Türkiye

İstanbul- Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ülkemizi bu ateş çukurundan uzakta tutmak birinci önceliğimizdir

Yayınlanma tarihi:

Son gelişmeleri kaçırmamak için Google News sayfamızı takip edin. Butona tıkladıktan sonra açılan sayfanın sağ üst tarafında yer alan yıldızlı "Takip Et" simgesine dokunmanız yeterlidir. Takip Et

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 10uncu Milli İrade Platformu İftarına katıldı. Programda Cumhurbaşkanı Erdoğanın yanı sıra TBMM Başkanı Numan Kurulmuş, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, İlim Yayma Cemiyeti Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan ve çok sayıda davetli katıldı. Programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aziz İstanbullular, Milli İrade Platformunun değerli temsilcileri, kıymetli hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Milli İrade Platformu tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen iftar buluşmasının; başta platform bünyesinde güçlerini birleştiren sivil toplum kuruluşlarımız olmak üzere milletimiz, coğrafyamız ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Baharın yavaş yavaş yüzünü gösterdiği bu güzel İstanbul akşamında, gönüllü teşekküllerimizin siz kıymetli temsilcileriyle bir arada olmaktan duyduğum memnuniyeti evvelemirde belirtmek istiyorum. Bu anlamlı birlikteliğe vesile olan, bugün burada gönüllerimizi buluşturan, bizleri bir araya getirmek suretiyle hasret gidermemize katkı veren herkese şükranlarımı sunuyorum. Her birinize iftarınızı bizlerle paylaştığınız için teşekkür ediyorum. Bu vesileyle Milli İrade Platformunun tüm üyelerinin mübarek Ramazan-ı Şerifini tebrik ediyor; bu kutlu ay içinde Allah rızası için tuttuğunuz oruçların, ettiğiniz ibadetlerin, ülkemizde ve dünyanın farklı köşelerinde yaptığınız hayır ve hasenatın kabul olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Şimdiden, önümüzdeki pazartesi vasıl olacağımız Kadir Gecenizi tebrik ediyor; inşallah ardından erişeceğimiz Ramazan Bayramının da sizlere ve ailelerinize hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Burada hepimizin hissiyatına tercüman olacağına inandığım şu duaya, sizlerin de yürekten Amin diyeceğinize inanıyorum: Devamı devlet, Nasibi cennet, Bekayı iman, Rızayı Rahman. Cenab-ı Allah hepimize bu şekilde yaşamayı, son nefesimize kadar iman üzere, istikamet üzere olmayı, Sırat-ı Müstakim üzere bir hayat sürmeyi, ruz-ı mahşerde de Peygamber Efendimizin Liva-ül Hamd sancağı altında haşru cem olmayı bizlere nasip eylesin diyorum” dedi.

Reklam yükleniyor...
Sizin için uygun reklam bulunamadı!

7 EKİMDEN BU YANA GAZZEDE ŞEHİT EDİLENLERİN SAYISI 640I BULUYOR

Erdoğan, “Değerli kardeşlerim; Ramazan barışın, dayanışmanın, kardeşliğin ve merhametin ayıdır. Ancak İslam coğrafyasının bu mübarek günlerde acıyla, gözyaşıyla, çatışmalarla, savaşlarla anılması bizleri gerçekten müteessir ediyor. 72 bin şehit verdiğimiz Gazze, ateşkese rağmen huzura hasret kalırken; bir de buna İsrailin Batı Şeriadaki insanlık dışı işgal politikaları eklendi. Batı Şeria ve Doğu Kudüste bin 120yi aşkın Filistinli sivil, son iki yılda İsrail güçleri veya yerleşimci teröristler tarafından hayattan koparıldı. 10 Ekimden bu yana Gazzede şehit edilenlerin sayısı 640ı buluyor. Katledilenlerin kahir ekseriyetini çocuklar, kadınlar ve yaşlılar oluşturuyor. Annelerinin yanaklarına bir gül kondurarak okula gönderdiği çocuklarımız, ya füzelerin, ya bombaların ya da kurşunların hedefi oluyor. Komşumuz İrandan Yemene, Sudandan Somaliye kadar coğrafyamızın dört bir yanında maalesef aynı üzüntü verici manzarayla karşı karşıyayız. Çocukları ürkütülmüş bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne yazar, olmasa ne yazar. Bütün bu haklı itiraza her gün muhatap oluyoruz. Elimizi vicdanımıza koyup lütfen samimiyetle cevap verelim; sabah güle oynaya okula giden yavruların akşam evlerine dönemediği bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne olur, olmasa ne olur” diye konuştu.

SÜRÜSÜNDEN AYRILAN BİR PENGUEN KADAR BİLE GÜNDEME GELMEDİ

Erdoğan, “Henüz 6 yaşındaki kız çocuklarının 335 kurşun sıkılarak öldürüldüğü bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne olur, olmasa ne olur. Oyuncakların kana bulandığı, hayallerin yarım kaldığı, çocukların o cennet yüzlerinde açan tebessüm çiçeklerinin vakitsiz solduğu bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne olur, olmasa ne olur. Çocukların çocukları büyütmek zorunda kaldığı bir dünyada soruyorum; tüm denizleri mavi olsa ne olur, olmasa ne olur. Daha üzücü olan bu tabloya dünyanın sessiz kalması, duyarsız kalması, yaşanan acıları adeta yok saymasıdır. Suriyede 13,5 yıl süren zulümde bunu gördük. Somalide insanlar açlıktan kırılırken bunu gördük. Hocalıda kardeşlerimiz katledilirken bunu gördük. Öncesinde Srebrenitsada, o soykırımda bunu gördük. En son bunu Gazze mezaliminde, hem de çok acı bir şekilde gördük. Halklar tepki gösterirken, üniversiteler birer direniş merkezine dönerken, meydanlar vicdan sahipleriyle dolup taşarken ne yazık ki yönetimler kimi zaman baskıya, kimi zaman şantaja boyun eğdi. Bazı ülkeler zulmü ve soykırımı görmezden geldi. Bazı ülkeler İsrail gibi soykırımcılara destek verdi. Bir avuç vicdan sahibi, ilke sahibi; tüm bunlarla birlikte cesaret sahibi ülke, kurum ve kuruluş dışında coğrafyamızdaki zulümlere tepki gösteren, dahası bunları durdurmak için didinen neredeyse çıkmadı. Aileleri tamamen yok edilen on binlerce Gazzeli, Suriyeli çocuğun dramı; sanal alemin sahte vicdanı sahnesinde sürüsünden ayrılan bir penguen kadar bile gündeme gelmedi” dedi.

SİNMİYORUZ, SUSMUYORUZ, FİLİSTİNİ UNUTMUYORUZ

Erdoğan, “Çok değerli kardeşlerim; vicdan tutulmasına uğramış işte böyle bir dünyada Türkiye olarak, sizlerin de destekleriyle insanlığın vicdanı olmanın mücadelesini hep birlikte veriyoruz. Bugün Türkiyenin Anadolu merkezli yaktığı çoban ateşi, gönül ve kültür coğrafyamızın her yanında milyonlarca mazlumun yüreğini ısıtıyor. Filistinden Arakana, Afrikadan Latin Amerikaya; uluslararası toplumun sırtını döndüğü yerlerde sizlerle varız, resmi kurumlarımızla varız, sivil toplum kuruluşlarımızla varız. Bir garibin elinden tutmak, bir mazlumun gözyaşını silmek, bir yetimin, öksüzün başını okşamak için hep beraber seferber olmuş durumdayız. Gazzedeki kardeşlerimiz başta olmak üzere dünyadaki tüm mazlumlarla dayanışma halindeyiz. Milli İrade Platformunun öncülüğünde 1 Ocakta Galata Köprüsünde bir araya gelen yüz binlerin haykırdığı gibi: Sinmiyoruz, susmuyoruz, Filistini unutmuyoruz. Şunu da bugün açık açık ilan etmek istiyorum: Bu can bu tende olduğu müddetçe mazlumların yanında duracak, zulme rıza göstermeyeceğiz, baskılar karşısında sinmeyecek ve susmayacağız. Bu vesileyle, şimdiye kadar milyonların katılımıyla düzenlediği dört Gazze mitingiyle hakkın ve haklının tarafında duran Milli İrade Platformunu tebrik ediyor, Cenab-ı Allah sizlerden razı olsun diyorum. Sadece mazlum ve mustazafların değil, yaklaşık 13 yıldır milli iradenin ve milletin yanında saf tuttuğunuz için sizlere dua ediyor, teşekkür ediyorumö dedi.

MEZHEP VE ETNİK KÖKEN TEMELLİ KIŞKIRTMALARA KARŞI DİKKATLİ OLMANIZI İSTİYORUM

Erdoğan, “Yüzü sivil toplum kuruluşu olmak üzere 312 aktif üyeye sahip bu platform, 5 Aralık 2013ten beri isminin hakkını ziyadesiyle vermektedir. Burada şu hususu da önemle vurgulamak durumundayım: Aramızdaki dayanışma ve dostluğu diri tuttuğumuz sürece demokrasimizi tehdit ve tehlikelerden koruyabiliriz. Tıpkı bir duvarın tuğlaları gibi. Bünyan-ı mersus hükmü var ya, o hükümde olduğu gibi. Birbirimize sıkıca kenetlendiğimiz sürece istiklal ve istikbalimize uzanan namahrem ellerini kırabiliriz. Ramazan-ı Şeriften bir gün önce yayınladıkları bildirilerle millete hakaret eden güruhun ideolojik dayatmalarına ancak bu şekilde karşı koyabiliriz. Allahın izniyle bugüne kadar aramıza mesafe koymadık, inşallah bundan sonra da tek yürek, tek bilek olarak mücadelemizi sürdüreceğiz. Bilhasa bölgemizin içinde bulunduğu konjonktürde hem kardeşliğimizi güçlendirmeye hem de sağduyuyu korumaya ihtiyacımız var. Bakınız; biz hükümet olarak ülkemizi savaşın içine çekmek isteyen tertip, tuzak ve tahriklere karşı çok dikkatli hareket ediyoruz. Olayların sadece görünen kısmına değil, asıl perdenin arkasında gizlenen kısmına odaklanıyor; hiçbir ihtimali, hiçbir senaryoyu dışlamıyor, her şeyi en ince detayına kadar tahlil ve tetkik ediyoruz. Bu süreçte, dün gece olduğu gibi hava sahamızı ihlal eden her türlü tehdide yönelik gerekli önleme faaliyetlerinde de bulunuyoruz. Türkiyenin binlerce yıllık kadim devlet aklı ve hükümetimizin 23 yıllık kriz yönetim tecrübesi, çevremizdeki karmaşık hadiseleri okuma, anlama, bunlara doğru ve ölçülü tepkiler vermede en büyük kılavuzumuzdur. Ülkemizi bu ateş çukurundan uzakta tutmak birinci önceliğimizdir. Sizlerden de İrana saldırılarla eş zamanlı olarak köpürtülen mezhep ve etnik köken temelli kışkırtmalara karşı çok dikkatli olmanızı istiyorum” diye konuştu.

BİZ UZUN İNCE BİR YOLA REVAN OLDUK

Erdoğan, “Buradaki her bir kardeşimin şunu bilmesini arzu ederim; biz uzun ince bir yola revan olduk. Uzun soluklu bir mücadele için kolları sıvadık. Tüm çabamız Üstad Necip Fazılın; İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal. Hamallık ki sonunda ne rütbe var ne de mal. Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aşta Ve ayrılık anneden, vatandan, arkadaştan dediği mukaddes ve muazzam davamızın muzaffer olması içindir. Bizden öncekilerin büyük bir fedakarlıkla uğruna ağır bedeller ödeyerek surda açtığı gediği büyütmek için biz bu mücadeleyi veriyoruz. Bunu özellikle şunun için söylüyorum; tempomuzu artırmamız, daha çevik, daha atılgan olmamız gereken yeni bir döneme giriyoruz. Bu yeni dönemde siz sivil toplum kuruluşlarımızın daha önce hiç olmadığı kadar güçlü, insicamlı, daha görünür olması gerekiyor. Şurası bir gerçek ki sivil toplum kuruluşlarımızın asıl güç kaynağı maddi imkanları değil, samimiyetleri ve gayretleridir. Bizi güçlü kılan yüksek binalarımız, şaşaalı törenlerimiz değil; dik duruşumuz, tavrımız, ideallerimiz için verdiğimiz yiğitçe mücadelemizdir. Maddi imkanları samimiyetle harmanladığımız ölçüde hedeflerimize vasıl olabiliriz. Gayemiz yine Üstadın ifadesiyle; zifiri karanlıkta ak sütün içindeki ak kılı fark edecek kadar gözü keskin bir gençlik yetiştirmektir. Bayrağı bizden devralacak, davayı bizden sonra sırtlayacak; bizim açtığımız yoldan, bizim araladığımız kapıdan yürüyecek nitelikli, ahlaklı, şuurlu, özgüven sahibi gençleri yetiştiriyorsak işte o zaman görevimizi layığıyla yapıyor, emanetin hakkını veriyoruz demektir. Sivil toplum kuruluşlarımızdan gençlere sahip çıkmalarını bekliyorum. Hayatı anlamlandırma, dünyaya bakışlarını belirleme noktasında onlara yardımcı olmanızı, rehberlik ve yoldaşlık etmenizi sizlerden rica ediyorum” dedi.

İLBER ORTAYLI HOCAMIZA CENAB-I ALLAHTAN RAHMETLER NİYAZ EDİYORUM

Erdoğan, “Bu düşüncelerle sözlerime son verirken; bugün vefat haberini almaktan büyük üzüntü duyduğum Profesör Doktor İlber Ortaylı hocamıza Cenab-ı Allahtan rahmetler niyaz ediyorum. Entelektüel kişiliği, engin bilgi birikimi, kitapları, araştırmaları ve akademik çalışmalarıyla milletimizin saygısına ve sevgisine mazhar olan merhum hocamızın ailesine ve öğrencilerine de buradan başsağlığı diliyorum. Bu güzel iftar sofrasında ekmeğinizi bizlerle paylaştığınız için sizlere tekrar teşekkür ediyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun, Allaha emanet olun, kalın sağlıcakla” dedi.

Reklam yükleniyor...
Sizin için uygun reklam bulunamadı!
Son gelişmelerden ilk siz haberdar olmak için bizi takip edin.
Reklam yükleniyor...
Sizin için uygun reklam bulunamadı!
Exit mobile version