Dünya
Bakan Kurum: İklim meselesi artık bir gündem maddesi değil, güvenlik meselesidir
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, Paristeki Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) merkezinde gerçekleştirilen OECD Konsey Toplantısı ve COP31 Stratejik Ortaklık Etkinliğine katıldı. OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann, OECD üyesi ülkelerin büyükelçileri ve OECD nezdindeki daimi temsilcilerin yer aldığı programda COP31 Başkanlığının Eylem Gündemine ve önceliklerine yönelik bilgilendirme yapan Bakan Kurum, COP31 Başkanlığı ile OECDnin Stratejik Ortak olduğunu duyurdu. Bakan Kurum, “OECDnin ekonomi alanındaki uzmanlığı, güvenilir veri analizleri ve uluslararası karşılaştırma kapasitesinin bu sürece çok önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum. Güvenilir ve karşılaştırılabilir OECD verileri ihtiyaçların doğru tespit edilmesini, finansmana erişimin ve bu erişimdeki eşitsizliklerin azaltılmasını ve sınırlı kaynaklarla daha yüksek iklim etkisi oluşturulmasını mümkün kılan bir yol haritası sunmaktadır. Biz de COP Başkanlığı olarak OECDnin bu gücünden tüm insanlığın geleceği ve ortak evimiz dünyanın selameti için faydalanmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.
ARTIK HEDEFE NASIL ULAŞACAĞIMIZI DA KONUŞMALIYIZ
İklim diplomasisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakan Kurum, “İklim diplomasisinin saatleri Pariste ortak bir hedefe göre ayarlandı. Yeni dönemde görevimiz, güçlü bir uygulama düzeni kurmaktır” dedi.
COP31 Başkanlığının uygulamaya yönelik ortaya koyduğu diyalog, uzlaşı, aksiyon yaklaşımını anlatan Kurum, Türkiyenin COP31 Başkanlığını ve ev sahipliğini, Avustralyanın ise müzakere sürecinin başkanlığını üstlendiğini belirtti. Kurum, COP31e doğru giderken Ankara, İstanbul, Hatay, Bonn, Londra ve Trabzondaki önemli toplantılarla eylem gündemine yönelik hazırlıkların kamuoyu ile paylaşıldığını aktardı. Bakan Kurum, “Bütün bu çalışmalar bize aynı gerçeği gösterdi; iklim diplomasisinin ağırlık merkezini hedeflerden uygulamaya artık taşımamız gerekiyor. Yani hedefler yeteri kadar belirlendi. Artık tam anlamıyla uygulamaya geçmemiz gerekiyor. Artık hangi hedefe ulaşacağımız kadar o hedefe nasıl ulaşacağımızı da konuşmak mecburiyetindeyiz. Hangi politikayla ilerleyeceğimizi, yatırımı nasıl harekete geçireceğimizi, nasıl finanse edeceğimizi ve sonuçları nasıl ölçeceğimizi ortaya koymalıyız” açıklamasında bulundu.
SONUÇ ALABİLECEĞİMİZ 10 ÖNCELİKLİ BAŞLIK VE TEMA BELİRLEDİK
COP31 Başkanlığının temiz enerji dönüşümü ve elektrifikasyon, Sıfır Atık ve metan azaltımı, iklime dirençli şehirler, yeşil sanayileşme, gençlik ve eğitim, gıda güvenliği, okyanuslar ve denizler, dinamik ve dirençli sağlık sistemleri, Rio Sinerjileri ve İklim Uygulama Köprüsünü kapsayan 10 öncelikli temasını açıklayan Bakan Kurum, “Bugüne kadar alınmış kararlar doğrultusunda sonuç alabileceğimiz 10 öncelikli başlık ve tema belirledik. Finansman, teknoloji ve kapasiteyi geliştirmeyi bu alanların tamamını kesen ortak unsurlar olarak görüyoruz. Yani bu hedefleri gerçekleştirmek için finansman, teknoloji ve yine gelişmekte olan ülkelerin kapasite geliştirmesi bu anlamda çok değerli, çok kıymetli” diye konuştu.
UYGULAMA HEDEFLERİMİZLE EYLEME GEÇTİĞİMİZİ TÜM DÜNYAYA GÖSTERECEĞİZ
Bakan Kurum, COP31 Başkanlığının 2035 Uygulama Hedefleri kapsamındaki detayları şu şekilde sıraladı:
“2035e kadar küresel elektrifikasyon oranının yüzde 35e çıkarılması, atık üretimindeki artışın 2035e kadar yarı yarıya azaltılması, bina sektöründe enerji kullanım yoğunluğunun 2035e kadar en az yüzde 25 azaltılması, üretim ve imalat sektöründe döngüsel malzeme kullanım oranının 2035e kadar en az yüzde 15e çıkarılması, 2035e kadar iklim dirençli tarım uygulamaları ve iklim değişikliğiyle mücadele eğitimlerinin toplumun her kesiminde tamamlanması ve son olarak yatırım yapılabilir proje portföylerini destekleyecek İklim Uygulama Köprüsü Mekanizmasının 2035e kadar yaygınlaştırılması.”
Söz konusu hedeflerin somut ve uygulanabilir olduğuna dikkat çeken Bakan Kurum, “Bu hedefler aslında bizim 1,5 derece hedefimiz, kararlılığımız doğrultusunda ortaya koyulmuş bir stratejidir. Ve bu hedeflerin gerçekleşmesiyle birlikte somut bir netice elde edeceğiz. Ne elde edeceğiz? Emisyonları azaltacağız. 2035e kadar eylem gündemindeki hedeflerin gerçekleşmesi, bizim aslında 1,5 derece hedefimizdeki kararlılığımızı ortaya koyacak. Artık konuşmadan eyleme geçtiğimizi tüm dünyaya hep birlikte gösteriyor olacağız ve netice alacağız” değerlendirmesinde bulundu.
OECD’NİN ANALİZ KAPASİTESİNİ COP31’İN UYGULAMA GÜNDEMİYLE BULUŞTURUYORUZ
İklim Uygulama Köprüsü hedefi doğrultusunda Türkiyenin hayata geçirdiği, yerel yönetimlerin politika, proje hazırlığı, kurumsal kapasite ve finansmana ulaşmasını aynı süreç içinde toplayan Sürdürülebilir Kentsel Dirençlilik Finansman Kolaylığı (SURFF) yaklaşımını örnek gösteren Bakan Kurum, “OECD ile stratejik ortaklığımız işte tam bu noktada anlam kazanıyor. OECDnin veri ve ekonomik analiz kapasitesi, politika tecrübesini ve uluslararası karşılaştırma araçlarını COP31in uygulama gündemiyle buluşturuyoruz. Hedefimiz Antalyaya kadar somut çıktılar üretmektir. Yani bugün OECDnin verileri tüm dünya nezdinde kabul edilmiş bilime dayalı. Aslında bilimle elde ettiğimiz bu birikimi tüm dünya için kullanıyor olacağız” ifadelerini kullandı.
GÜVENLİK YALNIZCA ASKERİ DEĞİL; İKLİMSEL, EKONOMİK VE TOPLUMSALDIR
Ülkelerin artık iklim krizini tıpkı savaşlar ve çatışmalar gibi geleceğe yönelik ciddi bir tehdit olarak algılaması gerektiğini vurgulayan Bakan Kurum, şunları kaydetti:
“Finansman meselesinin çok ciddi şekilde ele alınması gerektiğini düşünüyoruz. Dünya, güvenlik anlayışını yeniden tanımlıyor. İçinde bulunduğumuz ülkelerden bazılarıyla, NATO ülkeleri, savunma yatırımlarını, milli gelirlerinin yüzde 5ine kadar yükselten tarihi bir dönüşümün eşiğinde. Demek ki dünya geleceğe yönelik tehditler söz konusu olduğunda kaynak ayırmaktan çekinmiyor. Peki, iklim krizinden daha gerçek, daha yakın, daha kesin bir tehdit var mı? Bu durum karşısında neden harekete geçmiyoruz? Biz iklim güvenliğine de aynı stratejik ciddiyetle, aynı ölçekte bir kaynak seferberliğiyle yaklaşmamız gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü biliyoruz ki; üzerinde yaşanabilir bir dünya kalmazsa, o dünyayı savunmak için harcadığımız hiçbir kuruşun da bir anlamı yok. Mesele yalnızca sınırları korumak değil, sınırların içinde yaşanacak, nefes alınacak, çocuklarımıza bırakabileceğimiz bir gelecek inşa etmektir. Güvenlik, yalnızca askeri değil, iklimsel, ekonomik ve toplumsaldır. İklim meselesi artık bir gündem maddesi değil, bir güvenlik meselesidir. Ertelenemez, ötelenemez, ikinci plana atılamaz. Sizlerin nezdinde ben tüm OECD ülkelerini, tüm dünyayı temiz enerjiye, elektrifikasyona, su güvenliğine, dirençli şehirlere ve yeşil sanayiye kaynak ayırmaya davet ediyoruz. Önümüzde Antalyaya uzanan önemli bir diplomasi takvimi var. Bu çağrımız her platformda söyleyeceğimiz, altını çizerek, üstüne basa basa ifade edeceğimiz bir çağrı olacaktır.”
ANTALYADA GELİN DÜNYANIN BU KÖTÜ GİDİŞATINA HEP BİRLİKTE DUR DİYELİM
Toplantıdaki büyükelçileri ve daimi temsilcileri Antalyaya davet eden Bakan Kurum, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“New York İklim Haftası ve Fijide, Pre-COPta ülkeleri dinlemeye, ortak alanları genişletmeye ve Antalyanın siyasi zeminini güçlendirmeye devam edeceğiz. 11-12 Kasımda Dünya Liderler Zirvesi, iklim eylemine güçlü bir siyasi ivme kazandıracak. Türkiye olarak Avustralyalı dostlarımızla birlikte şeffaf, kapsayıcı ve uzlaşı odaklı bir COP31 Başkanlığı yürütmeye bizler devam edeceğiz. Ben sözlerime son verirken, sizleri Kasım ayında Antalyaya davet ediyorum. Antalyada gelin dünyanın bu kötü gidişatına hep birlikte dur diyelim. Gelin hep birlikte daha fazla sorumluluk alalım ve çocuklarımız için, geleceğimiz için bu mücadeleyi daha kararlı bir şekilde yürütelim diyorum.”
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
—————————–
– OECD Konsey Toplantısından detay görütntüler.
– Bakan Kurumun konuşması.