Sosyal medyada bizi takip edin

Politika

Bahçeli: Bu millet çaresiz değildir; bozgunculara, yıkıcılara fırsat vermeyeceğiz

Yayınlanma tarihi:

Son gelişmeleri kaçırmamak için Google News sayfamızı takip edin. Butona tıkladıktan sonra açılan sayfanın sağ üst tarafında yer alan yıldızlı "Takip Et" simgesine dokunmanız yeterlidir. Takip Et

MHP lideri Bahçeli, TBMMde partisinin grup toplantısında konuştu. Bahçeli, yaklaşık 5 milyar insanın huzursuzluk sarmalında, çatışma ve savaşların odağında olduğunu belirterek, “ABD Başkanı Trumpın geçtiğimiz günlerde basına verdiği demeçte söylediği sözler çivisi çıkan, kaosun pençesine düşen dünyanın hali pür melalinden başka bir şey değildir. Bir gazetecinin, Küresel yetkilerinizin herhangi bir kısıtlaması var mı? sorusuna Trumpın verdiği cevap aynısıyla şudur; Kendi ahlakım, kendi aklım. Beni durdurabilecek tek şey bu. Uluslararası hukuka ihtiyacım yok. Öncelikle bir sorunun cevabı üzerine düşünmemiz lazımdır; devlet mi hukukun ürünü, yoksa hukuk mu devletin sonucudur? Siyaset ve hukuk felsefecileri bu soruya çok kafa yormuşlardır. Hukuku yapanlarla siyaseti yapanlar, hukuku yapanlarla hayatın rotasını çizenler aynıdır. Bizim tarih, kültür ve fikir koordinatlarıyla söyleyecek olursak; hukuk, devlet olma halinin mahsulü; devlet de hukukun ve adalet ruhunun mütemmim cüzüdür. Hukuku yapan devlet, eğer hukuka uymaz, hukuku çiğnerse çeteden, organize suç örgütlerinden hiçbir farkı kalmayacaktır” ifadelerini kullandı.

ABD BAŞKANININ SAVUNDUĞU KÜRESEL ÇETELEŞMEDİR

Mevcut ve mahut haliyle uluslararası hukukun aldığı ölümcül darbelerin küresel mahiyette çeteleşmeyi, devlet altı yapıları, gücü yeten yetene mantığını yaygınlaştıracağını vurgulayan Bahçeli, “Ezcümle korkunç bir durumu yeni ve yıkıcı bir normal olarak tescilleyecektir. ABD Başkanının savunduğu küresel çeteleşmedir, vandallığın taltifidir, şiddete ve silaha dayanan siyasetin kıtaları, coğrafyaları gayriahlaki, gayrihukuki ve zorbaca abluka altına almasıdır. Küresel kurum ve kuruluşlardan kademeli olarak çekilen ABDnin dünyayı ateşe sürüklediği, insanlığın sonunu hazırladığı, kıyamet senaryolarına ilkel bir inanç ve politik dağılma eşliğinde refakat ettiği artık inkarı çok zor bir gerçek olarak karşımızdadır. Bugünkü dünya tablosunda demokrasi ne arada ne arafta ne de raftadır; maalesef hepten kayıp, hepten yok hükmündedir. Bugünkü dünya tablosunda özgürlükler, insan hakları, insani miras ve değerler hazinesi emperyalizmin hücumuna uğramış, vahşi batı eliyle tahrip ve yağma dönemi başlamıştır. Dizginlenmeyen hırslar, fren tutmayan ihtiraslar insan aklının önüne geçmiştir. Dip akıntı halinde asırlardan beri devam eden bölüşüm, paylaşım ve hakimiyet kavgaları geldiğimiz bu aşamada ulu orta yapılır olmuştur. Petrol, doğal gaz, değerli maden ve mineraller çatışmaların, savaşların ve aşırı gerilimlerin hem vasıtası hem de motivasyonu haline gelmiştir. Buna su kaynaklarına erişim yollarındaki tıkanıklıklar da ilave edildiği takdirde dünyada aklıselim tamamen kaybolacaktır” diye konuştu.

TRUMPIN ÇILGINLIKLARI, DÜNYAYI UÇURUMUN KENARINA SÜRÜKLEDİ

Herkesi sağduyuya davet ettiğini söyleyen Bahçeli, yaşanılan çok vektörlü, çok matrisli, çok parametreli cepheleşmelerin aynısına birinci ve ikinci dünya savaşları öncesinde de tesadüf edildiğini işaret ederek, “Ve bu savaşların olağanüstü tesirleri günümüze kadar devam etmiş, halen de etmektedir. Akıl ve vicdan köprüsü yıkılan Trumpın zincirleme çılgınlıkları, günbegün yayılan fütursuzluk ve pervasızlıkları dünyayı karanlık bir uçurumun kenarına kadar sürüklemiş durumdadır. İnsanlığın topyekun yeni bir savaşa girmesi, dahası bunun nükleer silahlarla tahkiminin yapılması, ayrıca yönlendirilmiş enerji silahlarının, mikrodalga veya lazer ışınları kullanılarak hedeflerini etkisizleştiren silahların da kullanılması halinde olabilecekleri düşünmek bile korkunçtur. Venezuela komplosu yalnızca bir testtir ve böylelikle tepkiler ölçülmüş, yakın geleceğin stratejik analizleri yapılmıştır. Şimdi sırayı bir NATO üyesi olan Danimarkaya bağlı Grönland almıştır. Trumpın, Bu sorunu ister nazikçe ister sertçe çözeceğiz açıklaması yangına körükle giden bir sorumsuz ve şuursuzun dayatmasından başka bir şey değildir. Bir NATO üyesi ülkenin hakimiyetindeki topraklara bir başka NATO üyesi ülkenin çökme ve işgal planı nasıl tarif ve tevil edilecektir? Bu şartlar altında NATOnun değer ve hükmünden, ahlaki ve hukuki bağlayıcılığından samimiyetle bahsetmek akla ve mantığa sığacak mıdır? Tek taraflı ve bağnaz şekilde; İstedim, öyle düşündüm, alacağım, yapacağım, vuracağım, yargılayacağım demek hür dünyaya rest çekmek, haydi yüreğiniz yetiyorsa gelin de savaşalım demek anlamına gelmeyecek midir? Allah için söyleyiniz, ABDnin fiilen üstlendiği küresel jandarmalık pozisyonunda beşeriyet aç hürler, tok esirler mevkiinde görülmeyecek midir” dedi.

ABDNİN 50 PARÇAYA AYRILACAĞI GÜNLER UZAK DEĞİLDİR

Küresel konvansiyonel savaş tehdidinin ciddi düzeyde olduğuna dikkat çeken Bahçeli, “Türkiye olarak her ihtimali sıfır hatayla ele almak, yüksek bir öngörüyle değerlendirmek, nitekim buna muvafık siyasi, askeri ve ekonomik tahkimatı sabır ve sebat içinde yapmak artık vatan, millet ve bekanın şerefidir. 19uncu yüzyılda Osmanlı İmparatorluğuna hasta adam yaftası vurmuşlardı. Bugünün dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleridir. İçeriden çürümüş, büyük oranda insan kalitesini yitirmiş, anlam ve varlık nedenini kaybetmiş toplum yapısına sahip olan ABDnin kristal vazo gibi 50 parçaya ayrılacağı günler emin olunuz uzak değildir. Bu ülkenin Siyonist haydutluğa verdiği ve kumanda odası Evanjelizm’in felaket senaryolarıyla teçhiz edilmiş desteğini diri tutabilmek için Latin Amerika ve Orta Doğunun enerji kaynaklarını sömürme planı elbette son çırpınışlardır. Dünya ABD ve İsrailden müteşekkil değildir. Birleşmiş Milletlere üye diğer 191 ülke meydanın boş olmadığını göstermelidir. Siyonizm’in atına binen nevzuhur kovboylar mutlaka bu attan düşerek ineceklerdir. Milletleri kendi coğrafyalarında, kendi beşeri ve ekonomik kaynaklarından vazgeçmeye zorlama siyasetinin yeni ismi Donroe doktrinidir. Tek kutuplu dünya tamamen istisna bir dönemin ürünüdür. Yeni kutupların doğduğu günümüzde kaybedeceğimiz zaman yoktur. Başkalarının senaryolarında oyalanacak vaktimiz yoktur. Dünyanın mazlum ülkeleri ve yardım eli bekleyen insanlık umut aramaktadır” diye konuştu.

İRANIN HUZURSUZLUĞU, TÜRKİYEYİ VE BÖLGE ÜLKELERİNİ TEHDİT ETMEKTEDİR

Ardından İrandaki gelişmelere değinen Bahçeli, şunları kaydetti:

“İranda para birimi riyalin rekor düzeyde değer kaybetmesinin ardından başkent Tahrandaki Tarihi Kapalı Çarşı esnafının 28 Aralık 2025 tarihinde başlattığı protestolar 16ncı gününde kitleselleşerek ülke geneline yayılmıştır. Bu anlattığım madalyonun bir yüzüdür. Diğer yüzü ise İrana yönelik organize ve çok aktörlü istihbarat ve emperyalist provokasyonlar, kumpas ve tertiplerdir. Mühim olan, dikkatle tefrik ve tefsir edilmesi gereken de bu yüzdür. İrandaki şiddet olaylarında çok sayıda kişi hayatını kaybetmiştir. Hem olan hem de olması gereken siyasi gerçekliğe bakarak diyebilirim ki, İranın huzursuzluğu, İranın bölünmüşlüğü, İranın sancı içinde kıvranması Türkiyeyi ve bölge ülkelerini her açıdan tehdit etmektedir. Komşu ülke İranın siyasi ve toprak bütünlüğü, iç barış, istikrar ve huzur iklimi Türkiye için hayat memat konusudur. Hangi mihrakların devrede olduğunu, hangi planların uygulamaya geçildiğini, nasıl bir İranın hedeflendiği parkta oynayan çocuklara sorsak onlar bile itiraf ve ifade edeceklerdir. Buzdağının yalnızca görünen kısmına değil, su altında kalan bölümüne bakmak lazımdır. İrana neşter vuran, İranı felç etmek için örtülü operasyon yapan; siyasi, askeri ve ekonomik tehditlerle köşeye sıkıştırmaya çalışan mihrakların hüviyetleri belli, habis ve hayasız hedefleri bilinmektedir. Tehdit son derece tanıdık ve yakındır. Gezi Parkı olaylarıyla İrandaki malum olaylar arasındaki benzerlikler üzerine dikkatle düşünmenizi özellikle temenni ediyorum. ABD ve İsrailin, İrana karşı saldırı pozisyonuna geçmesi, doğrudan müdahale amacıyla ülkenin daha da karışmasını gözlemeleri, daha doğrusu karıştırılmasını temin etmeleri az evvel bahsettiğim küresel konvansiyonel savaşa bir adım daha yaklaşmaktır. İrandaki olaylara siyasi, ahlaki, inanç, kültür ve komşuluk bağları gereğince mutlaka karşı durulmalı, karşı çıkılmalıdır.”

KÜRT KARDEŞLERİMİZİN KANI BİZİM KANIMIZDIR

Daha sonra birlik ve beraberlik çağrısında bulunan Bahçeli, “Bakınız, Suriyenin orasına burasına yuvalanan Siyonist alçaklık suyu bulandırmak, iç bütünlüğü yıkmak, iç bölünmeleri kışkırtmak için her yola tevessül ve teşebbüs halindedir. Halepin Eşrefiye ile Şeyh Maksut mahallerini içine alan çatışmalar her açıdan düşündürücüdür. SDG/YPG yanlış üstüne yanlış yapmıştır. Halep oradaysa arşının Şamda olduğu netleşmiştir. Trump ise ayaküstü bunları satmıştır. Şu gerçeği tekrar vurgulamakta yarar olacaktır: PKKnın örgütsel varlığı feshedilmiş, silahlar bırakılmıştır. Bu terör örgütünün uzantısı olan SDG/YPGnin de akıbeti aynı olmalıdır. Bizim için yegane geçerli olan İmralının 27 Şubat çağrısı barışa ve kucaklaşmaya davettir, üstelik bölücü terör örgütünün bütün yapılarını bağlamaktadır. SDG/YPG bundan bağımsız değildir, olması da mümkün değildir. Görünen gerçek aynısıyla şöyledir; öellikle Mazlum Abdi isimli terörist Siyonizmin yandaşıdır, İsrailin kuklasıdır, PKKnın kurucu önderliğine saygısız ve sadakatsizdir. Hiç kimse, bilhassa DEM Parti Halepte Kürt kardeşlerimize saldırıldığını, kanlarının döküldüğünü söyleyemez, söylese bile bunun inandırıcılığından bahsedilemez. Kürt kardeşlerimizin kanı bizim kanımızdır, acısı bizim acımızdır. Halepte sivilleri canlı kalkan yapan, masumların arkasına saklanan, onları ölüme sürükleyen SDG/YPGdir. Çok şükür Suriye ordusu sivilleri sabırla ve tam tekmil halinde tahliye etmeyi başarmış, onların kılına bile dokunmamıştır. DEM Parti yetkililerinin Türkiyeyi uyarıyoruz diyerek başlayan söz ve açıklamaları, SDG/YPGyi aklama ve arkalama niyetleri hakikaten çok üzücü ve sorunlu bir dildir. Terörsüz Türkiyenin adım adım gerçekleştidiği bir süreçte her türlü fedakarlık yapılıyorken birdenbire Halep gerekçesiyle sokaklara dökülmek, sivri dile saplanıp kalmak, Diyarbakırdan İstanbula kadar meseleyi bağlamından koparıp istismar etmek hiç kimseye bir şey kazandırmayacaktır” ifadelerini kullandı.

SURİYENİN SİYASİ VE TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ MUHAKKAK KORUNMALI

Türkün kanı Kürte, Kürtün kanı da Türke haramdır diyen Bahçeli, konuşmasının devamında şunları söyledi:

“Çünkü biz kardeşiz, biz kader ve keder ortağıyız. SDG/YPGnin Ankaraya davet edilip müzakere edilmesini istemek ya aceleye getirilmiş bir açıklama veya meseleyi kavrayamayan ve gerçekleri göz ardı eden bir akıl tutulmasıdır. İsrailin güdümündeki terör örgütüyle pazarlık nasıl olacaktır? Türkiye Cumhuriyeti böylesi bir zillete nasıl onay verecektir? Muhatap bellidir, PKKnın kurucu önderinden başkası asla değildir. DEM Partinin Türkiye partisi olma yönündeki demokratik ve dengeli mücadelesini görmekle beraber, eski hastalıkların tekrar ve zaman zaman bir kez daha nüksetmesinin sorumluluk ahlakıyla çatışacağını düşünüyorum. Hatırlatmam maruz görülsün, fakat bu parti Türkiyenin partisidir ve bu haliyle Türkiyeye parmak sallaması asla ve kata meşru, masum ve makul görülemeyecektir. Halepte sükunetin tesisi sevindirici bir gelişmedir. Suriyenin siyasi ve toprak bütünlüğü muhakkak korunmalıdır. SDG/YPGnin muhatabı Suriye Cumhuriyeti devletidir, nihayet 10 Mart Mutabakatının zamanı dolsa da karşılıklı uzlaşma, yapıcı görüşme ve müzakerelerle İmralının da çağrısı olan entegrasyon süreci tamamlanmalıdır. Türkün kaderi Kürt, Kürtün kaderi Türktür diyeceğiz. Eli silahlı, eli kanlı, vicdanı lekeli, kalbi nasırlı teröristleri aramızdan çekip çıkaracağız. Türkiyemizin ve bölgemizin telafisi mümkün olmayan bir yıkıma sürüklenmesini önlemek hepimiz için milli bir görevdir. Herkes üstüne düşen sorumluluğu, siyasi hesapları bir kenara bırakarak yerine getirmelidir. Biz herkesi Türk milletinin vazgeçilmez bir evladı olarak görüyoruz. İçinden geçtiğimiz hassas ortam tahrik ve kışkırtmalara açıktır ve müsaittir. Bu nedenle önümüzdeki süreç dikkat, sağduyu ve akıl gerektirmektedir. Bayrağın gönderden indiği yerde, bin yıllık kardeşliğin katledilmek istendiği anda; maldan, mülkten ve candan vazgeçmeyen bin kere namerttir. Bu bizim Türk tarihine olan şeref borcumuzdur. Türk milletine olan namus borcumuzdur. Bu vatan sahipsiz değildir. Bu aziz millet çaresiz değildir. Bozgunculara, yıkıcılara fırsat vermeyeceğiz. İstismarcılara itibar etmeyeceğiz. Tahrik ve tertiplere dikkat edeceğiz. Tek bir ses, tek bir nefes olacağız.”

EMEKLİLERİMİZİN SONUNA KADAR YANINDAYIZ

Bahçeli, en düşük emekli maaşına yönelik düzenlemeye ilişkin de “Emeklilerimizin derdi derdimiz, beklentileri beklentimizdir. En düşük emekli maaşı alan ve sayıları yaklaşık 5 milyona yaklaşan kardeşlerimizin sosyal ve ekonomik durumlarını iyileştirmek için gerekirse elimizi değil gövdemizi taşın altına koymalıyız. Onlar üzülürken bizler rahat olamayız. Onları sefalet ücretine değil en azından insanca yaşayabilecekleri bir seviyeye taşımalıyız. Emeklilerimizin sonuna kadar yanındayız, hepsine hürmetlerimizi sunuyoruz” dedi.

Son gelişmelerden ilk siz haberdar olmak için bizi takip edin.
  • MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Fotoğraf: Ankara, (DHA)

  • MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Fotoğraf: Ankara, (DHA)

Continue Reading
Reklam