Sosyal medyada bizi takip edin

Türkiye

İstanbul – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: ‘Güçlüysem her şeyi yapabilirim’ anlayışı sürdürülebilir değildir

Yayınlanma tarihi:

Güncelleme:

Son gelişmeleri kaçırmamak için Google News sayfamızı takip edin. Butona tıkladıktan sonra açılan sayfanın sağ üst tarafında yer alan yıldızlı "Takip Et" simgesine dokunmanız yeterlidir. Takip Et

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen STRATCOM Zirvesine katıldı. Yılmaz burada bir konuşma yaptı.

Yılmaz, “Belirsizliklerin arttığı bu dönem küresel ekonomiye de ciddi şekilde darbe vurur boyutlara ulaşmıştır. Kurallara dayalı sistem söyleminin yerini güç siyaseti alırken; güven, meşruiyet ve anlatı eş zamanlı sorgulanmaktadır. ‘Güçlüysem istediğimi yapabilirim’ anlayışı uluslararası hukuku zayıflatırken, iç siyasette de meşruiyet krizlerine yol açmakta ve demokratik süreçlere zarar vermektedir. Gazze’de devam eden insani trajedi, bölgeye yayılan gerilim ve İran merkezli gelişmeler, uluslararası sistemin mevcut yapısıyla bu krizlere karşılık vermekte ne denli zorlandığını ortaya koymaktadır. Şu anda en sıcak mesele İsrail’in kışkırtmasıyla başlayan İsrail-ABD ile İran savaşıdır. Bu savaş, bölgesel ve küresel istikrara çok ciddi etkilerde bulunmaktadır. Çocuklar dahil savaşın ürettiği insani maliyetleri hep birlikte görüyoruz. İnsani maliyetlerin ötesinde ekonomik, çevresel maliyetler de maalesef karşımızda. Özellikle ticaret kanalıyla, lojistikle, turizm kanalıyla, yine gübre gibi temel girdiler başta olmak üzere tarım ve gıda üzerindeki etkilerle, yaşanan savaş dünyada büyük maliyetler üretir hale gelmiştir” dedi.

‘TARİHİN DOĞRU TARAFINDA OLDUĞUMUZU HEPİMİZ GÖRMÜŞ OLACAĞIZ’

Yılmaz, “Türkiye Cumhuriyeti olarak biz bu savaşın bir an önce sona ermesini, öncelikle bir ateşkes sağlanmasını, sonra da kalıcı bir şekilde bu çatışma risklerini bir daha yaşamayacağımız bir şekilde diplomasiyle sorunların aşılmasını bekliyoruz. İranda bunlar yaşanırken bir anlamda İrandaki savaşın gölgesinde, bu savaşın oluşturduğu atmosferden de istifade ederek; İsrailin Gazzede ortaya koyduğu eylemler, Batı Şeriada ortaya koyduğu hukuk dışı eylemler, Lübnanı işgal etmesi, egemen başka bir ülkeyi işgal etmesi ve 1 milyondan fazla insanı yerinden yurdundan etmesi, Suriyedeki istikrarı tehdit eden eylemler içinde bulunması da altını çizmemiz gereken bir durumdur. Bir taraftan da tabii Mescid-i Aksanın bayram namazında dahi inananlara kapalı tutulması hiçbir ölçüyle kabul edilebilir bir durum değildir. Bu yapılanlar hukuka, temel insan haklarına, inanç özgürlüklerine aykırı olduğu gibi Kudüsün ruhuna ve Hazreti İbrahimin mirasına da büyük bir ihanettir. Bunu bu şekilde ifade etmek isterim. Bütün dünyanın, uluslararası kurumların, yeniden bir güven inşa etmek isteyen tüm çevrelerin bu hukuk dışı yaklaşımlara mutlaka karşı çıkması ve güçlü bir şekilde sesini yükseltmesi gerekir. Cumhurbaşkanımız bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu haksızlıklara karşı ilkeli duruşunu gür bir şekilde itirazlarını ifade etmeye devam ediyor ve inanıyorum ki bir gün bu yaşadığımız sürecin muhasebesini yaptığımızda, tarihi yeniden yorumladığımızda, tarihin doğru tarafında olduğumuzu hepimiz görmüş olacağız” diye konuştu.

‘GAZZEDE HAYATINI KAYBEDEN GAZETECİLER, BU SÜREÇLERİN EN GÜÇLÜ ŞAHİTLERİDİR’

Yılmaz, “Doğru tutumları zor zamanlarda göstermek önemlidir. Rahat zamanlarda herkes konuşabilir. Önemli olan zor dönemlerde doğru tavrı, doğru iletişimi, doğru ilkeli duruşu sergileyebilmektir. Cumhurbaşkanımız da bunu gerçekleştiriyor. Türkiye Cumhuriyeti barıştan yana, diplomasiden yana, savaşlara karşı tutumunu net bir şekilde sergiliyor ve sergilemeye devam edecek. Gazzede yaşanan soykırımda bu gerçekleri yansıtmaya çalışırken hayatını kaybeden gazeteciler, basın mensupları bu süreçlerin en güçlü şahitleridir, tanıklarıdır. Bu durum bilgi boşluklarının manipülatif içeriklerle doldurulmasına elverişli bir zemin oluşturmakta ve algı üretimini daha kırılgan hale getirmektedir. Böylesine çalkantılı bir konjonktürde sahaya çıkan her aktörün önünde iki seçenek bulunur: Krizlerin önünde sürüklenmek ya da barış için, gidişatı değiştirmek için güçlü bir irade ortaya koymak. Türkiye Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğanın liderliğinde ikinci yolu tercih etmiş ve bu tercihini de sadece lafla, sözle değil; somut adımlarla tüm dünyaya kanıtlamıştır” diye konuştu.

‘TÜM KRİZ ALANLARINDA TÜRKİYENİN İLKESEL BİR TAVIR ORTAYA KOYDUĞUNUN ALTINI ÇİZMEK İSTİYORUM’

Yılmaz, “Liderler her zaman önemlidir, her koşulda önemlidir. Ancak fırtınalı zamanlarda, kaotik zamanlarda liderliğin önemi bir kat daha artmaktadır. Bu anlamda dirayetli liderliğiyle sadece ülkemiz için değil, bölgemiz için ve küresel düzen için de son derece önemli bir değer olan Cumhurbaşkanımızın liderliğinin çok daha kıymetli hale geldiğini vurgulamak isterim. Rusya-Ukrayna savaşı yaşanırken her iki tarafla da görüşebilen, Tahıl Anlaşması gibi tüm insanlığı, küresel ekonomiyi ilgilendiren konularda mesafe alınmasını sağlayan lider Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmuştur. Güney Kafkasyada Azeri-Ermeni diyaloğunda ve barış çabalarında ne kadar önemli bir rol oynadığını hepimiz biliyoruz. Afrikada Etiyopya-Somali geriliminde ortaya koyduğu tavrı ve başarıyı tüm dünya izledi. Balkanlarda, Pakistan-Afganistan çatışmasında. Kısacası tüm kriz alanlarında Türkiyenin ilkesel bir tavır ortaya koyduğunun altını çizmek istiyorum. Bu yaklaşım bir krize dönük, bir olaya dönük tavrın ötesinde sistematik bir tutumu sergilemektedir. Bu da tüm taraflarla iletişim içinde olan, barışı arayan, müzakereyi arayan bir tavırdır” dedi.

‘DAHA ADALETLİ BİR DÜNYA MÜMKÜNDÜR BİZ BUNA İNANIYORUZ’

Yılmaz, “Cumhurbaşkanımızın Dünya 5ten büyüktür çağrısı tam da bu zeminde çok daha büyük bir anlam ifade etmektedir. Dünya 5ten büyüktür. Dünya kaos arayanlardan, çatışma, savaş arayanlardan da büyük. Dünyanın barışa ihtiyacı var, insanlığın barışa ihtiyacı var ve bunun temeli de adalettir. Daha adaletli bir dünya mümkündür. Biz buna inanıyoruz ve bu yönde çaba sarf etmeye tüm gücümüzle devam edeceğiz. Güçlüysem haklıyım, güçlüysem her istediğimi yapabilirim diyen bir dünyada Türkiye olarak biz karşı bir tavır sergiliyoruz ve şunu söylüyoruz: Hem haklı olacağız hem de güçlü olacağız. İkisini bir arada yapacağız. Ben şuna yürekten inanıyorum: Bugünkü güç siyaseti, Güçlüysem her şeyi yapabilirim anlayışı sürdürülebilir bir anlayış değildir. İnsanlık ve insanlık ittifakı buna müsaade etmez. Mutlaka ve mutlaka bir dip dalgayla bu ortamın değiştiğini, farklı şartların oluştuğunu göreceğiz. İşte Türkiye Cumhuriyeti olarak insanlığın değerlerini en güçlü şekilde taşıma iradesiyle, hafızamızla, medeniyet birikimimizle bu sürece liderlik eden ülkeler arasında olacağımıza inanıyorum” dedi. Konuşmalarının ardından İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a hediye taktiminde bulundu.

Son gelişmelerden ilk siz haberdar olmak için bizi takip edin.
  • Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, STRATCOM Zirvesine katıldı. Fotoğraf: Gülseren Karapınar/İstanbul,(DHA)

  • Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, STRATCOM Zirvesine katıldı. Fotoğraf: Gülseren Karapınar/İstanbul,(DHA)

  • Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, STRATCOM Zirvesine katıldı. Fotoğraf: Gülseren Karapınar/İstanbul,(DHA)

  • Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, STRATCOM Zirvesine katıldı. Fotoğraf: Gülseren Karapınar/İstanbul,(DHA)

  • Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, STRATCOM Zirvesine katıldı. Fotoğraf: Gülseren Karapınar/İstanbul,(DHA)

  • Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, STRATCOM Zirvesine katıldı. Fotoğraf: Gülseren Karapınar/İstanbul,(DHA) (Fotoğraftaki: Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz)

Continue Reading
Reklam