Politika
Bahçeli: Dünya, ABD dayatmasına karşı ayağa kalkmalıdır
MHP lideri Bahçeli, TBMMde partisinin grup toplantısında konuştu. Bahçeli, 21inci yüzyılın ikinci çeyreğini Türkiye ve Türk milletinin lehine çevirmenin mümkün olduğunu belirterek, “Türk ve ‘Türkiye Yüzyılı’nın bereket vadisinde muazzam gelişmelere imza atmak, ülkemizi ve milletimizi hayal ve hedeflerimizin mutena sınırlarına taşımak elimizde ve imkanlarımız içindedir. 21inci yüzyılın ikinci çeyreği bizi 2053e, yani İstanbulun fethinin 600üncü yıl dönümüne götürecektir. Bu tarihteki ulaşılabilir stratejik hedefimiz bugün atacağımız güçlü temellerle süper güç Türkiyeyi inşa etmek olmalıdır. Ayakları yere basan, analitik ve gerçekçi bir fikrin tezekkürüyle diyebilirim ki yeni yüzyıl süper güçle taçlanmış bir Türkiyeye gebedir. Savunma sanayinde altın çağımızla birlikte; sabrın ve şükrün kümesinde inançla değer üreten, Türk markalarını dünyanın her yerine götüren, ekmeği büyüten, erdemi teşmil eden, yeni nesil teknolojik atılımları kendi sahalarına uyarlayabilen müteşebbis ve iş insanlarımızla, caydırıcılığı, kahramanlığı, inancı, vatan sevgisi ve mücadele kabiliyeti destansı seviyede bulunan asker ve polisimizle; nihayet terörü hayatımızdan sürüp çıkaran Terörsüz Türkiye hedefinin adım adım gerçekleşmesiyle, biliniz ki başaramayacağımız bir şey yoktur, yapamayacağımız bir şey yoktur, süper güç Türkiyenin engellenmesi diye bir şey de söz konusu olamayacaktır” dedi.
MADUROYA YAPILAN HUKUK DIŞI SALDIRIYI LANETLİYORUM
Ardından küresel gelişmelere değinen Bahçeli, “Esasen uluslararası hukuk uzun senelerdir çöp tenekesinin dibindedir. İkinci Dünya Savaşını müteakip küresel emperyalizmin doymak bilmeyen kursağı ne hak tanımış ne hukuk bilmiştir. İnsanlık tarihinin geneline ışıklar saldığımızda asker, silah ve teknoloji üstünü ülkelerin daha ceberut, daha tahakkümcü olduğunu sayısız misalle teyit ve teksif etmemiz mümkündür. Hukukun gücü yerine, güçlülerin hukukunun amir ve havi olması yeni bir durum değildir. Bu nasıl olur demeyin, maalesef olmuştur, daha olacakların önü açıktır. İnsan hakları bilinmez bir yerdedir, meçhul bir zehirli mahzende kilit altındadır ve ölüme terk edilmiştir. 21inci yüzyılın ikinci çeyreğinin daha ikinci gününde tarihte belki de hiç tesadüf edilmeyen bir haydutluk, bir korsanlık, bir insan kaldırma, bir insan kaçırma vakası yaşanmıştır. Beyaz perdede ya da televizyonlarda izlediğimiz Karayip Korsanları filmi resmen ve alenen tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşmiş, film seti Venezuelanın başkenti Karakasta kurulmuştur. Öncelikle seçimle göreve gelmiş, egemen eşitliği uluslararası camiada hukuken tescillenmiş Venezuelanın Devlet Başkanı Maduroya karşı yapılan gayrimeşru ve hukuk dışı saldırıyı nefretle, şiddetle ve her yönüyle sadece kınamıyor, hepten lanetliyorum. Bu ayıp, bu ahlaki yıkım, bu zalimlik, bu hukuk tanımazlık, bu insan hakları karşıtlığı, bu kabalık, bu skandal eylem, bu mütehakkim zorbalık hiç kimseye hak, hiçbir ülkenin de imtiyazı değildir” diye konuştu.
SORUMLULUK VENEZUELA HALKININDIR
Venezuela Devlet Başkanı Maduronun hataları, yanlışları ve kanunsuz iş ve işlemleri olsa bile, bunun silahlı ve zora dayalı cezalandırılmasının bir başka ülkenin yetki sahası içinde ele alınamayacağını vurgulayan Bahçeli, “Muhatap Venezuela halkıdır, sorumluluk Venezuela halkınındır; seçimle gelenin seçimle gitmesi, suç işleyenin, suçu olanın kendi ülkesindeki mahkemeler önünde hesap vermesi bir demokrasi ve hukuk normudur. En azından genel geçer kabul ve kuralın meşruiyet temeli bu olmalıdır. Venezuela örneği ne ilktir, ne de son olacaktır. Ancak bir devlet başkanının ülkesinin başkentinde, istihbarat sızmasıyla başlayan kombine bir saldırı planlamasıyla, gece yarısı yatağından eşiyle birlikte güç kullanılarak sürüklene sürüklene alınması ilk kez vuku bulmuştur. Bu olacak şey değildir. Bu sineye çekilecek bir durum değildir. Dijital çağın yeni sürüm eşkıyalık taktiğiyle insan kaçırılmış, uluslararası literatürdeki tarifiyle, zorla lider transferi yapılmıştır. Tarihte barbar kavimler Romayı nasıl istila etmişse, aynısı 2 Ocak’ı 3 Ocak’a bağlayan gece yarısı Karakasta sahnelenmiştir. Bu müfrit ve mütehakkim tablonun ülkemizde yaşanan 15 Temmuz ihanetiyle benzerliği de dikkat çekicidir. 3 Ocak 2026 tarihinin akşam saatlerinde bir televizyon kanalına gönderdiğim mesajda vurguladığım üzere, ABDnin Venezuelada yapmış olduğu askeri müdahale ile Devlet Başkanı Maduroyu iktidardan haksız ve hukuksuz şekilde uzaklaştırma girişimi bilinen ve tanıdık bir komplodur. Türkiyede 15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ eliyle gerçekleştirilen kalkışmada Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Marmariste bulunurken, doğrudan kendisine yönelik sergilenen aşağılık girişimdeki yöntemle, bugün Maduroyu hedef alan yöntem birbirinin aynısıdır. 15 Temmuzda, casus ve haşhaşi örgütü maşa olarak kullanarak üzerimize salan ABD, Venezuelada bunun yerine doğrudan müdahale etmiştir” değerlendirmesinde bulundu.
TRUMPIN AKLİ VE AHLAKİ MELEKELERİ BUHARLAŞMIŞTIR
FETÖ ihanetiyle Venezueladaki gece yarısı darbesinin aynı tornanın mamulü, aynı projenin mahsulü olduğunu işaret eden Bahçeli, “Tek fark, birisi uyumamış ve direnmiş; diğeri uyumuş ve teslim olmuştur. Biliyoruz ki, su uyusa da düşman uyumayacaktır; şayet uyursak, uyuklarsak, uyuşursak unutmayınız ki izmihlal kaçınılmazdır. Venezuela meselesi dünyanın üzerine eski bir harabe gibi çökmüş, depremden sonra yıkılan çok katlı binalar gibi yıkılmıştır. Bunun altından nasıl kalkılacağı, 3üncüsünün çatısı örülen dünya savaşının tutuşturulmak istenen kıvılcımının önüne nasıl geçileceği muammanın daniskasına dönüşmüştür. Trumpın yeni hedefleri; Meksika, Kolombiya, Panama, Küba, Kanada ve Grönlanddır. Tezahür eden akıl ve izan tutulmasının, tekmil halindeki egemenlik ve hukuk yarılmalarının dünyayı kademe kademe felakete taşıdığını fark ve idrak etmemek için yalnızca üç maymunu oynamak yeterlidir. Konu ne narko-terör konusu ne de otoriterleşen devlet veya yöneticiler konusudur. Bunun çok daha derininde, çok daha ötesinde hakimiyet ve paylaşım şiddetindeki basınç yüksekliğinin muhtelif coğrafyalarda öbek öbek patlamaya geçme halidir. Trumpın sağduyusu, akli ve ahlaki melekeleri buharlaşmıştır. ABD Başkanının Venezuelayı biz yöneteceğiz demesi, enerji kaynaklarına çökme mesajı yenilenmiş sömürgeciliğin, yeni baştan kurgulanan emperyalist yayılmacılığın dekoratif karanlık yüzünü deşifre etmiştir. ABDnin asıl hedefi enerji akışının kontrolü, altın başta olmak üzere değerli maden ve mineral ticaretine hükmetme; açılan siyasi, askeri ve ekonomik cephelerle bir ülkenin neyi ver neyi yoksa aşırma ve el koymadır” ifadelerini kullandı.
ULUSLARARASI DÜZEN MEKANİĞİ ARTIK TIKANMIŞTIR
Esasen tüm dünyanın yakın tehdit markajında olduğunu kaydeden Bahçeli, “Ağır aksak işleyen, yaralı bereli olsa bile canlılık emaresi gösteren, küresel blokların sertleşerek sivrilmesine rağmen diyalog ve diplomasi kanallarının açık tutulmasını sağlayan kurallara dayalı uluslararası düzen mekaniği artık tıkanmış ve ölümcül bir tırpan yemiştir. Bundan sonrası için akıl yürütmek, öngörüde bulunmak, yarınlarda ne olacağını kestirmek imkansız değilse de bir hayli zordur. Venezuela örneği bize aynı zamanda iç cephenin hayatiyeti ve müessiriyeti hakkında ibretlik ipuçları da vermiştir. Direk teslimiyet olmadan, devlet ricalinde, askeri ve güvenlik bürokrasisinde, siyasi ve stratejik makamlarda devşirilmiş insanlar bulunmadan, bir ülkenin devlet başkanını eşiyle birlikte gece yarısı yatağından almak hiç kimsenin, hiçbir muhasım gücün yapabileceği bir şey değildir. Şimdi anlaşıldı mı, iç cephemizi tahkim etmedeki samimi gayret ve gayemiz. Şimdi anlaşıldı mı; Terörsüz Türkiye hedefindeki ısrar ve irademiz. Şimdi anlaşıldı mı milli birlik, kardeşlik ve dayanışma azmimizi savunmadaki tavizsiz karar ve kararlılığımız. Şimdi anlaşıldı mı Türkü sevmeyen Kürt, Kürtü sevmeyen de Türk olmaz söz ve beyanımızdaki sahicilik ve sağlamlık” dedi.
KÜRESEL DENGE KAYBOLMUŞTUR
Dünyanın çok cepheli, çok aktörlü, çok bilinmeyenli ve çok tehlikeli bir krizde olduğuna dikkat çeken Bahçeli, açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi:
“Birleşmiş Milletler Teşkilatı artık inandırıcılık kalitesini, ikna kabiliyetini, bağlayıcı karakterini kaybetmiştir. İnsan hakları zulmün değirmeninde öğütülmüş, demokrasi ve özgürlükler emperyalizmin marangozhanesinde hızara verilmiştir. Uluslararası hukuk, bekletildiği askıdan paldır küldür asılma ve can verme safhasına çekilmiştir. Dünya üzerinde devlet başkanı dokunulmazlığı tartışmaya açılmıştır. Sandıkla gelmek, sandıkla gitmek, demokrasi ezberlerinin ardına saklanmak sadece mevzi mücadelelerin aparatına dönüşmüş, bunun da ötesinde göz boyayan, rejim ve sistemleri bir noktada ıslah ve terbiye etmek için tertip edilen orta oyunu hüviyetine bürünmüştür. Küresel denge kaybolmuştur. Jeopolitik depremler, ticaret savaşları, ekonomik operasyonlar, siyasi hesaplaşmalar, diplomatik kutuplaşmalar, asimetrik ve vekalet savaşları kıtaları vurmuş, ülkeleri karşı karşıya getirmiştir. Birinci ve İkinci Dünya savaşları öncesinde biriken ve derinlere sirayet eden yüksek basıncın aynısı, belki daha fazlası şu an küresel arenada tedavül halindedir. Venezuelaya yapılan hukuk ve meşruiyet dışı darbenin türev sonuçları mutlaka olacak ve doğacaktır. Vekalet savaşlarından doğrudan güç kullanma dönemine geçilmiştir. İran diken üstündedir, sokaklar kaynamaktadır, halk gergin, her ihtimal gündemdedir. Tayvan gerilimi artarak devam etmektedir, muhtemel çatışma, hatta savaşın karşılıklı yığınakları süratle yapılmaktadır. Maduroyu suçlayan ABD yönetiminin, Uluslararası Ceza Mahkemesinin hakkında yakalama kararı verdiği soykırımcı Netenyahunun sırtını sıvazlayıp pamuklara sarması utanç duyulacak bir ikiyüzlülük değil midir? Bu durum ahlaken ve hukuken çürüyen uluslararası sistemin irileşmiş bir safrası olarak değerlendirilmeyecek midir?”
DÜNYA ÇOK RİSKLİ VE GÜVENSİZDİR
Emperyalizm kan içe içe kudurma aşamasına geçtiğini, iştahları kabartan petrolün her zillet ve rezaleti mübah hale getirdiğini belirten Bahçeli, şöyle dedi:
“Tam bir teşhis ve tespit maharetiyle açıklarsak; kan kokusu almış bir köpek balığından daha tehlikelisi petrol kokusu almış Amerikan emperyalizmidir. Şunu açık yüreklilikle ifade etmeliyim ki at hırsızlığıyla enerji ve değerli mineral hırsızlığı arasında içerik olarak hiçbir ayrım ve farklılık yoktur. Maduroya yöneltilen; Uyuşturucu terörizmi, kokain kaçakçılığı, ABDye karşı makineli tüfek ve yıkıcı cihazlara sahip olma suçlamalarının yargılama bahanesi, karanlık ve katıksız emperyalist adımların maskelenme çabasından başka bir şey değildir. Dünya çok riskli ve güvensizdir. Trumpın 1823 tarihli Monroe Doktrini’ne dayanarak arka bahçesi olarak gördüğü coğrafi alanlarda stratejik, silahlı ve siyasi düzenlemeler yapması yasa dışıdır, ahlak dışıdır, insanlık değerlerine, ülkelerin egemenliklerine karşı yeni bir savaş pozisyonuna geçmenin ilanıdır. ABD Kongresi acilen devreye girmeli, Trump yönetiminin anayasaya ve uluslararası hukuka aykırı siyasi ve askeri tasarruflarını sona erdirecek kararları hızla ve sırasıyla almalıdır. Maduro ülkesine iade edilmelidir. Venezuelanın kaderi bu ülkenin halkı tarafından tayin edilmelidir. Önce Amerika sloganı atarak tüm ülkelere parmak sallayan nevzuhur kovboylara, önce insanlık, önce hukuk, önce yaşanabilir ve huzurlu bir dünyanın mesajı verilmelidir. Latin Amerika veya Güney Amerikadan doğacak istikrarsızlık ve iç bölünme dalgalarının diğer coğrafyalarla eklemlenip genişlemesi çok vahim gelişmeleri tetikleyecektir. Hür dünya ABD dayatmasına karşı ayağa kalkmalıdır. Demokrasi ve hukuk şerefine herkes, hepimiz, tüm insanlık sahip çıkmalıdır. Aksi halde bugünün suskunluğu ve ürkekliği gelecekte korkunç hadiselerin mayasını çalacak ve kaldıracı olacaktır.”
SURİYEDE İSRAİL PLANLARI BOZULACAKTIR
Bölgesel ve küresel manzaranın bozulan ve bulanan atmosferine karşı Terörsüz Türkiyenin oluşması ve olgunlaşması amacıyla yürütülen çalışmalarını sabırla devam ettirdiklerini işaret eden Bahçeli, şunları söyledi:
“Allahın izniyle hedefimize vasıl olacağız. Büyük bir kucaklaşma ve kaynaşma seferberliğiyle çevremizde kazılan nifak çukurlarına inanıyorum ki düşmeyeceğiz. Tökezlememizi ümit edenleri yine hayal kırıklığına uğratacağız. Suriyede geciken ve ertelenen entegrasyon sürecinin bir an evvel gerçekleşmesi, 27 Şubat İmralı çağrısına müzahir gelişmelerin ortaya çıkması lazımdır. SDG/YPGnin müzakere edilemez talepleri gündeme taşıması akıllara evvela uzlaşmadan kaçmak için mazeret ürettiğini getirmektedir. Bu yanlıştır, istikrar ve huzur hedeflerini sekteye uğratmaktadır. SDG/YPG Suriyenin kuzeydoğusunda geniş bir alanda fiili hakimiyet kurmuştur. Bu bölge yer altı ve yer üstü kaynakları bakımından son derece zengindir. SDG/YPGnin İsrailin dümen suyuna girmesi, bu Siyonist alçaklık tarafından Mazlum Abdinin PKKnın kurucu önderliği yerine hazırlanıyor görüntüsü çözümsüzlüğü ve kaosu sertleştirecektir. Buna da hiç kimsenin hakkı yoktur. Ya mutabakatla ya da zorla Suriyenin üniter yapısı, siyasi ve toprak bütünlüğü kategorik olarak tesis edilmeli, bilhassa Arap aşiretleri Şam yönetiminin ön şartsız yanında durmalıdır. Suriyede İsrail planları bozulacaktır. Bu Siyonist şımarıklığın DEAŞ kartını masaya sürüp Türkiye üzerinde istihbarat operasyonları ve terörist faaliyetler yürütmesinin bedeli de çok ama çok ağır olacaktır.”