Politika

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Meyhane jargonuyla siyasetçilik oynamaktan vazgeçin

Yayınlanma tarihi:

Son gelişmeleri kaçırmamak için Google News sayfamızı takip edin. Butona tıkladıktan sonra açılan sayfanın sağ üst tarafında yer alan yıldızlı "Takip Et" simgesine dokunmanız yeterlidir. Takip Et

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMMde partisinin grup toplantısında konuştu. Erdoğan, salona girişinde kıyafeti üzerinden hedef alınan Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş Akgün ve onunla birlikte gelen 100 kadın ile milletvekilleri ve partililer tarafından ayakta alkışlandı. Erdoğan, Mihalgazi Belediye Başkanı Akgün ile aynı kıyafeti giyen beyaz tülbentli kadınları selamlayarak kürsüye çıktı. Erdoğan, “Bir asır önce İstiklal Harbimizde olduğu gibi beyaz örtmelerini takıp, şalvarlarını giyerek Eskişehir Mihalgaziden grup salonumuzu teşrif eden Belediye Başkanımız Zeynep Güneşle birlikte tüm hanım kardeşlerime teşekkür ediyor, Anadolu kadınının bin yıllık asaletini yansıtan şu vakur duruşları için kendilerine şükranlarımı sunuyorum. Milletten aldığı yetkiyle ilçesine 3 dönemdir hizmet eden başarılı bir kadın siyasetçiyi, şalvarlı kadının görevi ilçe yönetmek değildir, ahırda inek sağmaktır diyerek tahkir etmeye kalkan 28 Şubat artığı bu faşizan, bu ukala, kibirli, alçak zihniyeti bugün bir kez daha lanetliyorum. Yıllarca sırf başörtülerinden ötürü kadınların eğitim hakkını, kamuda çalışma hakkını, hatta seçilme hakkını gasbedenlerle, Anadolu kadınının asırlardır üzerinde gururla taşıdığı yazmasına, tülbendine, şalvarına, çarşafına, ehramına, fistanına dil uzatanlarla, milletimize tepeden bakan, milletimizi hor ve hakir görenlerle mücadelemizi her zeminde sonuna kadar devam ettireceğimizin bilinmesini istiyorum. Bu ülkede yasakçı ve baskıcı anlayışa göz yummadık ve yummayacağız. Kadınlara parmak sallayanlara meydanı terk etmedik, etmeyeceğiz. Eski karanlık günleri hortlatmaya çalışanların karşısında dimdik durduk, duracağız. Şerife Bacının, Kara Fatmanın, Nene Hatunun yolundan giden tüm hanım kardeşlerimi bugün bir kere daha kemali hürmetle selamlıyorum. Rabb’im salonlara sığmayan şu muhabbetimizi daim eylesin” dedi.

Reklam yükleniyor...
Sizin için uygun reklam bulunamadı!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 23 Ocakta vefat eden 24, 25, 26 ve 27nci dönem Uşak Milletvekili Mehmet Altaya rahmet diledi.

2,1 MİLYON HANENİN ELEKTRİK İHTİYACINI KARŞILAMAYI HEDEFLİYORUZ

Erdoğan, yurt içinde ve yurt dışında yüksek bir tempoda Türkiyeye hizmet etmek için koşturduklarını vurgulayarak, “Halkımız bizi bu makamlara çalışmamız için gönderdi. Milletimiz bizi buraya kendisine hizmet etmemiz, sorunlara çözüm üretmemiz için gönderdi. Biz de bu vazifeyi bihakkın ifa etmenin çabasındayız. Özellikle dış ilişkiler noktasında yoğun bir temas trafiğimiz söz konusu. Geçtiğimiz hafta kardeş ülkelerimiz Suudi Arabistan ve Mısıra önemli birer ziyaret gerçekleştirdik. İkili ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almanın yanı sıra, Filistin, Suriye, Sudan başta olmak üzere güncel meseleleri kapsamlı şekilde istişare ettik. Her iki ziyaretimizden enerjiden savunmaya farklı alanlarda imzaladığımız toplam 12 anlaşmayla döndük. Özellikle yenilenebilir enerji alanında Suudi Arabistan ile imzaladığımız anlaşma stratejik öneme sahiptir. Bu anlaşmaya göre inşallah Suudi şirketleri Türkiyede toplam 5 bin megavat gücünde güneş ve rüzgar santralleri inşa edecek. İlk aşamada Sivas ve Karamanda biner megavatlık güneş enerjisi santralleri kurulacak. İki güneş enerjisi santrali projesiyle toplam 2,1 milyon hanenin elektrik ihtiyacını karşılamayı hedefliyoruz” diye konuştu.

DÜNYADA VE BÖLGEMİZDE TÜRKİYE RÜZGARI ESİYOR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, cumartesi günü de Ürdün Kralı 2nci Abdullah bin Hüseyini ağırladıklarını, bugün ise Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakisi ağırlayacaklarını belirterek, “Yarın Sırbistan Başbakanı Sayın Vucic Ankaraya gelecek. Önümüzdeki pazartesi ve salı günleri ise inşallah Birleşik Arap Emirliklerini ve Etiyopyayı ziyaret edeceğiz. Dünyada ve bölgemizde tabiri caizse bir Türkiye rüzgarı esiyor. Türkiye olarak kendimiz için ne istiyorsak, dostlarımız, kardeşlerimiz için de aynısını istiyoruz. Kendimiz için nasıl huzur, güvenlik istiyorsak, nasıl istikrar, kalkınma, refah istiyorsak, komşularımız ve tüm kardeş ülkeler için de aynısını istiyoruz. Son dönemde hız verdiğimiz diplomatik çabalarımız işte bunun içindir. Bilinen-bilinmeyen, görünen-görünmeyen temaslarımızın temel gayesi aynı şekilde bölgesel barışa katkı sunmaktır. Hiçbir komplekse kapılmadan tüm aktörlerle görüşüyor, tamamen kardeşlik hissiyatı içinde fikir ve önerilerimizi muhataplarımızla paylaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

Reklam yükleniyor...
Sizin için uygun reklam bulunamadı!

SURİYENİN BARIŞA KAVUŞMASI EN BÜYÜK TEMENNİMİZDİR

Erdoğan, “İnsanlık tarihiyle yaşıt bir bölgenin kadim sakinleri olarak son yıllarda çatışmalarla, kardeş kavgalarıyla, Gazzede olduğu gibi barbarlıkla anılan coğrafyamızın tekrar bir selam yurdu, yeniden bir güven ve esenlik yurdu olması için hüsnüniyetle çalışıyoruz. Bilhassa komşumuz Suriyenin yaklaşık 14 yıldır hasretini çektiği istikrara, barışa, huzura süratle kavuşması en büyük temennimizdir. Aynı kıbleye yönelen Suriyeli kardeşlerimizin birlik içinde, kardeşlik içinde aydınlık geleceklerini omuz omuza inşa etmesi bizim samimi arzumuzdur. Suriye konusunda Suudi Arabistanın, Mısırın ve Ürdünün de bizimle aynı hassasiyetleri taşıdığını görmekten büyük bir memnuniyet duydum. Suriyenin huzuru için her üç ülkeyle inşallah birlikte hareket edeceğiz” dedi.

SURİYEDE KALICI İSTİKRARIN YOL HARİTASI BELLİ OLMUŞTUR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye meselesinde tavırlarının ilk günden beri net olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:

Reklam yükleniyor...
Sizin için uygun reklam bulunamadı!

“Orada akan her damla kan ve gözyaşı bizim de yüreğimizi dağlamaktadır. Arap, Türkmen, Kürt, Nusayri fark etmeksizin Suriyede bir tek canın yitip gitmesi bizim de canımızdan can kopması demektir. Suriye’ye vicdan merceğinden bakan herkes bir defa şunu kabul edecektir; tıpkı aziz milletimiz gibi, kardeş Suriye halkı da her şeyin en iyisine, en güzeline layıktır. Hiç şüphesiz, bunu fazlasıyla hak etmektedir. 18 ve 30 Ocak mutabakatlarının tek ordu, tek devlet, tek Suriye temelinde titizlikle uygulanmasını bu bakımdan çok önemsiyoruz. Suriye’de kalıcı barışın ve istikrarın yol haritası belli olmuştur. Taraflar bunun idrakinde olarak yanlış hesap yapmamalı, eski hataları tekrar etmemeli, maksimalist taleplerle süreci zehirlememelidir. Şiddetin daha büyük şiddeti besleyeceği unutulmamalıdır. Artık Suriyenin kaynaklarının, Suriyenin yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin tünel yapmaya, şehirlerin altında tünel kazmaya değil, Suriye halkının tüm kesimlerinin refahına harcanmasının vakti gelmiştir. Biz Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Ahmed Şaranın ülkesini bir an önce ayağa kaldırmaya, buna yönelik samimi gayretlerinin en yakın şahidiyiz. Son operasyonlarla işgalden kurtarılan yerlerde de yeni yönetime karşı hem teveccühün hem büyük bir beklentinin oluştuğunu müşahede ediyoruz. Yeniden yeşeren umutlar inşallah bir daha kara kışa dönmeyecektir. En başta Türkiye buna izin vermeyecektir. Suriye hükümetinin en geniş siyasi katılım ve temsili sağlayacağına, etkili bir kalkınma planını hızla hayata geçireceğine yürekten inanıyorum. Türkiye olarak en uzun sınıra sahip olduğumuz halkını dost, akraba ve kardeş bildiğimiz Suriyedeki gelişmeleri yakından takip etmeyi sürdüreceğiz.”

TÜRKİYE TAHAKKÜM PEŞİNDE DEĞİLDİR

Erdoğan, Türkiyenin bölgesinde nüfuz arayışında olmadığını belirterek, “Türkiye tahakküm peşinde değildir. Başka ülkeleri dizayn etme arzusunda asla değildir. Tam tersine biz samimi bir şekilde kardeşlik istiyoruz. Barış diyoruz. Hep birlikte kalkınalım, hep birlikte ortak geleceğimizi inşa edelim diyoruz. Haleple birlikte Şam, Rakka, Haseke, Kamışlı da şen olana kadar Deralı çocuklarla birlikte Kobanili yavruların da yüzlerinde tebessüm çiçekleri açana kadar Suriyeli kardeşlerimizi bir an olsun yalnız bırakmayacağız. Son operasyonlar sırasında hemen talimatlarımızı verdik. AFAD’ımızı, Kızılay’ımızı ve insani yardım kuruluşlarımızı süratle harekete geçirdik. İlk etapta iki TIR dolusu insani yardım malzemesini Suriye hükümetiyle iş birliği halinde Kürt kardeşlerimizin yaşadığı yerleşim yerlerine sevk ettik. Kardeşlik ve komşuluk hukukumuzun gereği neyse, Türkiye olarak bize ne düşüyorsa hiç tereddüt etmeden en güzel şekilde yerine getirdik. İnşallah ramazan-ı şerif boyunca yardımlarımız artarak devam edecek. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından kurtuluş olan mübarek ramazan-ı şerif ile birlikte Suriyedeki tüm kardeşlerimiz inşallah bu havayı teneffüs edecektir” dedi.

Reklam yükleniyor...
Sizin için uygun reklam bulunamadı!

13,5 YIL BOYUNCA SUSTULAR, ZULMÜ GÖRMEZDEN GELDİLER

Erdoğan, “Biz can kurtarma peşindeyken, birileri de çıkmış son derece kirli ve kışkırtıcı söylemlerle maalesef selden kütük kapma telaşına düşmüştür. Suriye konusunu iç siyasette istismar etmek suretiyle milli birlik ve dirliğimizi kundaklamayı amaçlayan bu rezil siyasetin koç başlığını ise ana muhalefetin genel başkanlık koltuğunda oturan zat ile yoldaşları yapmaktadır. Nasıl bir milyon kardeşimiz katledilirken Suriyeyi umursamadıysalar, bugün de aynı durumdalar. Krizi fırsata çevirmek gibi ucuz bir hesap içindeler. Suriyenin etnik temelli bir çatışmaya sürüklenme riski, bu komşu ve kardeş ülkenin tekrar kan gölüne dönme ihtimali bunları zerre miskal ilgilendirmiyor. Açık söylüyorum, ne Kürtler ne Nusayriler ne başkaları bunların umurlarında değil. Eğer öyle olsaydı 13,5 yıl boyunca Suriye halkının tepesine varil bombaları yağarken tepki gösterirlerdi. Öyle olsaydı Suriyede terör örgütleri cirit atarken konuşurlardı. Öyle olsaydı henüz 3-4 yaşındaki masum yavruların cansız bedenleri sahile vururken seslerini çıkarırlardı. Öyle olsaydı Kürt kardeşlerimize kimlik dahi verilmezken buna itiraz ederler, Suriyeli Kürtlerin hakları için mücadele ederlerdi ama bunu yapmadılar. 13,5 yıl boyunca sadece sustular. Zulmü görmezden geldiler. Sınırımızın hemen ötesinde ne olup bittiğini gündemlerine bile almadılar. Daha vahimi, on yıllar boyunca Arapları, Kürtleri nasıl aşağıladıysalar, bugün de aynı yerdeler. Bugün de aynı ideolojik bağnazlıkla hareket ediyorlar. Bunların vicdansızlıklarını gördükçe inanın onlar adına biz hicap duyuyoruz” diye konuştu.

KÜFETMEDEN SİYASET YAPILABİLECEĞİNİ ÖĞRENSİN

Cumhurbaşkanı Erdoğan, istismarcıların gerçek niyetini milletin çok net gördüğünü söyleyerek, “Benim Kürt kardeşlerim oynanan oyunları artık çok net görüyor. Benim Arap vatandaşlarım kimlerin hangi çirkin senaryoların figüranı ve taşeronu olduğunu çok net biçimde görüyor. Bu gerçeği sadece CHP Genel Başkanı görmüyor. Bu zata akıl verenler görmüyor. Bu zatı parmağında oynatanlar, uzaktan kumandayla bu şahsı istedikleri gibi kontrol edenler, keyiflerine göre yönlendirenler görmüyor. Açıkçası biz CHPnin başındaki zattan bir siyaset ortaya koymasını, proje üretmesini, milletin ve coğrafyamızdaki mazlumların derdiyle dertlenmesini beklemiyoruz. Son kepazelikleriyle birlikte artık bundan ümidimiz kalmadı. Bari sorumlu, seviyeli, işgal ettiği koltuğa yakışır bir siyasi üslup benimsemesini, en azından bunu milletten ve CHPli vatandaşlarımızdan esirgemesin. Hakaret etmeden, küfretmeden, tehdit etmeden, mikrofonu yumruklamadan, önüne gelene sataşmadan da bu ülkede siyaset yapılabileceğini öğrensin. Meyhane jargonuyla siyasetçilik oynamaktan artık vazgeçsin. Görüyoruz ki zaman değişiyor, dünya değişiyor, genel başkanlar değişiyor; ama CHPde gelen gideni aratır gerçeği asla ve asla değişmiyor. Biz eskisini oturduğu koltuğun hakkını vermiyor diye eleştiriyorduk, yerine gelen selefinden de kötü çıktı. Anlaşılan yeni genel başkanın kelime dağarcığı öncekinden daha sınırlı. Biz üslup sorunu var zannediyorduk, meğer sorun bizatihi üslubuymuş. Biz Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Ahmed Şaraya yönelik edep ve nezaket dışı ifadelerini ayıplıyorduk, meğer beyefendi günlük hayatta da o seviyesiz kelimelerle iletişim kuruyormuş. Lafa gelince Türkiyeyi yönetmeye talipler, ancak ne kendilerini ne de CHPyi yönetebiliyorlar. Durum öyle yere vardı ki millet son günlerde dizi izlemeyi bıraktı, her akşam çayı, çekirdeği alıp CHPnin skandallarını seyretmeye başladı. Entrika, kumpas, iftira, tuzak, komedi, trajedi ne ararsan hepsi var. Allah bunlara akıl, CHP’li vatandaşlarıma da sabır versin. Milletimiz bilhassa kalbi, zihni, dili temiz evlatlarını bu zata maruz kalmaktan korumaya devam etsin” ifadelerini kullandı.

Reklam yükleniyor...
Sizin için uygun reklam bulunamadı!

İMKANSIZ DENİLENİ 3 YILDA HAYATA GEÇİRDİK

Erdoğan, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile Osmaniyede olduklarını anımsatarak, büyük bir coşkuyla karşılandıklarını belirtti. Erdoğan, “14-28 Mayıs seçimleri sürecinde meydanlarda bir söz vermiş, evi yıkılan, iş yeri yıkılan depremzede kardeşlerimizin yanında olacağız demiştik. Allaha sonsuz hamdolsun ki ahdimize sadık kaldık. Söz verdiğimiz şekilde 433 bin 667si konut, 21 bin 690ı iş yeri olmak üzere tam 455 bin 357 bağımsız bölümü tamamladık. 27 Aralıkta Hatayımızda 455 bininci afet konutumuzun anahtarlarını hak sahibi kardeşlerimize takdim etmenin gururunu yaşadık. Osmaniyede de konut, iş yeri ve köy evi olmak üzere toplam 12 bin 557 bağımsız bölümü hak sahiplerimizle buluşturduk. Deprem konutlarımız hayırlı, uğurlu olsun diyorum. Sadece 3 yıl gibi kısa bir sürede yazılan bu başarı hikayesi büyük ve güçlü Türkiyenin başarısıdır. Tüm dünyanın gıptayla takip ettiği bu başarı asrın felaketinin üstesinden asrın dayanışmasıyla gelen 86 milyon vatandaşımızın başarısıdır. Devlet millet yürek yüreğe verdik, güç birliği yaptık, inandık, azmettik, çalıştık ve neticede olmaz denileni, imkansız denileni 3 yılda hayata geçirdik” dedi.

LAF CAMBAZLIĞIYLA GÜNÜ KURTARMAYA ÇALIŞIYORLAR

Türkiye Cumhuriyetinin büyük başarısına rağmen ana muhalefetin yapılan işleri eleştirdiğini söyleyen Erdoğan, “Yapılan işlere çamur atıyor. Deprem bölgesindeki çalışmaları küçümsüyor. Yönettikleri şehirlerde insanlar kışın ortasında susuzluktan kıvranırken, çöp, çamur, çukur hayatın rutini haline gelmişken, bunlar utanmadan, sıkılmadan 6 Şubat depremlerinde en ağır yıkımı yaşayan Kahramanmaraştaki yolları diline doluyor. Meydanlarda bedava ev sözü verdikleri depremzedelerimizin huzuruna tek bir eserle dahi çıkamayanlar bugün bize laf edemez. 3 yıl sonra bile cek’li-cak’lı cümleler dışında somut projeleri olmayanların 455 bin konutu teslim eden iktidarımıza dil uzatması sadece hadsizlik değil, aynı zamanda edepsizliktir. Varsa eseriniz çıkar anlatırsınız, varsa tamamladığınız bir proje gider açılışını yapar, kurdelesini kesersiniz. Kendinize güveniyorsanız 3 yılda depremden özellikle ne yaptığınızı millete gösterirsiniz. Bunları yapamıyorsanız, en azından edebinizle susarsınız. Milletin gördüğünü inkar etmez, hizmeti karalamaz, esere kara çalmazsınız. Kendi yeteneksizliğinizi devlete çamur atarak kapatma yoluna gitmezsiniz. Ama bunlar ne taş üstüne taş koymayı ne de edebince susmayı biliyor. Mugalatayla, polemikle, laf cambazlığıyla günü kurtarmaya çalışıyorlar. Rant kapısına çevirdikleri siyaset gemisini yürütmenin hesabını yapıyorlar. Biz ise her zaman olduğu gibi yine işimize bakıyoruz. Milletimize nasıl daha iyi hizmet ederiz, buna odaklanıyoruz” diye konuştu.

Reklam yükleniyor...
Sizin için uygun reklam bulunamadı!

MİLLETİMİZE FAİZLE AFET KONUTU HİÇBİR ZAMAN ÖDETMEDİK

Erdoğan, Türkiyede 23 yılda yaşanan doğal afetlerin hiçbirinde vatandaşları mağdur etmediklerini kaydederek, “Hele hele milletimize faizle afet konutu hiçbir zaman ödetmedik. Olabilecek en uygun şartlarda hiç kimseyi yormadan, kimseyi sıkıntıya düşürmeden afetzede kardeşlerimizi yuvalarına kavuşturduk. 23 yıldır ne yaptıysak 6 Şubat deprem konutları için de aynısını yapıyoruz. Daha önce İzmirde, Elazığda, Bozkurtta, Manavgatta milletimiz nasıl faizsiz, sabit fiyatlarla ev sahibi olduysa yine bu evlere de öyle sahip olacak. İzmirde afet konutlarının aylık taksiti bin 600 lira, Elazığda taksitler sadece bin 60 lira, Giresundaki kardeşlerimiz afet konutları için bin 400 lira ödüyor. Yani her bir kardeşimiz son derece sembolik rakamlarla ev sahipleri oldular. 11 ilimizdeki vatandaşlarımız da evlerine zorlanmadan çok uygun şartlarla faizsiz, sabit fiyatlarla kavuşacak. Son Kabine toplantımızda meseleyi enine boyuna değerlendirdik, titiz bir çalışmayla milletimiz için en uygunu neyse onu ortaya çıkardık” dedi.

KONUT FİYATLARININ YÜZDE 65İNİ DEVLETİMİZ ÖDÜYOR

Depremzedelere seslenen Erdoğan, “Yaptığımız 455 bin afet konutunun tüm altyapı bedellerini biz karşılıyoruz. Kalan fiyat üzerinden vatandaşlarımıza yüzde 50 indirim yapıyoruz, böylece altyapı dahil konut fiyatlarının yüzde 65ini devletimiz ödüyor. Dahası 2 yıl ödeme almayacağız, vatandaşımız anahtarını teslim aldıktan 2 yıl sonra ödemeye başlayacak, 18 yıl boyunca da aynı fiyatla ödeyecek. Konutlarımızı ortalama 1 milyon 890 bin liralık fiyatla vatandaşımıza sunacağız. 3+1 konutlarımız için ayda 8 bin 750 lira taksit ödenecek, bu fiyat değişmeyecek, 18 yıl boyunca sabit, yani faizsiz olacak. Ödemeler anahtarlar teslim alındıktan 2 yıl sonra başlayacak. Vatandaşımıza bir alternatif daha sunuyoruz; peşin ödemek isteyen olursa Meclisimizde düzenleme yapacağız, 484 bin liradan, yani neredeyse dörtte bir fiyatına vatandaşlarımız bu evleri alabilecek. Bunu alırken kredi kullanmak isteyen vatandaşımıza da kamu bankalarımız gerekli kolaylığı sunacak. Yine köy evlerimizde altyapı maliyetlerini karşılayacak, ayrıca maliyet üzerinden yüzde 50 indirim yapacağız. Orada da ödemeler 18 yıl boyunca 8 bin 100 lira sabit taksitle olacak. Yine peşin almak isteyen vatandaşımız köy konutlarımızı da 448 bin liradan peşin olarak alabilecekler” açıklamalarında bulundu.

Reklam yükleniyor...
Sizin için uygun reklam bulunamadı!

TÜRKİYENİN TERÖRSÜZ İSTİKBALİ İÇİN EN DOĞRU OLANI YAPACAĞIZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyaseti kendi ikballeri için değil, 86 milyonun her bir ferdinin huzuru, güvenliği, müreffeh ve mutlu yarınları için yaptıklarını vurgulayarak, “24 yıldır siyaset arenasında niçin bulunduğumuzu, milletimizin bu görevlere bizleri hangi sebeplerle getirdiğini, mukaddes emanetini niçin bize tevdi ettiğini asla unutmadık, unutmuyoruz, hiçbir zaman da unutmayacağız. Buradaki arkadaşlarımla, teşkilatımızdaki tüm kardeşlerimle her zeminde hizmet etmenin, siyaset üretmenin, millete hizmet sancağını daha yükseğe çıkartmanın mücadelesi içindeyiz. Cumhur İttifakı olarak Terörsüz Türkiye sürecini yine bu tasavvurla başlattık. Yaklaşık 16 aydır gizli-açık çeşitli sabotaj girişimlerine rağmen hamdolsun süreci başarıyla yürüttük. İttifak olarak dayanışma halinde, strateji ve taktik birliği içinde en kritik kavşaklarda cesaretli davranarak, gerektiğinde riske girerek süreci bugünlere kazasız, belasız getirdik. Suriyenin kuzeyindeki belirsizliğin ortadan kalkması ve tam entegrasyonun sağlanmasına paralel olarak inşallah sürecin yükü daha da hafifleyecek, belli başlı konularda çok daha seri yol alma imkanı doğacaktır. İlgili kurumlarımız sınırlarımızın ötesindeki gelişmeleri titizlikle takip ediyor. Tarihi bir sorumluluk üstlenen Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuzla nihai raporunu tamamlamak üzere. Komisyonda yer alan siyasi partilerin yapıcı katkılarıyla raporun tekemmül ettirileceğine inanıyorum. Şurası bir gerçek ki, raporun açıklanmasını müteakip siyaset kurumuna daha fazla görev ve sorumluluk düşecektir. Milli iradenin tecelligahı olan Meclisimiz inşallah sürecin yeni aşamasında da vazifesini güvenle yapacaktır. Biz AK Parti olarak ilk günden beri olduğu gibi mesuliyet bilinciyle hareket edeceğiz, her zamankinden daha yapıcı, daha kuşatıcı olacağız. Ülkemize sadece ekonomik maliyeti 2 trilyon doları bulan bu sorunun kalıcı biçimde çözülmesi için gövdemizi taşın altına koymaktan çekinmeyeceğiz. Elbette bu süreçte aziz şehitlerimizin, gazilerimizin ve hepsi birer metanet timsali olan şehit yakınlarımızın başını yere asla eğdirmeyecek, Türkiyenin terörsüz istikbali için en doğru olanı kararlılıkla yapacağız” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, dün gece Adalet ve İçişleri bakanlıklarına yeni atamalar yaptıklarını anımsatarak, “Görevlerini devreden Adalet Bakanımız Yılmaz Tunç ile İçişleri Bakanımız Ali Yerlikayaya bugüne kadarki hizmetleri için teşekkür ediyorum. İnşallah bundan sonra birlikte mesai yapacağımız Adalet Bakanımız Akın Gürlek’e ve yeni İçişleri Bakanımız Mustafa Çiftçiye Yüce Mevladan üstün muvaffakiyetler temenni ediyorum” dedi.

Reklam yükleniyor...
Sizin için uygun reklam bulunamadı!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çıkışta basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gazze Barış Kurulunun 19 Şubat’ta toplanacağı söyleniyor. Katılacak mısınız?” sorusuna “Daha davet gelmedi” cevabını verdi.

Reklam yükleniyor...
Sizin için uygun reklam bulunamadı!
Son gelişmelerden ilk siz haberdar olmak için bizi takip edin.
Reklam yükleniyor...
Sizin için uygun reklam bulunamadı!
Exit mobile version