Eğitim
Bakan Tekin: Şehri öğrenme serüvenine dahil etmeye çalışıyoruz
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Ankara Resim ve Heykel Müzesinde Okul Dışı Öğrenme Ortamları Projesinin tanıtım törenine katıldı. Bakan Tekin, projeye emek verenlere teşekkür ederek, “Bugün sanatın, hafızanın, estetiğin iç içe geçtiği bu mekanda buluşmayı, projemizi bu mekanda tanıtmayı önemsedim. Zira öğrenmeyi ve öğrenme ortamlarını konuşurken, sınıf sıraları ve dört duvarla denkli bir anlayışı açmak ve mekanımızın da başlı başına bir öğretmen olduğunun idrak edilmesini arzu ediyoruz. Meselemiz, evladımızın öğrenme tecrübesini zenginleştiren her zenginliği, eğitimin tabii bir parçası haline dönüştürebilmek. Müze, kütüphane, atölye, bilim merkezi, spor alanları, tabiat alanları, üretim ortamları, tarihi çevre, şehirlerimizdeki tarihi yapılar, camiler, barajlar, bir sosyal tesis, bir geri dönüşüm tesisi, aklınıza gelebilecek her ortam aynı zamanda bir öğrenme haline dönüşebilir. Evlatlarımızın dikkatini toplayan, merakını diri tutan, sorularını çoğaltan her mekan, bizim nazarımızda bir öğrenme ortamı da olmalıdır. Bugün resimlerin ve heykellerin eşlik ettiği bu tarihi mekanda buluşmamızın sebebi de budur. Öğrenmeyi hayatın dışına iten, onu evlatlarımızın zihninde biriken kuru bir enformasyona indirmeyen anlayışı asla kabul edemeyiz. Bilginin vakar ve kıymet kazandığı yer, çocuğun emek verdiği, ter döktüğü, soru sorduğu, üretime, sanata, tabiata dokunduğu ortamlardır. Çünkü öğrenme hayatla temas ettiğinde derinleşir, derinlik kazanan kavrayış da zamanla hikmete, karaktere ve sorumluluk şuuruna dönüşür” diye konuştu.
YEPYENİ BİR YAKLAŞIMA İHTİYACIMIZ VAR
Bugün pek çok çocuğun bir ekrandan diğer ekrana geçerken bir metni tamamlamadan bir başkasına yöneldiğini belirten Tekin, “Okul dediğimiz yapı ne kadar donanımlı olursa olsun çevresindeki imkanlarla irtibat kurmadıkça çocuğun tecrübe ufkunu genişletemez. Nitekim sürekli dile getirdiğimiz gibi öğrenme ortamını, sınıfın dört duvarına hapsetmeyen yepyeni bir yaklaşıma ihtiyacımız var. Kütüphaneden müzeye, bilim merkezinden üretim alanına, spor tesisinden sanat kurumuna, tabiat parklarından yeni dönüşüm tesislerine uzanan bu geniş yelpaze çocuğun dikkatini derinleştiren, sorusunu çoğaltan, öğrendikleriyle hayat arasında bağ kurmasına imkan veren birer eğitim zemini olarak karşımızda duyuyor. Zihin, beden, duygu ve sosyal etkileşimin birlikte işlediği her tecrübenin öğrenmeyi daha kalıcı kurduğunu, anlamı güçlendirdiğini, ahlaki zemini tahkim ettiğini biliyoruz. Bu tablo artık münferit iyi örneklerle yetinilemeyeceğini ve istikametin sistematik bir yönelime dönüşmesi gerektiğini açıkça gösteriyor. Bir öğretmenimizin inisiyatifiyle gerçekleştirilen bir müze gezisi, bir bilim merkezinde geçirilen birkaç saat, bir üretim testinde makinelerin başında yapılan bir gözlem, bir cami avlusunda yahut kütüphane rafları arasında sürdürülen kısa bir ders arası elbette çok kıymetli. Bugün dünya ölçeğinde pek çok ülkede okulun etrafındaki şehir, kültür kurumları, üretim alanları, tabiat ve sanat mekanları, öğrenme sürecinin tali unsuru olmaktan çıkartılıp, tabii bir uzantısı haline getirilmiş durumda. Bizse bu yönelişi medeniyet birikimimizin, şehirlerimizin hafızasının ve kültürümüzün irfan damarının sürecinden geçirerek kendimize mahsus bir eğitim çizgisine dönüştürmeye gayret ediyoruz” dedi.
KAYITLI MEKAN SAYIMIZ 5 BİNİN ÜZERİNE ÇIKTI
Türkiye Yüzyılı Maarif Modelini inşa ederken öğrenme süreçlerini coğrafyanın içine sinmiş bir hayat bilgisi olarak ele aldıklarını söyleyen Tekin, “Evlatlarımızın sınıfta işlediği bir kavramın, fabrikada gördüğü üretim süreciyle, müzede karşılaştığı bir eserle, bir cami avlusunda yaşadığı bir tecrübeyle, tabiatta yaptığı bir gözlemle birleştiği ölçüde kalıcı hale geldiğini biliyoruz. Bu yüzden modelimizin merkezinde öğrenmenin hayatla irtibatını güçlendiren, bilgiyi tecrübeyle yoğuran bir maarif tasavvuru bulunuyor. Bugün Türkiye Yüzyılın Maarif Modeliyle bu çizgiyi daha geniş bir çerçeveye taşımaya hep beraber gayret ediyoruz. Hayatla irtibat kurmayan bilginin çabucak dağıldığını, emek ve tecrübeyle yoğrulan bilginin ise zihinde ve karakterde yer ettiğini biliyoruz. Okulun sınırlarını, şehrin imkanlarıyla, tabiatın geniş ufkuyla, kültür ve sanat birikimimizle buluşturan her adım bu bakımdan bizim için kıymet taşıyor. Bugün tanıtımını gerçekleştirdiğimiz Okul Dışı Öğrenme Ortamları Projemizi, Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimizin sahadaki en görünür halkalarından birisi olarak kabul ediyoruz. Şehri öğretmenimizin planına ve evladımızın öğrenme serüvenine dahil eden bir düzen oluşturmaya çalışıyoruz. Projemizin kalbinde öğretmenlerimizin elini güçlendiren dijital bir altyapı kurduk. Öğretmenimiz bu platforma girdiğinde bulunduğu ili ve ilçeyi, dersini, sınıf düzeyini, Türkiye Yüzyılı Maarif Modelindeki ilgili temayı ve kazanımları seçerek öğrencileriyle birlikte kullanabileceği mekanların haritasına ulaşabiliyor. Her bir mekan için hazırlanan bilgi kartlarında ortamın kısa tanımı, eğitimle ilişkisi öne çıkan temalar, önerilen etkinlik örnekleri, güvenlik ve erişimle ilgili bilgiler yer alıyor. Ayrıca her bir etkinlikte medeniyet birikimimize vurgu yapılıyor. Böylece öğretmenimizin omuzuna yeni ve belirsiz bir yük koymak yerine, ona planlamada ve rehberlikte yol açan bir araç daha sunmuş oluyoruz. Bugün itibarıyla platformda kayıtlı mekan sayımız 5 binin üzerine çıktı. Bu mekanlara bağlı yüz binlerce öğrenme çıktısı ve etkinlik önerisi üretildi” diye konuştu.
TÜRK DÜNYASIYLA ENTEGRE EDELİM
Bu tür toplantılar esnasında yeni ödevler vermeyi sevdiğini ifade eden Bakan Tekin, “Şimdi Ankara Hacı Bayram Üniversitesinden hocalarımız da buradalar. Yine oradan çok sevdiğim hoca arkadaşlarımızla başka bir proje üzerinde çalışıyoruz; Türk dünyası turu. Bizim öğrenme çıktıklarımızla paralel bir Türk dünyası tur rehberi oluşturmaya çalışıyoruz. Şimdi Sayın Genel Müdürümüzden şöyle bir şey rica edelim; bu projeyi Türk dünyasıyla entegre edelim. Türkistanın da bu anlamda değerlerini sürecin içine dahil edelim. Bence bu da iyi bir yaklaşım olacak” dedi.