Sosyal medyada bizi takip edin

Türkiye

İstanbul – Aleyna Kalaycıoğlu’nun ifadesi ortaya çıktı

Yayınlanma tarihi:

Güncelleme:

Son gelişmeleri kaçırmamak için Google News sayfamızı takip edin. Butona tıkladıktan sonra açılan sayfanın sağ üst tarafında yer alan yıldızlı "Takip Et" simgesine dokunmanız yeterlidir. Takip Et

KUBİLAY AYAK İŞLERİNİ YAPARDI

Aleyna Kalaycıoğlu ifadesinde, “Kubilay Kaan Kundakçıyı eski erkek arkadaşım Vahap Canbay aracılığıyla tanıdım. Vahapın ayak işlerini yapardı. Vahap onu yeri geldiğinde şoför olarak kullanır, kimi zaman market alışverişine gönderirdi. Bu işleri parasal karşılığı için değil ona yakınlığından yapardı. Bazen Vahap benim de yanıma Kubilayı gönderir, bana yardımcı olur, ulaşımımı sağlardı. Çokta sevdiğim bir kardeşimdi, samimiyetimizde vardı. Benim telefonumda Kubi adıyla kayıtlıydı. Vahaptan bağımsız olarak ta görüşür konuşurduk. Arabalar konusunda ilgiliydi. Kendi aracımı ona verirdim. Benim aracımla da gezerdi. Bir keresinde Vahap beni kendi aracında alıkoyduğunda şoförü Kubilaydı. Bu olay bir sene kadar önceydi, o gün Vahap in doğum günüydü. Doğum günü çıkışı Vahap ile tartıştık ve beni aracında alıkoymuştu. Kubilayın ayrıca futbolcu olarak Kars iline transfer olduğunu bilirim. Hatta kendisi için eski futbolcu arkadaşlarım ile de fazlaca görüşme yapmışımdır. Amacım onun iyi bir kulübe transferiydi. Kubilay

Vahap ile çok yakındı ancak geçmişte Vahapın Bağcılardaki müzik stüdyosunun örgüt tarafından taranmasının ardından ailesi Kubilayı uzun bir süre kendisiyle görüştürmemişti. Vahapın abisi cezaevinde tutukludur, bildiğim kadarıyla 35 yıl ceza almıştır” dedi.

ANNEM, ALAATTİNİN BANA İLGİSİ OLDUĞUNU SÖYLEDİ

Kalaycıoğlu, “Alaattin Kadayıfçıoğlunu iki hafta öncesine kadar tanımazdım. Annem, Alaattinin ailesinden birilerini tanırdı. Annem bana, düzgün bir aileden geldiğini ve Alaattinin bana ilgisi olduğunu söyledi. Bir bakıma görücü usulü Alaattin ile iki hafta kadar önce tanışarak konuşmaya başladık. Alaattin ile tanışmadan iki hafta öncesi de Vahap ile ayrılmıştık. Alaattin, bildiğim kadarıyla armatördür. Annem benim bu kişiyle tanışmamı istedi. Bu kişi düzgün bir aileye sahip, artık düzgün insanlarla görüş diye beni uyararak tanışıklığımı destekledi. Çünkü annem Vahap ile beraberliğimden de son derece rahatsızdı. Alaattin ile tanışmamızdan bu yana kendisinden tamamıyla olumlu elektrik aldım, kendisi bana karşı çok saygılı ve kibar davranırdı. Bu durum kendisiyle ilişkimizin çok daha hızlı ilerlemesine yol almasına vesile oldu. Alaattinın bildiğim kadarıyla sabıka kaydı yoktu. Silahı olduğunu bilmezdim. Olay gününe kadar da kendisinde silah görmedim. Bilal Kadayıfçıoğlunu ise tanımam. Sadece Alaattinin babası olarak bilirim. Kendisiyle yüzyüze ya da telefonla görüşmüşlüğümüz yoktur. Ne iş yaptığını bilmem ancak Alaattinin aile şirketlerinde çalıştığını bildiğimden onunda armatör ya da denizcilik üzerine çalışmaları olduğunu tahmin ediyorum” dedi.

MAFYATİK GRUPLARLA İLİŞKİLERİ OLDU

Kalaycıoğlu, “Vahap Canbay olay tarihinden bir buçuk yıl öncesinden beridir tanırım. Kendisi eski erkek arkadaşım, sevgilim olur. Kendisiyle ilk tanıştığımız zamanlarda doğup büyüdüğü Bağcılar ilçesinden Beylikdüzü ilçesine ailesiyle taşınmıştı. Bağcılarda stüdyosu taranması olayından sonra Bağcılardan uzaklaşmışlardı. Kendisi rap müzikle uğraşırdı. Tanıştığımız sıralar ben annem ve engelli kız kardeşim Cansu ile birlikte Zekeriyaköyde yaşıyorduk. Daha sonrasında annem, Cansu ve ben Beykoza taşındık. Vahap sürekli olarak bizimle, arkadaşlarını getirip kalmaya başlayınca annem bu durumdan rahatsız oldu. Vahap ile ben ayrı bir eve çıkmaya karar verdik. Annem şu an ki adresim olarak tanımladığım yere taşındı. Bizde Vahap ile Şişlide ki dairemize taşındık. Vahap ile beraberliğimiz süresinde çeşitli mafyatik gruplarla ilişkileri olduğu gördüm. Benim yanımda telefon görüşmeleri yapıp yine başka kişilere bu görüşme içeriklerini anlatırdı. Kamuoyunu Casper, Dalton ve benzeri isimlerle meşgul eden suç gruplarının adını anardı. Ticari manada yakınlıkları nedir bilmem ama abisinin cezaevine girmesi ve kendi ofisinin bulunduğu çevre ile ilgili bağlantıları olduğunu düşünüyorum” dedi.

BASKI VE PSİKOLOJİK ŞİDDET BAŞLADI

Kalaycıoğlu, “İlişkimizin ilk altı ayından sonraki süreçte Vahap tarafından bana yönelik özellikle psikolojik baskı ve psikolojik şiddet, kısıtlamalar ve tehditler başladı. Spora gidemiyordum, arkadaşlarımla uluşamıyor,

görüşemiyordum. Daha önce müzik yaptığım tüm çevremle iletişimimi kopardı ve beni kendisinin de prodüktörlüğünü yapan Yalçınay Yıldıza mahkum etti. Ben kendisine olan sevgimden söylediklerini yaptım. Ama mutsuz ve rahatsızdım. Süreç ilerledikçe kavgalarımız büyüdü ve fiziksel şiddete de başladı. Beni kolumdan tutup tartaklamalar ve kafa atmalar gibi şeylerdi. Bu kavgalar üçüncü kişilerin de önünde olurdu. Çünkü evde sürekli olarak kendisinin misafirleri olurdu. Birlikte kaldığımız ev, erkek ambarı gibiydi. Evde mutlaka kendisine ayakçılık eden Kubilay, abisi Erdem, prodüktör Yalçınay birilerinden biri evde olurdu. Daha sonrası bu yaşadıklarımı annemle paylaştığım için ve annemin gözü önünde de çok kavga yaşadığımızdan Vahapın da anneme çok büyük saygısızlıkları olduğu için annem yavaş yavaş ilişkimi desteklememeye başladı. Vahap Canbayda bu durumu öğrendiği için anneme kinlenmeye başladı. Beni annemle üç ay görüştürmedi. Vahap yüzünden annemle konuşamadım. Vahap, bir keresinde Fransa tatili dönüşünde de havalimanında beni tartakladı. Polisten yardım istedim ancak neticesinde adli işlem yaptırmadık, müracaatçı olmadım” dedi.

PSİKOLOJİSİ BOZULDU

Kalaycıoğlu, “Vahap ile beraberliğimiz esnasında kendisinin uyuşturucu kullandığını görmedim, kendisinde silah da görmedim ama çevresinin nasıl bir kitle olduğunu bildiğimden bu gibi suç içeren şeylere

erişebilmesinin kendisi için çok güç olmadığını biliyorum. Vahap ile her kavgamızla beni sektörden silme ile çok değer verdiğim köpeklerimi alıkoymakla tehdit ederdi. Köpeklerimi defaten alıkoyup

odaya kilitlemiştir. Prodüktörlerimiz ortak olduğundan ve benim seslendirdiğim iki şarkıda kendisinin sözlere katkısı olduğu için şarkılarımı kaldırarak beni piyasadan sileceğiyle tehdit ederdi. Çünkü benim hayata tek tutunduğum şeyin müzik olduğunu biliyordu. Kısacası mutsuz ve toksik bir ilişkimiz vardı. Kendisinin tanıştığımız süreç içerisinde çokça aracı oldu ama son dönemlerde elindeki her şeyi kaybetti ve bana ait aracı aldı. Kendi ailesinin aracıymış gibi kullanmaya başladı. Aracın sahibi benken kendi işlerime ticari taksi tutarak gitmeye başladım. Son dönemlerimizde benden borç aldı ve maddi olarak beni sıkıştırdı. Borcunu geri istediğimde de sanki ben ona borçluymuşum gibi bana bağırdı, üzerime yürüdü. Son günlerimizde psikilojisi iyice bozuldu ve bana sarmaya başladı, ben hiçbiryere çıkamaz oldum. Sadece evde Yalçınay ile müzik yapabilir oldum ve hergün ağlayarak yatağın içinde zaman geçirmeye başladım. Bu durumun neticesi ayrılmamızla sonuçlandı. Vahap ile son dönemlerimizde en çok ters düştüğümüz durum yaptığı hataların, uyguladığı psikolojik ve fiziksel şiddeti konu bittikten sonra kesinlikle kabul etmemesiydi. Ben kendisinde gördüğüm sıkıntıyı dile getirmeye çalıştığımda senin psikolojin iyi değil, sen psikoloğa git. Bu köpeklere de bakamazsın diyerek köpeklerimi benden almaya çalışırdı. Bu durum bizi iletişimsiz hale getiriyordu ve ilişkimizi kopma noktasına getiriyordu. Yine bir tartışmamızda köpeğimi alıp evden çıktım. Kendisine ayrılık mesajı attım. Yapamadığıma, ilişkimizin toksik olduğunu dair. Vahapta cevap olarak Beni bu şekilde mi bırakacaksın eyvallah Aleyna dedi. Bu şekilde kendisini her yerden engelleyerek ilişkimi bitirdim. İlişkimizi o gece karşılıklı anlaşma şeklinde bitmiştir” dedi.

KENDİSİNİ VE BENİ ÖLDÜRECEĞİNİ SÖYLEDİ

İfadesinde olay günü yaşananları anlatan Aleyna Kalaycıoğlu, “Olay tarihi olan 19 Mart gününden bir gece öncesinden Alaattinin Kandillide bulunan, tek başına yaşadığı evinde birlikte kaldık. O sabah işe gitti, ben de stüdyoda kayıt almam gerektiğini söyleyerek olay yerindeki ofise geçtim. Yalçınayda kayıt için orada olacaktı. Çünkü bitmemiş çalışmalarımız vardı. Ben saat 15.00 sıralarında stüdyodaydım. Yalçına da saat 16.00 gibi orada olmasını söyledim. Alaattin bana ulaşımımı sağlamam için araç vermişti. Ben köpeğimle birlikte stüdyonun önüne geldim. Araç elektrikli olduğundan aracı durdurmayı başaramadım, ekranın kapandığını görmeyince Bertini aradım ya da mesaj attım. Kendisine dışarı gelip aracı kapatmasını istedim. Ben ve köpeğim araçtan indikten sonra Bertin aracı kapattı ve birlikte stüdyoya geçtik. Yaklaşık bir saat kadar sonra Yalçınay yolda olduğu halde beni arayıp, Vahapın çok kötü olduğunu ve eve döndüğünü, bugün yanıma stüdyoya gelemeyeceğini söyledi. Ben de ona işle ilişkilerimizi karıştırmaması gerektiğini söyledim. O sırada telefonu Vahap eline aldı. Çıldırmış ve ağlar halde, bağırarak bana hayatımda biri olup olmadığını sordu. Ben birşeyler araştırdım, görüştüğün birilerimi var dedi. Bu ihtimalle kendisini ve beni

öldüreceğini söyledi. Üstüne basa basa o gün intihar edeceğini, herşeyi yakacağını yıkacağını söyledi. Ben yeni ilişkimden haberi olmasını istemediğim için ilişkimi kendisine söylemedim. İlişkim olmadığını söyledim, kardeşim üzerine yemin ettirdi. Bu diyalogları üzerinden zaman geçince yine kabul etmeyeceğini düşündüğümden Bertinin telefonundan Vahap ile görüşmemizi sesli kayda aldım. Oradaki kayıttan Vahapın psikilojisinin ne kadar bozuk olduğu da gözlenecektir. Ona sakin bir dilli ilişkimizin bittiğini ve kendisinin de bu durumu kabullenmesi gerektiğini söyleyerek telefonu kapattım” dedi.

KUBİLAYA BU OLAYA DAHİL OLMAMASINI SÖYLEDİM

Kalaycıoğlu, “Bu görüşmenin öncesi ya da hemen sonrasında aynı gün Kubilay beni aradı ve Abla ben sizi barıştırmak istiyorum. Oraya gelmek istiyorum dedi. Ben de Kubilaya ısrarla bu olaya dahil olmaması

gerektiğini, onun gelmesiyle barışmayacağımı, Vahapın araya kimseyi sokmaması gerektiğini, ilişkimizin bittiğini, Kubilayın da ailesiyle zaman geçirmesini, bizimle meşgul olmaması gerektiğini söyleyerek ısrarla gelmemesi istedim ve telefonu kapattım. Bizim bu diyalolarımız üzerine Bertin bana Şu aracı ben biraz uzağa çekeyim dedi. Çünkü birkaç gün önce evden eşyalarımı aldırmak için benzer plakalı bir aracı Vahap ile birlikte eski kaldığımız eve gönderdiğimden Vahap plaka üzerine aracın şoförü, eşyaları almak üzere giden kadın çalışanı sıkıştırarak sorular sorup kendince araştırma yapmış. Şoför de aracı Zuhal Hanım gönderdi diye geçiştirmiş. Bertinin bu konudaki hassasiyeti de Vahap yeni bir beraberliğe başladığımız Alaattini öğrenmesin diyedir. Bu yüzden bizde Bertinin aracıyla yemek yemeye çıktık. Köpeğimi de stüdyoda bıraktım. İçeride bir temizlik abla vardı. Bertin ile yemek için dışarı çıktığımız sırada stüdyonun alt sokağından geçerken telefonum çaldı. Telefonumda Rapnoz adıyla kayıtlı Yalçınay arıyordu ancak yanında Vahapın olduğunu, onun benimle görüşmek istediğini bildiğimden telefonu açmadım. Yalçınay ısrarla Bertini aramaya başladı. Bertin telefonu açtı. Yalçınay geldiğini, stüdyoya girmek istediğini söyledi. Ben de tek başına gelmediğini düşündüğümden köpeğimi de çalarlar diye temizlikçi ablaya telefonla geri dönüp kimseyi içeriye almamasını söyledik, zaten abla da bu gelenleri tanımadığından bizden cevap almadan onları içeriye almamıştı. Bu süre zarfında Yalçınaya stüdyoya geri dönmeyeceğimi, o gün için artık çalışmayacağımızı, saatin geç olduğunu söyledim ve Bertin ile yemeğe gittik. O sırada Bertinin stüdyo

kamerasından ve stüdyoya yakın oturan stüdyo girişini görür mesafedeki arkadaşını aradık. Bertinin arkadaşına sokak üzerinde Kubilayın babasının beyaz renkli aracı olduğunu bildiğimizden bu özelliklerde bir araç olup olmadığını sorduk. Bertinin arkadaşı yok dedi. Bunun üzerine Sokakta gördüğü ve içerisinde birilerinin olduğu araç var mı? diye sorduğumuzda Bertinin arkadaşı birkaç araç saydı, ama bunlardan 16 plakalı aracı Kubilayın kullandığı araçlardan diye bildiğimden İçinde kimse var mı? diye ayrıca sordum. İçinde birileri var, birşey bekliyorlar dedi. Bunun üzerine ben annemi aradım, bu araçta Vahapın olduğuna ve bana zarar vereceğine emindim. Çünkü ısrarla o kadar süre beklemezlerdi. Çünkü günler öncesi de arkadaşlarımın evinde kaldığımı tespit edip bu arkadaşlarımın evlerinin önüne de geldi ve benim aşağıya inmemi mail atarak istedi” dedi.

KAÇACAK DELİ ARADIM

Kalaycıoğlu, “Ama ben kendisiyle hiçbir şekilde iletişimde olmadım. Bertin ile yemek yerken korkmuş durumdaydım ve kaçacak delik arıyordum, titriyordum, ilk defa kendimi böyle hissediyordum. Annemi aradım. Beni stüdyoda beklediklerini söyledim. O sırada Alaattini arayıp stüdyoya geri dönmeyeceğimi, Vahapların beni beklediğini söyledim. Bu mesajlar telefonumda kayıtlıdır. Alaattin de bana yemekten kalkınca direkt eve gelmemi söyledi. Annem de korkuyla defalarca beni arayıp kendisinin yanına gitmemi söyledi. Ben de annemin gönlünü almak için önce anneme sonrasında Alaattinin evine gitmeye karar verdim. Korktuğumdan Bertin de yanımdaydı, kendisini de stüdyoya göndermeyeceğimi söyledim. Bu sebeple anneme birlikte gittik. Bertin de yanımdaydı. Bertinin stüdyoya yakın oturan arkadaşı Kenandan içinde Vahapın olduğunu düşündüğüm 16 plakalı aracın halen stüdyo önünde beklediği haberini aldık. Alaattin, Polisi arayalım bu kişileri ihbar edelim dedi. Benim canımı sıkmamam için Alaattin bana uzun uzadıya moral verici bir mesaj attı. O gece benim yeni şarkımın platformlara yüklenmesi gerekiyordu. Ben halen annemde iken Yalçınayı aradım ve nerede olduğunu sordum. Bana evin yakınlarında bir tekeldeyim dedi. Ben de Ne kadar zamana evde olursun diye sorduğumda Yarım saate kadar evdeyim dedi. Ben Benimle dalga mı geçiyorsun, evle tekel arası nasıl yarım saat olur dedim. O sırada annem yalan söylediklerini ve orada pusuda beklediklerini bildiği için görüntülü konuşmayı kendisine çevirerek Oğlum noluyor, lütfen herkes haddini bilsin, lütfen kendinize gelin artık diyerek annelik içgüdüsüyle kendilerine onları çokta

kışkırtmadan mesaj verdi. Annem bağırmadan çağırmadan sakin bir dille Yalçınay ile görüştü. Bu görüşme esnasında Bertin de şahitti, Yalçınay da Tamam abla diyerek telefonu kapattı” dedi.

KONUŞACAĞIM DİYEREK İNDİ

Kalaycıoğlu, “Bu görüşme vesilesiyle annemin evinde olduğumu anladılar. Aynı zamanda stüdyo çevresini de Bertin in arkadaşı ile takip ettiğimizden görüşmeden sonra aracın oradan ayrıldığını haber aldık. Halen annemlerde otururken Alaattin beni almaya yanımıza geldi. Birlikte Alaattin in evine gidecektik. Alaattin ile birlikte gelen araçtaki iki kişi beni ve Bertinin stüdyosunun yakınlarına bıraktığım aracı alacak hem de köpeğim irice bir hayvan olduğundan VİP tip büyük alanı olan bu araca köpeği bindirip eve götürecektik. Annemin evinden Bertini de yanımıza alıp kapının önüne indik. Bertin buraya gelirken kullandığımız kendi aracıyla bizim önümüz sıra stüdyoya vardı. Bertin de 16 plakalı aracın orada olmadığını bize tekrardan teyid etti. Bertin ile mesajlaşmamızda bu detaylar geçmektedir. Annemin eviyle Bertinin stüdyosu arası araçla 5 dakika mesafededir. Biz Alaattin ile siyah renkli binek araca bindik. VIP araçta önümüz sıra seyrediyordu. Stüdyoya geçip aracı, eşyalarımı ve köpeğimi alıp oradan hemen ayrılacaktım. Bertine köpeği hazırlamasını, hızlı hareket etmesini rica ettim. Eşyaları almaya giden VIP ile stüdyoya geçtiğimiz VIP araç aynı araç olduğundan Vahapa görünmeden, Vahap benim hayatımda bir başkası olduğunu anlamadan bir an evvel oradan ayrılmak niyetindeydik. Biz Bertin ile yazıştığımız sıra Vahapların bulunduğunu tahmin ettiğimiz araç orada yoktu. Bizde bu güvence ile hızlı bir şekilde stüdyoya geçip alacaklarımızı alıp

ayrılmayı düşündük. Stüdyo önüne geldiğimizde Vahapların aracı geri dönmüştü. Farları açık bir şekilde Bertinin arkadaşının attığı fotoğraflardaki konumundaki bekleme halindeydi. Vahap ve beraberindekilerin beni ve köpeğimi alıkoymak için beklediklerinden emindim. O yüzden tüm gün korkudan titreyerek kendilerinden kaçmıştım. O sırada sokağa Alaattinin aracıyla dönüş yapmıştık. Sokakta dar bir sokak olduğundan araçlar karşı karşıya geldi ve birbirlerimizi görmüş olduk, Vahap ile gözgöze geldim. Vahap önce bana sonra Alaattine baktı. Vahap aracın içerisine yere doğru birşeyler almaya çalışır gibi eğildi. Bu anlattıklarım anlık gelişti, Vahap elini aşağıya uzatmıştı. Alaattine dönüp Ne olur devam edelim, burada duraklamayalım, gidelim dedim ve ağlamaya başladım. O sırada Alaattin, Vahapın araç içerisinde birşeyler yaptığını fark edince Alaattin de bizim içinde bulunduğumuz aracın torpidosunu açarak silah aldı. Sakin bir şekilde bana dönüp Sadece konuşacağım diyerek indi” dedi.

BEN SİLAH SESİNİ DUYUNCA ÇIĞLIK ÇIĞLIĞA ARAÇTAN ÇIKTIM

Kalaycıoğlu, “Ben o esnada araçta ağlıyordum. Sonrasında Alaattin eliyle aracın camına vurarak Kardeşim siz niye böyle yapıyorsunuz, bu kızın peşini bırakın, gidin dedi. O sırada Kubilay sürücü koltuğundaydı. Vahap ise yolcu koltuğundaydı. Aracın konumu itibariyle Vahapın bulunduğu taraf yola bakıyordu, Alaattinde Vahapın kim olduğunu bilmeksizin kendisiyle diyalog kurmaya çalışıyordu. Şoför mahalli duvar tarafındaydı, Alaattinin o tarafa yönelmesi mümkün değildi. Alaattin, Vahap ile diyalog kurmaya çalışırken Vahap kendi kapısını açmaya, hızlı bir şekilde ittirmeye çalıştı. Alaattin de kapıyı açtırmadı, itişme oldu. Bunun üzerine Vahap camını açtı, Vahap eliyle Alattinin tabanca olan elini camdan tutmaya çalışırken bir el silah sesi duydum. Ben Alaattinin silahına dolduruş yaptığını görmedim, Vahap boylu ve uzun kollu biridir, zaten içinde bulundukları araçta iki büklüm duruyordu. Oturduğu yerden de elini uzatarak Alaattine uzanabilmesi mümkündü. Vahap, Alaattinin koluna temas ettiği gibi silah patladı. Ben silah sesini duyunca çığlık çığlığa araçtan çıktım. Ben kimin yaralandığını görmeden çığlık atarak araçtan indim. Araca doğru koşarken bağırışmalardan birinin yaralandığı ya da birine bir şey olduğunu hissettim. Neticesinde bu olayın içindeki kişiler bu ve benzeri olaylardan kaçınmıştım” dedi.

TETİĞİ ÇEKTİM AMA SİLAH PATLAMADI, SİLAH BOŞTU

Kalaycıoğlu “Bir nevi korktuğumun başına geldiğinden sakındım. Halen kimin yaralandığını görmedim. Kendimce duyduğum silah sesi ve üzerine işittiğim çığlık sesine

rağmen kimse vurulmamış olabilir diye de düşündüm, şok geçiriyordum, çığlık çığlığa Kubilay ve Vahapın aracına gitmeye çalışırken Alaattin de şoka girmişti, beni VIP aracın içine koydu. O esnada VIP araçta bulunan Mustafa Rece ve Hüseyin Can Avcı da olayın şokuyla ne yapacaklarını şaşırdılar. Kimse böyle bir olayın olmasını tahmin etmedi. Mustafa abi şoför koltuğundaydı. Araca bindik ve kapı kapandı, Alaattin tabancasını arka kapıdan girişte sağdaki koltuğa bıraktı. Beraberimizdeki Hüseyin abi de muhtemelen diğer aracın direksiyonuna geçti. Ben içinde bulunduğumuz araçta tabancayı görünce elime aldım. Olayın şoku ve birine bir şey olduğu vicdanıyla kendi kalbime doğrulttum. Tetiği çektim ama silah patlamadı, silah boştu. Çünkü o olayda zarar görmesi muhtemel her bir kimse benim için kıymetliydi, eski arkadaşım ve yanında kardeşim dediğim kişi dahil. Alaattin bana şokun etkisiyle Sen ne yapıyorsun diyerek silahı elimden aldı. Ve şokun etkisiyle öndeki Mustafa Rece ye abi ben sadece konuşacaktım, bu silah patlamayacaktı diye anlatarak ağlamaya başladı. Ne yapacağını şaşırdı. Ben o sırada yerde saçlarımı çeker bir şekilde yatıyordum. Alaattin beni yerden kaldırarak Yanlışlıkla oldu, kendine gel lütfen ben hiç iyi değilim,

yanlışlıkla oldudedi. Ben halen kime ne oldu bilmiyordum “dedi.

Son gelişmelerden ilk siz haberdar olmak için bizi takip edin.
Continue Reading
Reklam