Eğitim
Bakan Tekin: Kim ne derse desin devrim niteliğinde işler yaptık
Milli Eğitim Bakanlığının Antalyada düzenlenen İl Müdürleri Toplantısı nedeniyle kente üç bakan geldi. 81 ilden katılımın sağlandığı toplantıya Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş katıldı. Toplantının ardından Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, AK Parti İl Başkanlığını ziyaret edip, kentten ayrıldı. Bakanlar Yusuf Tekin ve Mahinur Özdemir Göktaş, Cam Piramitte düzenlenen Erzurum Tanıtım Günleri etkinliğine katıldı. Ardından Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, AK Parti İl Başkanlığını ziyaret ederek, partililerle buluştu.
İSTİŞAREYE ÇOK ÖNEM VERDİM
Milli Eğitim Bakanlığının çok devasa bir teşkilat olduğunu belirten Bakan Tekin, “Özel okullarla beraber yaklaşık 77 bin okulumuz var. 1 milyon 250 bin civarında öğretmenimiz var. Hal böyle olunca bakanlıkta yapılan şeylerin başarılı olması, doğru sonuçlar üretmesi için mutlaka sahayla bağını sağlamış olması lazım. Koptuğunda yukarıda bizim açıkladığımız şeylerin hiçbir anlamı kalmıyor. O yüzden ben başladığım günden itibaren istişareye gerçekten çok önem verdim. Siyasi teşkilatlarla, bakanlık merkez teşkilatıyla, bakanlığımızın taşra teşkilatıyla, yerel yönetimlerle sürekli istişare halinde olduk. Ve bu işleri yaparken bu kültürü yerleştirmeye çaba sarf ettik. Bugün de burada üç bakanlık istişarelerde bulunduk” dedi.
MUHALEFETE MANİPÜLASYON ELEŞTİRİSİ
Türkiyedeki eğitimle ilgili Biz şunu yaptık, bunu yaptık dediğinde muhalefet partilerinin absürt cevaplarla manipüle ettiklerini dile getiren Bakan Tekin, “Mesela ben diyorum ki, Yeni yaptığımız okul binaları gerçekten birinci sınıf. Saray gibi bina yaptık diyoruz. Bunu eleştiriyorlar. Ben diyorum ki, 2002den yani AK Partiden önce Türkiyede eğitimle ilgili temel göstergeler şöyleydi diyorum, bir sürü manipülatif cevaplar veriyorlar. Onlarla bu mücadeleyi yapıyorum. Ben sonuçta 55 yaşındayım ama 13 yaşından beri siyasetin içindeyim. İlk seçimlere, 1983 seçim çalışmasıyla başladık, afiş asarak. O gün, bugün içerisindeyiz. Dolayısıyla bu konulara pabuç bırakmayız. Ama cevap verirken bizim söylediklerimiz üzerinden böyle bir manipülasyon yapıyorlar” dedi.
CUMHURİYETİN 100ÜNCÜ YIL DÖNÜMÜNE MEKTUPLAR
2002 döneminin başbakanı Bülent Ecevitin Cumhuriyetin 100üncü yılına mektup projesi kapsamında 2023 yılındaki Milli Eğitim Bakanına ulaştırılmak üzere PTT aracılığıyla yazılan mektupları anlatan Bakan Tekin, “Ben de 2023 yılında Milli Eğitim Bakanı olduğum için bana geldi. Mektupları çarşaf çarşaf kamuoyuna sundum. Mesela bir öğretmenimiz, İnşallah bir gün koridorlarında farelerin cirit atmadığı bir okulda öğretmenlik yapabilirim diyor. Bu milattan önce falan değil, 20 yıl önce, 2002de yazılmış bir mektup. Mesela başka bir öğretmenimiz, İnşallah Cumhuriyetin 100üncü yılında çocuklarımız tuvalet ihtiyacını gidermek için okulun dışına çıkmak zorunda kalmaz. Ben uydurmuyorum bunları arkadaşlar, Bülent Ecevitin başbakanlığı döneminde yazılmış mektuplar. Bir öğretmenimiz, İnşallah bir gün Cumhuriyetin 100üncü yılında 45-50 kişilik sınıflarda ders anlatabilirim diyor. Demek ki bu öğretmenimiz 70-80 kişilik sınıflarda ders anlatıyor ki, böyle söylüyor. Mesela diyor ki, İnşallah Cumhuriyetin 100üncü yılında okulumuzda bir tane bilgisayar olur. Bunun gibi bir sürü yüzlerce mektup var. Ben mi uyduruyorum bunları? Yazılı olarak söylüyorlar. Peki şimdi ne durumdayız? Ona bakalım bir de” diye konuştu.
ULUSLARARASI RAPORLARDAN ÖRNEK VERDİ
Bugünkü duruma göre uluslararası raporlardan örnekler veren Bakan Tekin, “Mesela, Birleşmiş Milletler Kalkınma Endeksini hazırlayan, Dünyada bütün dersliklerinde akıllı tahta dediğimiz etkileşimli tahtanın bulunduğu ve bu etkileşimli tahtaların internet erişiminin olduğu neredeyse tek ülke Türkiye diyor. Ben söylemiyorum bunu. Bundan 20 sene önce okulumuzda bir tane bilgisayar olsun diyen öğretmenimiz, bugün 65 binin üzerindeki devlet okulumuzun tamamında akıllı tahtalarımız var. Akıllı tahtalarımızın tek başına olması yetmez. En ücra köşedeki köy okullarımıza dahi internet erişimi var. İnternet erişim hizmetlerini bütçeden biz ödüyoruz. Oradan dünyanın en büyük eğitim içerik ağı olan EBAya erişebiliyorlar ve istediği her türlü eğitim içeriğine kavuşuyorlar. Bu o kadar güzel bir imkan ki, sadece bu mu, teknoloji mi? Hayır, derslik öğretmen başına düşen öğrenci sayısı itibarıyla OECD diyor ki, Türkiye bu anlamda devrim yapan ülkelerden bir tanesi. Yani 20 yılda yapılması mümkün olmayan neredeyse işleri yaptık” dedi.
AK PARTİ HÜKÜMETİNİ TAKDİR ETMENİZ LAZIM
Antalyada 2002de sınıf sayısı 9 bin 406 iken bugünkü toplam sınıf sayısının 23 bin 658e yükseltildiğini açıklayan Tekin, “Ben şimdi bu rakam böyle olunca Devrim yaptık demeyeyim mi arkadaşlar? Peki nasıl yaptık bunu? Çünkü Sayın Cumhurbaşkanımız, Bu çocukların, gençlerin eğitimine verilen para, ayrılan kaynak bizim için tasarrufun dışındadır, ne gerekiyorsa yapacağız dedi, yaptık. 2002den itibaren bütün bütçelerde eğitim birinci sırada yer alıyor. Yani o gün sahip olduğumuz dersliklerin o güne kadar Cumhuriyet döneminde yapılan bütün dersliklerin 2,5- 3 katı kadar derslik yapmışız. Şimdi bir memleketin parası mı yoktu da yapmadınız? Parası vardı da yapmadıysanız o zaman AK Parti hükümetini takdir etmeniz lazım ki, kaynak üretti. Değil mi? Ha para var da yapmadıysanız o zaman da ben diyeceğim ki, bu parayı kim yedi? Değil mi?” diye konuştu.
MUHALEFET BELEDİYELERİNE OKUL ARSASI PROBLEMİ SUÇLAMASI
Okul ve öğretmen sayıları hakkında da bilgiler veren Bakan Tekin, kim ne derse desin devrim niteliğinde işler yaptıklarını ifade etti. Bakanlık olarak okul yapacakları ama yer sorununun belediyeler tarafından çözülmesi gerektiğini kaydeden Tekin, “Biz okul yapacağız da nereye yapacağız? Birisinin bize arsa üretmesi lazım, imar süreçlerini yürütmesi lazım, genel olarak AK Parti’li belediye hizmetiyle tanışmayan belediyelerle problemler yaşıyoruz. Mesela Muratpaşayla ilgili. Arsa üretelim. Okul yapalım. Arsa üretmiyorsanız peki ne yapıyorlar arsaları? O zaman bizim ne yapmamız lazım arkadaşlar? Bizim de üstüne gitmemiz lazım cesaretle. Kardeşim arsa üret, okul yapacağız. Bu siyaseten gerçekten şu anda çok kullanılabilecek bir enstrüman. Ben bakıyorum İstanbul başta olmak üzere yani bizimle beraber çalışan Cumhur İttifakı ortağı belediyelerde hiç problem yaşamıyoruz. Ama diğer taraflarda bir büyükşehir belediye başkanı düşünün, bizim okulumuzun arsasının küçücük bir köşesinde belediyenin hissesi vardı diye dava açtılar. Böyle bir mantık olur mu arkadaşlar? Yani biz oraya okul yaptığımızda iyi de senin seçmenine de hizmet etmiş oluyoruz? Yani bunu hangi mantıkla engelliyorsunuz? O yüzden şimdi burada ben başkanımıza da söyledim. Ben size taahhüt ediyorum. Arsa problemi yaşamadığınız, arsa üretilebilen yerlerde biz yatırım programımızı ona göre revize edeceğiz. Ve size destek olacağız. Destek olmaya da devam edeceğiz arkadaşlar” dedi.
Çok kritik bir dönemden geçildiğini belirten Bakan Tekin, şunları söyledi:
“Hem dünyada hem Türkiyede birçok şeyin değişimi ve dönüşümünün yaşandığı bir dönemin içerisindeyiz. Tarih tekerrürden ibaret derler ya, 1994 yerel seçimlerini hatırlayacaksınız. O kadar çok benzerlik var ki, o günde İstanbul Büyükşehir Belediyesi, o zamanki belediye başkanının İSKİ skandalı diye bilinen belediyeye ait kaynakların özel ilişkiler için harcandığı bir yolsuzluk sürecinden geçiyorduk. Şu an yine aynı şeyi yaşıyoruz. Aynı dönemdeyiz arkadaşlar. Ama bir farkla, o günkü rakamlardan çok daha büyük rakamlardan bahsediyoruz. O günkü yolsuzluktan, usulsüzlükten çok daha büyük rakamlardan bahsediyoruz. O gün hiç olmazsa saklamaya çalışıyorlardı. Bugün hiç saklamadan baklava kutularında paraların el değiştirdiği, aymazlığın yürüdüğü, bir taraftan rüşvetin, yolsuzluğun, hırsızlığın ayyuka çıktığı, diğer taraftan da insanların evlerinde bir damla suya muhtaç olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Arkadaşlar bu 94le kıyaslandığında çok daha sorumluluğumuzun fazla olduğu bir sürecin içerisindeyiz. Bizim derdimiz siyaseten zafer kazanmak falan değil. Bizim derdimiz vatandaşımız milletimiz hak ettiği şekilde müreffeh bir ülkede yaşasın istiyoruz. Şimdi eleştiriyorlar televizyonlarda bakıyorum, İstanbul Büyükşehir Belediyesiyle ilgili iddianameyi eleştiriyorlar. İddianamede güya şu ifade var, Cumhurbaşkanı seçilmek için çete kurdu diye. Hani Bektaşinin tanımlaması var ya, oradaki gibi bir durum söz konusu. İddianame öyle demiyor. İddianame diyor ki; kendi siyasi çıkarları için siyasi ikbali için vatandaşın parasını çalıyor, çırpıyor, kullanıyor. Buranın bu kısmını okumayıp, bu kısmını görmeyip tabii ki bir insanın cumhurbaşkanı adayı olmak, genel başkan olmak doğal hakkıdır. İster ekip kurar çalışır ama bunu yaparken insanların evine götürecekleri yiyecekten ulaşımda kullanacakları refahtan, evinde akacak sudan oraya ayrılır gereken kaynaktan feragat edip kendi kişisel çıkarları için kamu kaynaklarını kullandıklarında bu tüyü bitmemiş yetimin hakkını yemek demektir. Bizim kavgasını verdiğimiz şey de burası.”