Türkiye

İzmir – Su kaynaklarının geleceği İzmir’de ‘Su Konferansı’nda mercek altına alındı

Yayınlanma tarihi:

Güncelleme:

Son gelişmeleri kaçırmamak için Google News sayfamızı takip edin. Butona tıkladıktan sonra açılan sayfanın sağ üst tarafında yer alan yıldızlı "Takip Et" simgesine dokunmanız yeterlidir. Takip Et

İZMİRde düzenlenen Su Konferansında, iklim krizi nedeniyle stratejik önemi her geçen gün artan su kaynaklarının geleceği, tüm paydaşların katılımıyla ele alındı.

Reklam yükleniyor...
Sizin için uygun reklam bulunamadı!

İzmirde, Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ESİAD) ev sahipliğinde, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) ve İzmir Ticaret Borsasının (İTB) katkılarıyla Su Konferansı düzenlendi. İzQ Girişimcilik ve İnovasyon Merkezinde gerçekleştirilen konferansta, iklim krizi nedeniyle stratejik önemi her geçen gün artan su kaynaklarının geleceği, İzmirde tüm paydaşların katılımıyla mercek altına alındı. Konferansın açılış konuşmasını yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, insanın günlük yaşamında kullanabildiği tatlı suyun toplam suyun yalnızca yüzde 2,5si olduğunu söyleyerek, en değerli olan ve en çok korunması gereken suyun yer altı su rezervleri olduğunu aktardı. Tugay, iklim krizi ve insanların neden olduğu kullanımlar nedeniyle suyun giderek azaldığını belirtip, “Bu gidişatın durması kolay gözükmüyor. Tasarruf edeceğiz, deniz suyunu arıtacağız. Su kaynakları yer altı ve yer üstünde bittiği zaman ne yapacağız? Yapacak şeyler bir noktada yetersiz hale gelecek. Bu kötü tablodan bizi çıkartacak şey insanoğlunun aklı, bilimle ulaşacağı çözümler olacak” dedi.

BÜTÜNCÜL BİR DÖNÜŞÜMLE YÖNETİLEBİLİR

Dünya nüfusunun yaklaşık yarısının, yılın en az bir ayında ciddi su kıtlığı yaşadığını söyleyen Tugay, “2015 yılında mutlak su stresi altında yaşayan ülke sayısı 25ti, 2050de bu sayının 45e çıkması bekleniyor. Türkiye de bu risk kuşağının içinde yer alıyor. Bu nedenle su, kentlerin güvenliği ve geleceğiyle doğrudan ilgili. Bugün suyu yönetemeyen kentler, yarın kriz yönetmek zorunda kalacaktır. Bu tabloyu en ağır yaşayan bölgelerden biri Akdeniz Havzası. Kıtlık yaşayan Gediz ve Küçük Menderes, İzmiri doğrudan ilgilendiren ve suyun stratejik biçimde yönetilmesi gereken havzalardır. Su krizi tarım, sanayi ve kent politikalarının birlikte ele alındığı bütüncül bir dönüşümle yönetilebilir. Evsel atık suların yüzde 50-80i gri sudur. Bu suların geri kazanımıyla binalarda şebeke suyu tüketimini yüzde 40 ila yüzde 50 arasında azaltmak mümkün. İçilebilir nitelikteki suyu her alanda kullanmaya devam etmek, su stresi yaşayan kentler için sürdürülebilir değildir” ifadelerini kullandı.

Reklam yükleniyor...
Sizin için uygun reklam bulunamadı!

GRİ SU SİSTEMLERİNİN KURULMASINI ZORUNLU HALE GETİRECEĞİZ

Reklam yükleniyor...
Sizin için uygun reklam bulunamadı!

Belediyenin 2024-2025 döneminde kayıp-kaçak oranını düşürmek için altyapı yatırımlarına odaklandığını belirten Tugay, “1 yılda 5,6 milyon metreküp suyumuzu kaybetmemiş olduk. İzmir, kayıp-kaçak oranında Türkiyenin en iyi 5inci şehri. 7 Akdeniz kentiyle birlikte pilot çalışma yürütüyoruz. Kendi tesislerimizde ve belediyemize ait binalarda kullanılan suyun yüzde 30-50sini gri sudan elde etmeyi amaçlayan bir çalışma yapılıyor. Lavabo ve duşlardan gelen suların sterilize edilerek yeniden kullanılmasını sağlayacak sistemleri devreye alacağız. Önümüzdeki dönemde büyük ölçekli binalarımızın önemli bir bölümünde bu dönüşümü hayata geçireceğiz. Yeni yapılan binaların hemen hepsinde gri su sistemlerinin kurulmasını zorunlu hale getireceğiz” dedi

İZMİR İÇİN ACİL İHTİYAÇ

Yeni kuyuların açıldığını ve mevcut kuyuların yenilendiğini söyleyen Tugay, baraj yatırımlarının önemine dikkat çekerek, DSİnin yapımına başladığı 2 barajın İzmir için acil ihtiyaç olduğunu ve kısa sürede tamamlanmasını beklediklerini ifade edip, “DSİ başta olmak üzere tüm ilgili kurumların görevi; suyu sadece tahsis eden değil, havza ölçeğinde yöneten, riskleri önceden gören ve veriye dayalı karar alan bir yaklaşımı birlikte hayata geçirmektir. Valiliğin koordinasyonunda kurumlar arası veri paylaşımının güçlendirilmesi, planların sahada karşılık bulması ve risklere karşı ortak hareket edilmesi artık ertelenemez bir zorunluluktur. Beklentimiz açık: Aynı suyu paylaşanların, aynı gelecek için birlikte çalışması. İzmir, başta su olmak üzere küresel iklim krizinin olumsuz etkilerini çok çalışarak ve dayanışmayla ortadan kaldıracaktır” açıklamasında bulundu.

Reklam yükleniyor...
Sizin için uygun reklam bulunamadı!

SU YOKSA ÜRETİM YOKTUR

Reklam yükleniyor...
Sizin için uygun reklam bulunamadı!

ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu su yönetiminin artık doğrudan kalkınma, rekabet gücü ve risk yönetimi meselesi haline geldiğini belirtip, “Türkiyenin ciddi su stresi altında olduğunu biliyoruz. Bu gerçek, suya yaklaşımımızda köklü bir zihinsel dönüşümü zorunlu kılmaktadır. Suyu sadece bir kaynak olarak değil; her damlası ölçülen, planlanan ve yeniden kazanılan stratejik bir unsur olarak görmeliyiz. Su yoksa üretim yoktur. Su yoksa sürdürülebilir kalkınma mümkün değildir. Su yoksa kentlerde yaşam son derece zordur” dedi.

SU KITLIĞI SADECE BİR ÇEVRE SORUNU DEĞİL

İTB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bülent Uçak ise “Su kıt bir kaynaktır. Küresel iklim değişikliği su döngüsünü kökten değiştirmektedir. Yağış rejimleri farklılaşıyor, kuraklık ve taşkınlar daha sık ve daha şiddetli yaşanıyor. Aşırı hava olayları tarımsal verimliliği, gıda güvencesini ve ekonomileri olumsuz etkiliyor. Su kıtlığı sadece bir çevre sorunu değildir. Tarımsal üretimin azalması, gıda güvencesi ve ekosistem risklerini barındıran çok boyutlu bir etkiden bahsediyoruz. Bu nedenle bu risklere karşı hazır olmalı ve iyi bir planlama yapmalıyız” dedi. Tarım sektörünün küresel tatlı su tüketiminin yaklaşık yüzde 70ini, Türkiyede ise yüzde 77sini oluşturduğunu belirten Uçak, “Tarımsal sulamada geleneksel yöntemlerden akıllı ve sürdürülebilir sistemlere geçmek bir tercih değil, zorunluluktur” ifadelerini kullandı.

Reklam yükleniyor...
Sizin için uygun reklam bulunamadı!

GELECEĞİN ALTINI OLMASI BEKLENİYOR

Reklam yükleniyor...
Sizin için uygun reklam bulunamadı!

EBSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Ürün de “Suyun değeri kuyu kuruyunca anlaşılırmış, tam da böyle günlerden geçiyoruz. Suyun, geleceğin Bitcoini ve geleceğin altını olması bekleniyor. Uluslararası arenada su için mavi altın, mavi petrol ifadeleri kullanılıyor. Azalan su kaynakları, artan kirlilik ve iklim krizinin etkileri, suyu daha stratejik bir hale getiriyor. İzmirde suyu verimli kullanmayı, yeni su kaynakları üretmeyi ve alternatif çözümleri konuşuyor olmamızı çok önemsiyorum” diye konuştu.

Haber: Seza Nur ALPDÜNDAR, Kamera: Mehmet KILINÇ/İZMİR,-

Reklam yükleniyor...
Sizin için uygun reklam bulunamadı!
Son gelişmelerden ilk siz haberdar olmak için bizi takip edin.
Reklam yükleniyor...
Sizin için uygun reklam bulunamadı!
Exit mobile version