Politika
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Eninde sonunda menzile vasıl olacağız
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezinde Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısına katıldı. Burada konuşan Erdoğan, AK Parti olarak ramazan ayının manevi atmosferini, Türkiyenin dört bir yanında vatandaşla birlikte yaşadıklarını söyleyerek, “81 ilimizin 922 ilçemizin tamamında kurduğumuz 1 milyonu aşkın gönül soframızda aynı suyu yudumladık, aynı çorbayı içtik, aynı pideyi bölüştük. Teravih sonrası çay sohbetlerinde her kesimden insanımızla muhabbet ettik, dayanışmamızı pekiştirdik. İlk Evim İlk İftarım programlarımızla geçtiğimiz aylarda teslim ettiğimiz yeni yuvalarında depremzede kardeşlerimizin misafiri olduk. Rahmetli Akif İnanın Bütün giysileri yırtsak yeridir, yeter bize vefa elbiseleri sözünün vücut bulmuş hali AK Partidir. Kökü mazide gözü atide olan bu hareket, evvelemirde bir vefa hareketidir. Çeyrek asırlık yolculuğumuzda biz daima bunu yaptık. Gençlerimizin heyecanı ve dinamizmiyle ak saçlılarımızın tecrübesi ve ferasetini harmanladık. Ağırbaşlılık, vakar ve olgunluk ile özgüveni, coşkuyu ve kabına sığmamayı aynı potada erittik. Kadrolarımızı sürekli yenilerken emektarlarımızla irtibatımızı her zaman güçlü bir şekilde muhafaza ettik. Bizi biz yapan, bizi güçlü ve özgün kılan en önemli vasıflarımızdan biri işte budur” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu davaya omuz vermiş bu harekete katkı sunmuş partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz her bir yol arkadaşımızın başımızın üstünde yeri vardır. Bu anlayışla kuruluşundan itibaren teşkilatlarımızda görev alan partimizin emektarlarıyla genel merkezimizde, illerimizde, ilçelerimizde düzenlediğimiz vefa iftarları vesilesiyle hasret giderdik. Sosyal Politikalar Başkanlığımız aracılığıyla şehit ailelerimiz, gazilerimiz, yaşlı ve engelli vatandaşlarımızla iftar ve sahurlarda bir araya geldik. Kadın ve gençlik kollarımız ramazan ayı boyunca sokaklarda, evlerde, teşkilat binalarımızda, kampüslerde ve iftar çadırlarımızdaydı. Üniversitelerimizde gerçekleştirdiğimiz kampüs iftarlarıyla yaklaşık 500 bin gencimizle ramazan sevincini yaşadık. İftara beş kala geleneğiyle 1 milyon 170 bin kumanyayı iftara yetişemeyen vatandaşlarımıza ulaştırdık. Sivil toplum kuruluşlarımızla bir araya gelerek ruberu istişare ettik” ifadelerini kullandı.
SURİYEYİ UNUTMADIK
86 milyonun birlik ve beraberliğini güçlendirirken AK Parti olarak, imar ve ihya sürecindeki Suriyeyi de unutmadıklarını belirten Erdoğan, “Belediyelerimizin ve teşkilatlarımızın kurduğu iftar sofralarında 250 bin Suriyeli kardeşimizin oruçlarını açmasına vesile olduk. Belediyelerimiz yardım kolileri, alışveriş kartları, iftar programları, maddi destekler ve diğer çalışmalarıyla 10 milyon insanımızın kalbine dokundu. Sadece gönül sofraları programıyla 1 milyonu aşkın haneye gittik. Ramazan-ı Şerifte Avrupa başta olmak üzere gurbeti sılaya çevirmiş vatandaşlarımızı da ihmal etmedik. Düzenlediğimiz çeşitli programlarla onların da bu mübarek ayın manevi ikliminden istifade etmesini sağladık” dedi.
KARDEŞ BİLDİĞİMİZ HALKLARI KÖTÜ GÜNDE YALNIZ BIRAKMAYIZ
İsrailin kışkırtmalarıyla 28 Şubatta İrana karşı başlatılan savaşın bölgeyi kan ve barut kokusuna boğmaya devam ettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hiçbir günahı olmayan, hiçbir şeyden haberi olmayan çocuklar okullarında ders dinlerken füzelerin ve bombaların hedefi oluyor. Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor. Gözünü nefret ve kin bürümüş soykırım şebekesi, güya dini argümanların arkasına sığınarak coğrafyamızı büyük bir felakete doğru sürüklüyor. Nerede olursa olsun acımasızca öldürülenler bizim kardeşlerimizdir. Son nefeslerini okul sıralarında veren çocuklar bizim yavrularımızdır. Evlat acısıyla yürekleri kerbelaya dönen kadınlar bizim annelerimizdir. Bombaların enkaza çevirdiği şehirler aynı şekilde bizim şehirlerimizdir. Tahrip edilen, yıkılan, talan ve tarumar edilen yerler bizim bölgemizdir. İsfahanda, Tebrizde, Tahranda dökülen gözyaşlarının Erbilde, Ammanda, Bağdatta, Beyrutta, Sanada, Dohada, Riyadda ve bölgemizin diğer kardeş şehirlerinde dökülenlerden Allah aşkına ne farkı var? Katliam şebekesinin gözünde adımızın Ali olmasının, Murtaza olmasının, Ömer olmasının, Ayşe, Zeynep, Hasan, Hüseyin olmasının ne farkı var? İster İranda ister Körfezde olsun atılan her füzeyle zarar gören, vurulan, kanayan biz değil miyiz? Bu anlamsız savaş sebebiyle kan kaybeden bölgemizin ekonomisi değil mi? Füzeler, bombalar ve dronlar tarafından tahrip edilen milyarlarca dolarlık altyapı tesisleri, bölgedeki kardeşlerimizin kaynakları değil mi? 27 gündür hiçbir ilke, değer, norm gözetmeyen saldırganların nazarında Şii veya Sünni olmamızın Türk, Kürt, Arap ya da Farisi olmamızın Allah aşkına bir farkı var mı? Mezheplerimiz, kökenlerimiz farklı olsa da coğrafyamızın dört bir yanında akan kanlar bizim değil mi? Şundan herkes emin olsun, biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız. Türkiye ve Türk milleti olarak iyi günde dost ve kardeş bildiğimiz halkları kötü günde yalnız bırakmayız. Bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları tekrar gündeme taşımayı, eski defterleri yeniden açmayı, vahdete değil fitneye hizmet edecek gündemlerin peşine takılmayı asla ve asla doğru bulmadığımızı tekraren vurgulamak mecburiyetindeyim” diye konuştu.
HUSUMETİ BÜYÜTECEK HER TÜRLÜ EYLEMİ REDDEDİYORUZ
Erdoğan, sosyal medya platformları üzerinden yürütülen psikolojik harekatlara karşı son derece dikkatli olduklarını vurgulayarak, “Kardeş halklar arasında kırgınlıkları derinleştirecek, husumeti büyütecek Siyonizmin bölgemizi hedef alan böl, parçala, yönet planlarına lojistik destek verecek her türlü eylemi ve tartışmayı reddediyoruz. Dünyanın en stratejik bölgesinde Türkler, Araplar, Kürtler, Farslar olarak asırlardır bir arada yaşıyoruz. Aynı kaderi, aynı coğrafyayı paylaşıyoruz. Ortak coğrafyamızda yüzlerce yıldır acımız bir oldu, derdimiz bir oldu, hüznümüz bir oldu. Sevincimiz, heyecanımız, coşkumuz bir oldu. Mazimiz gibi inşallah istikbalimiz de bir olacak, beraber olacak. İçinde bulunduğumuz toz bulutu dağıldıktan sonra komşular ve kardeşler olarak biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bomba ve füzelerin ölüm saçan uğultusu inşallah kesildikten sonra biz bu coğrafyada yine birlikte yaşayacağız. Bu gerçeği kimsenin unutmaması gerektiğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.
KUDÜSE SAHİP ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ
Savaşın İsrailin savaşı olmakla birlikte ortaya çıkan ağır faturanın bedelini önce Müslümanlar, sonra da tüm insanlığın ödediğine işaret eden Erdoğan, “Netanyahu hükümeti sadece komşumuz İranı hedef almıyor, Lübnanı işgal planlarını da adım adım hayata geçiriyor. İşgal güçlerinin saldırılarında 2 Marttan bu yana bin 100 Lübnanlı hayatını kaybetmiş, 1 milyon 165 bin kardeşimiz yerinden, yurdundan edilmiştir. İsrail Suriyeyi de rahat bırakmıyor. Suriyenin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini ihlal eden mütecaviz eylemlerine ısrarla devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi ilk kıblemiz Mescid-i Aksayı 27 gündür kapalı tutuyor. İsrailin kapısına kilit vurduğu Mescid-i Aksada 1967den bu yana ilk kez bayram namazı eda edilmedi. Bu kural tanımazlık, bu haydutluk her şeyden önce 2 milyar Müslümanın inancına yapılmış küstah bir saldırıdır. Hangi bahaneyle olursa olsun Müslümanların Mescid-i Aksada ibadet etme hakkı gasbedilemez, engellenemez, yasaklanamaz. Merhum Akif Emrenin kainatın varoluş sırrına açılan kapı olarak tarif ettiği Mescid-i Aksaya sahip çıkmak insanlığımızın gereğidir. Kudüsü şerifi ve Mescid-i Aksayı savunmak, insanlığı savunmaktır. Güncel gelişmelerden bağımsız olarak İslam dünyasının Mescid-i Aksayı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi, sesini yükseltmesi olabilecek en güçlü tepkiyi vermesi asli vazifemizdir. Türkiye bu noktada üzerine düşenleri yapmayı sürdürecektir. La İlahe İllallah İbrahim Halilullah lafzında billurlaşan kuşatıcı anlayışla Kudüse sahip çıkmaya inşallah devam edeceğiz” dedi.
BARIŞÇIL DIŞ POLİTİKAMIZDAN GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgenin her karışında barışın, adaletin ve istikrarın tesisinden yana olduklarını belirterek, “Evrensel insani değerlerin, farklı kültürlerin, farklı kökenlerin, farklı inanç mensuplarının bir arada yaşama iradesinin en güçlü savunucusuyuz. Fakat her türlü hukuksuzluğun, her türlü haydutluğun ve zorbalığın da kimden gelirse gelsin sonuna kadar karşısındayız. Şunu herkes bilsin ki devlet olarak etrafımızı saran nefret söylemlerine, savaş çığırtkanlıklarına ve çatışma iklimine asla teslim olmayacağız. Tarihin ve vicdanın doğru tarafında durmanın haklı özgüveniyle hareket edecek, aklıselimimizi ve soğukkanlılığımızı asla kaybetmeyeceğiz. Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız” ifadelerini kullandı.
CHPNİN ÇEKMEK İSTEDİĞİ TUZAKLARA DÜŞMEYECEĞİZ
Erdoğan, “Ana muhalefet partisinin karikatür genel başkanı dışında aziz milletimiz ve bölgedeki tüm kardeşlerimiz Türkiyenin ne yapmaya çalıştığının, neyin mücadelesini verdiğinin gayet farkındadır. Türkiye doğru yoldadır. Doğru yerdedir. Doğru bir politika izlemektedir. Hem kardeş İran halkı, hem kardeş Körfez ülkeleri, hem de tüm dünya bunun bilincindedir. Her zeminde de Türkiyenin tavrından övgüyle bahsediyorlar. Partimize ve ittifakımıza oy versin veya vermesin milletimiz de bu fırtınalı dönemde Türkiyenin kaptan köşkünde bizim olmamızdan dolayı Allaha hamd ediyor, iyi ki Türkiyeyi AK Parti yönetiyor diyorlar. Milletimizin bu güvenini inşallah boşa çıkarmayacağız. Türkiye partisi olmayı bir türlü beceremeyen CHPnin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeyeceğiz. CHPli aktörlerce körüklenen savaş çığırtkanlıklarına kulak asmayacağız. Gelinen noktada ana muhalefetin başındaki zatın aklı ile dili arasındaki bağ kopmuş, söylemlerinde tutarlılık kalmamış, siyasi itibarı tamamen sıfırlanmıştır. Vesayet altında olduğu kamuoyunca bilinen bir şahsın Türkiyenin dik ve dirayetli duruşuna dil uzatması ise kara mizah örneğidir. Ufku ve vizyonu dar olanların bizi anlamasını zaten beklemiyoruz. CHP Genel Başkanını artık kendi seçmeni bile kale almıyor. Türk dış politikasına getirdiği eleştirilere en başta CHPli vatandaşlarımız gülüp geçiyor. Ona buna sataşarak, siyasette itibar devşirmeye çalışan bu zavallıyı biz bir kez daha kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz” dedi.
KİMSE TÜRKİYEYE DİZ ÇÖKTÜREMEYECEK
Cumhurbaşkanı Erdoğan, savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden halkımızı korumanın öncelikleri olduğunu da ifade ederek, “Belirsizliğin ve tedirginliğin küresel düzeyde tırmandığı mevcut şartlarda piyasalarda dalgalanmaların yaşanmasını doğal karşılıyoruz. Dönemsel sıkıntılarımız olabilir. Geçici olarak bazı zorluklarla karşılaşabiliriz. Dönemsel ya da küresel şoklar sebebiyle ortaya çıkan arızi durumlar Allahın izniyle bizi hedeflerimizden alıkoymayacaktır. Hedeflerimize bağlıyız. İnşallah eninde sonunda menzile vasıl olacağız. Türkiye ekonomisi hamdolsun bu güce, bu kapasiteye ve dayanıklılığa fazlasıyla sahiptir. 23 yıl boyunca karşılaştığı onca engele, bölgesinde yıllardır eksik olmayan krizlere ve çatışmalara, içeride FETÖden belediyeleri haraca ve rüşvete bağlayan suç örgütlerine kadar nice kifayetsiz muhteristen yediği darbelere rağmen yıkılmayan, sendelemeyen tam tersine kaya gibi sağlam duran bir Türkiye gerçeği var. Kimse bu Türkiyeye diz çöktüremeyecek. Göreceksiniz. İnşallah kazanan Türkiye olacak. Kazanan 86 milyon mensubuyla Türk milleti olacak. Kazanan kardeşlik olacak, barış olacak, adalet olacak, barışı savunanlar olacak. Kazanan AK Parti ve Cumhur İttifakı gibi zor zamanda yine tarihin doğru tarafında akıl, izan ve vicdanın safında yer alanlar olacak. Hem ülkemiz içinde hem de bölgemizde dengeli, mutedil ve makul siyaset çizgisinden ayrılmayacağız. Allahın izniyle milletimizin desteği ve hayır duasıyla doğru bildiğimiz yolda, emin adımlarla yürümeyi sürdüreceğiz” diye konuştu.