Rusyanın Ukraynaya bağlı Kırımı işgal etmesiyle Avrupa kıtasının çaresiz kaldığını dile getirdi. İsrailin bölge ülkelerine yönelik saldırıları hakkında Kurtulmuş, “Bundan 1-2 sene önce Gazze konusunda, Filistin konusunda, İsrail’in saldırganlığı konusunda konuştuğumuzda, Öyle diyorsunuz ama şunlar da var diyerek mazeret üreten Batılı dostlarımızın artık bu mazeretleri eskisi gibi ifade etmediklerini görüyorum. Çünkü ortada açık bir saldırganlık ve soykırım var. Gazze topraklarında başlayan çok sert bir apartheid rejim uygulaması var. Lübnanda fiili bir işgal var. Bunların hiçbirisinin Amerika ve İsrailin İranda başlattığı savaşla uzaktan yakından ilgisi yok. Burada İsrail artık giderek savunulamaz bir ülke konumuna geliyor. Netanyahu ve çetesinin tamamen yalnızlaşacaklarını düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu.
CHP İÇERİSİNDEKİ ÇELİŞKİYİ ÜZÜLEREK TAKİP EDİYORUM
Kurtulmuş, CHPnin TBMM grup toplantısı ile ilgili tartışmalara ilişkin, “Ben CHPnin içerisindeki çelişkiyi açıkçası üzülerek takip ettiğimi ifade etmek isterim. Meclis Başkanı olarak da içlerindeki bu konuların tarafı olmamaya büyük özen gösteriyorum ilk andan itibaren. Dikkat ederseniz fazla konuşmuyorum, sözlerimi de son derece dikkatli seçmeye çalışıyorum. Nihayetinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı, bu konularda Meclis İçtüzüğü ve partilerin grup iç yönetmelikleriyle sınırlıdır. Oradan gelecek yazılara göre biz kararlarımızı almak durumundayız. Ortada CHP Genel Merkezi ve CHP Grup Başkanlığı tarafından gelmiş yazılar var. CHP Meclis Grup Başkan Vekillerinin imzasıyla Grup Başkanı olarak geçen hafta Sayın Özel grup toplantısı yaptı. Aynı şekilde önümüzdeki yasal mevzuat çok açıktır ki CHPnin Genel Başkanı ya da herhangi bir partinin genel başkanı da kendi partisinin grup toplantısında konuşma yapabilir, bunu önleyecek hiçbir madde yok. Dolayısıyla biz buna göre hareket etmek durumundayız” değerlendirmesinde bulundu.
ÇÖZÜM YERİ CHP KURUMSAL KİMLİĞİDİR
Kurtulmuş, TBMM tarihinde geçmişte benzer bir örnek yaşandığını vurgulayarak, “Sayın Murat Karayalçın, Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) Genel Başkanı ama milletvekili değil. Sayın Karayalçın’a rağmen Aydın Güven Gürkan Meclis Grup Başkanı olarak seçiliyor. Bu konuyla ilgili nasıl hareket edileceğine ilişkin o zamanki TBMM Başkanı rahmetli Cindoruka soruluyor. Cindoruk da biz, Meclis Başkanlığı olarak bir partinin iç işlerinde taraf değiliz diye çok açık bir şekilde konumunu belli ediyor ve orada hem grup başkanlığından gelen yazıyı kabul ediyor, hem de o zamanki Sayın Genel Başkan Murat Karayalçın meclis grubunda konuşma yapıyor. Meclis Başkanlığı açısından konu dün de açıktı, bugün de açıktır. Çok az sayıda da olsa bazı siyasi yorumcular, Meclis Başkanlığını bu konunun tarafı yapmaya kalkmasınlar. Bu meselenin çözüm yeri CHP kurumsal kimliğidir. Burada Meclis Başkanlığı olarak bizim mevzuat, kanunlar, kararlar çerçevesinde bir katkımız olacaksa samimiyetle CHPnin kendi meselesini halletmesi için destek olmaya hazırız. Ben ne yapacağımı da yapmayacağımı da gayet iyi biliyorum. Meclis İçtüzüğü’nün ve partilerin grup iç yönetmeliklerinin hangi yetkileri verdiğinin farkındayım. Bu anlamda Meclis iç mevzuatı bakımından söylüyorum; herhangi bir partinin Meclisteki iç işleyişiyle ilgili TBMM Başkanlığına bırakılmış bir inisiyatif yoktur” ifadelerini kullandı.
Kurtulmuş ayrıca Meclis Başkanlığının siyasi magazinin gündemi olmaması gerektiğini ve yorumcular ile gazetecilerin demokratik teamüller çerçevesinde hareket etmesi beklediğini aktardı.
SİLAHLARIN TESLİMİNDE GECİKME OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ
Terörsüz Türkiye sürecine dair Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçelinin sürecin hızlanmasına yönelik sözlerinin hatırlatılması üzerine Kurtulmuş, “Süleymaniyede silahların yakılması çok sembolikti ama çok değerliydi. Eğer ondan sonra örgüt, üzerine düşen sorumlulukları hızlı bir şekilde yerine getirmeye devam etseydi zaten bu iş çoktan bitmişti, yasal düzenlemelerin hepsi yapılmış olurdu. Dolayısıyla burada silahların bırakılması, teslimi konusunda İmralının iradesinin dışında da ciddi bir gecikme olduğunu görüyoruz. Ümit ederim ki buradaki gecikme bir an evvel kaldırılır. Direnç varsa, örgüt bu direncini artık tamamen kaldırır ve adımlar atılır. Sayın Cumhurbaşkanından başlayarak aşağıya kadar çok sağlam bir irade var. Siyaset üzerine düşen görevi yaptı, rapor yerine geldi. Neler yapılabileceği, ne tür bir yasa yazılacak o bile raporda ana hatlarıyla ortaya konuldu. Burada, Tamam, artık silahlar bırakılmıştır konusunun yerine getirilmesi lazım. Benim görebildiğim kadarıyla hem İsrailin Lübnan saldırıları hem de Suriyedeki bazı ayrılıkçı grupların, Dürzi grupların silahlanması süreçleri muhtemelen örgütün içerisindeki bazı gruplara Acaba bize buradan bir pozisyon doğuyor mu? gibi bir ümit ortaya çıkardı. Ancak Ahmed Şara hükümetinin ve orada PYD ile birlikte yeni Suriye yönetiminin çok hızlı bir entegrasyon sürecinin, beklenenden de başarılı bir şekilde devam ediyor olması oradaki ümidi suya düşürmüş oldu örgüt bakımından. Dolayısıyla oradan da bir ümit ışığı olmadığı için artık silah bırakma konusunda örgütün herhangi bir başka yanlış yola sapmayacağını düşünüyorum” diye konuştu.