Sosyal medyada bizi takip edin

Politika

Ankara – Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bölgemizde terörün devri tamamen kapanmıştır

Yayınlanma tarihi:

Güncelleme:

Son gelişmeleri kaçırmamak için Google News sayfamızı takip edin. Butona tıkladıktan sonra açılan sayfanın sağ üst tarafında yer alan yıldızlı "Takip Et" simgesine dokunmanız yeterlidir. Takip Et

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, Bölgemizde terörün devri tamamen kapanmıştır. Ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının gerekleri süratle yerine getirilmeli, hiç kimse bir kere daha yanlış hesap yapmamalıdır dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısının ardından basın açıklaması düzenledi. Erdoğan,86 milyona mahcup olmadık. Türkiyenin menfaatlerini her zaman gündemimizin ilk sırasına yerleştirdik. Gerektiğinde her şeyi göze alarak bunları sonuna kadar savunduk. Biz şeffaflığı dillerinden düşürmeyenlerin aksine, aynı zamanda millete hesap vermeyi şiar edinmiş bir kadroyuz. Bunun somut bir işareti olarak 2025 yılına ait hizmet dökümümüzün özetini geçtiğimiz günlerde kamuoyumuzla paylaştık. Çocuklarımızın yarıyıl karne heyecanı yaşadığı şu günlerde biz de geçen seneye ait karnemizi aziz milletimizin takdirine sunduk. Zaman zaman zorluklarla karşılaşsak dahi millete hizmet yolculuğumuzu emin ve kararlı adımlarla devam ettiriyoruz. Türkiyeyi her alanda coşturmak, şaha kaldırmak, kutlu hedeflerine bir adım daha yaklaştırmak için tüm imkanlarımızı seferber etmiş durumdayız. Devletimizin hizmet sancağı bugün 783 bin kilometrekarenin her karışında hamdolsun aynı coşkuyla dalgalanıyor diye konuştu.

BU ÜLKEDE KİMİN SİCİLİNİN KARA LEKELERLE DOLU OLDUĞU BELLİDİR

Türkiye Cumhuriyetinin imkanlarını bu ülkenin her bir ferdine adil şekilde ulaştırmakta kararlı olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi

Bize oy vermiş ya da vermemiş tüm vatandaşlarımın şunu çok iyi bilmesini arzu ediyorum, 81 ilimizde yaşayan her bir kardeşimiz bizim nazarımızda aynı standartta hizmete ve hürmete layıktır. Bölgecilik yapmak, siyasi görüşlerine, kökenlerine, oy tercihlerine göre insanlarımızı ayırmak bizim kitabımızda hiçbir zaman yer almamıştır. Herkesi aynı samimiyetle kucaklıyoruz. Her insanımızı aynı muhabbetle bağrımıza basıyoruz. Hükümet etmeyi Ankarada kayıkçı kavgasına tutuşmak olarak görenlerin aksine, biz her zaman eserlerimizle konuşuyoruz. İşte bugün başkentimiz Ankaraya yeni Türkiyeyi simgeleyen bir yatırımı daha kazandırmanın gururunu yaşadık. Kabine toplantımızdan önce hizmete açtığımız Esenboğa Havalimanı 3üncü pistinin ve kulesinin hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Bu önemli yatırımların Ankaramıza kazandırılmasında emeği geçenleri bir kez daha tebrik ediyorum. Türkiyenin baş şehrini, vatandaşlarımızı haftalarca susuzluğa ve su kuyruklarına mahkum eden zihniyetin insafına bırakamayız. Enerjilerini sorunlara çözüm üretmek yerine, bahane üretmeye kendileri dışındaki herkesi suçlamaya, görevini yapan basın mensuplarını tehdit etmeye harcayanlar bizim şehirlerimize hizmet şevkimizi kıramazlar. Bu ülkede kutuplaştırma deyince, kriz fırsatçılığı deyince, felaket tellallığı, iş bilmezlik deyince kimin akla geldiği herkesin malumudur. Bu ülkede kimin hizmet karnesinin pekiyilerle dolu, kimin sicilinin de kırıklarla, zayıflarla, kara lekelerle dolu olduğu gayet bellidir.

VAKTİMİZİ 86 MİLYONUN EKMEDİĞİNİ BÜYÜTMEK İÇİN KULLANACAĞIZ

Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti

Özellikle yerel yönetim düzeyinde patlak veren skandallar, Türkiyenin son genel seçimlerde ne kadar isabetli bir tercih yaptığını ortaya koyuyor. 14-28 Mayıs seçimlerinde milletimiz derin bir uçurumun kıyısından son anda dönmüş, Türkiye gerçekten büyük bir vartayı atlatmıştır. Milletimiz iktidarımıza ve ittifakımıza güvenerek birilerinin yanlış anladığı Anadolu irfanının ne demek olduğunu sandıkta bir kez daha göstermiştir. Kritik bir dönemeçte yapılan bu doğru tercihin değeri gerek bölgemizde gerekse ülkemizde yaşanan her hadiseyle daha net anlaşılıyor. Tercihini bizden yana kullanan yaklaşık 28 milyon kardeşimizin yanı sıra, sandığa iradesini farklı şekilde yansıtan vatandaşlarımız da Türkiyenin kaptan köşkünde bizlerin olmasından dolayı hamd ediyor, coğrafyamızı kuşatan krizlere baktığında kendini güvende hissediyor. Bugün bir kez daha itimatları, teveccühleri özellikle de hayır duaları için 86 milyonun tamamına teşekkür ediyorum. İnsanlarımız bize inanmaya, bize güvenmeye devam etsin. İnşallah biz bu güveni asla ve asla boşa çıkarmayacağız. Milletimize şükran borcumuzu daha çok çalışarak ödeyeceğiz. Bizi çekmek istedikleri suni ve sanal tartışmalara girmeyecek, vaktimizi 86 milyonun ekmeğini büyütmek, hizmet ve eser üretmek için kullanacağız.

ULUSLARARASI SİSTEM CİDDİ İTİBAR KAYBINA UĞRADI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısında dış siyasi gelişmeleri de ele aldıklarını belirterek, Türkiyenin bu fırtınalı dönemi kazasız belasız atlatması için alınması gereken ilave tedbirleri görüştük. Dünyamız ikinci cihan harbinden bu yana belki de en kaotik, en belirsiz günlerini yaşıyor. Mevcut sorunlar derinleşerek büyürken bunlara her gün yenileri ekleniyor. Kural temelli uluslararası sistem hem çok ağır yara aldı hem de ciddi itibar kaybına uğradı. Hukukun gücü yerine güçlünün hukukunun egemen olduğu daha adaletsiz, daha çarpık bir küresel düzene doğru hızla sürükleniyoruz. Rusya-Ukrayna Savaşı önümüzdeki ay beşinci yılına girecek. Bu dönemde her iki taraftan yüz binlerce insan öldü. Şehirler yıkıldı. Pek çok kişi doğduğu toprakları terk etmek zorunda kaldı. Yürütülen temaslara rağmen barış umutlarını artıracak bir yol haritası maalesef henüz oluşmadı. Komşumuz İran, İsrail saldırılarından sonra şimdi de toplumsal huzurunu ve istikrarını hedef alan yeni bir sınamayla karşı karşıya. Sokaklar üzerinden yazılmak istenen senaryoları hepimiz takip ediyoruz. Diyaloğu ve diplomasiyi önceleyen ince bir siyasetle İranlı kardeşlerimiz tuzaklarla dolu bu dönemi inşallah geride bırakacaklarına inanıyoruz. Biz barışı ve istikrarı merkeze alan dış politikamızla bölgemizi belirsizliğe sürükleme riski olan her türlü girişimin karşısında durmayı sürdüreceğiz. Türkiye olarak bu konuda en başından itibaren ilkeli bir tutum izledik. Bugün de aynı duruşumuzu korumaya devam ediyoruz. Bize göre her türlü sorunun çözüm adresi karşılıklı güven ilişkisine dayalı müzakere masasıdır. Buradan ilgili tüm tarafları aklıselime, diyaloğa, diplomasiye davet ediyor, tansiyonu daha da düşürme noktasında bize düşen ne varsa yapmaya hazır olduğumuzu bunun özellikle bilinmesini istiyorum ifadelerini kullandı.

SURİYE ORDUSU BAŞARILI BİR SINAV VERMİŞTİR

Suriyede yaşanan gelişmelere ilişkin Erdoğan, Ortak bir tarihi, ortak bir kültürü, bin 400 yıllık ortak bir medeniyeti paylaştığımız ortak şehitlerimizin olduğu Suriyedeki her gelişmeyle hem de çok yakından ilgileniyoruz. Komşumuz Suriyenin 8 Aralık devrimiyle kavuştuğu özgürlük ortamının kalıcı huzura, istikrara, barışa tahvil edilmesi için yoğun çaba harcıyoruz. Toprak bütünlüğü hais bir ve beraber Suriyenin tüm bölgemizin refahı için vazgeçilmez olduğu inancındayız. Unutmayın, Suriye Suriyelilerindir. Suriye Arap, Türkmen, Kürt, Nusayri, Sünni, Dürzi demeden herkesindir. Tüm kesimleriyle kardeş Suriye halkınındır. Şu bir gerçek ki yüz binlerce insanın hayatına mal olan 13 buçuk yıllık zulmün ardından Suriye tarihi bir fırsat yakalamıştır. Allahın izniyle Suriyeli kardeşlerimizin önü de ufku da bahtı da açıktır. Suriye halkının kardeşi, komşusu ve kara gün dostu bir ülke olarak bunu sabote edecek hiçbir teşebbüse müsaade etmeyiz. Tek devlet tek ordu ilkesi bir ülkede istikrarın olmazsa olmaz şartıdır. Bunu tesis ve tahkim edecek her türlü adıma Türkiyenin desteği tamdır. Halepin bazı mahallelerinin işgalden kurtarılması amacıyla geçen hafta başlatılan askeri harekat dün ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasıyla sonuçlandı. Bir defa şunu memnuniyetle ifade etmek isterim, Suriye ordusunun bu hassas operasyonu her aşamasında büyük bir dikkatle yönetmesi, operasyon süresince sivillerin zarar görmemesi için adeta bir cerrah titizliğinde hareket etmesi her türlü takdire şayandır. Suriyenin kuzeyini işgal altında tutan silahlı unsurların provokasyonlarına rağmen emir komuta zinciri içinde hareket eden Suriye ordusu başarılı bir sınav vermiş, haklıyken haksız duruma düşecek eylemlerden özenle kaçınmıştır. Suriye hükümeti müzakereyi önceleyen politikasıyla tahriklere açık bir sorunu olabilecek en az hasarla çözüme kavuşturmuştur. Tüm bunların Suriyede kalıcı barış, huzur ve istikrar adına çok kıymetli kazanımlar olduğuna inanıyoruz dedi.

SURİYENİN BEREKETLİ TOPRAKLARI KANA DOYMUŞTUR

Dün akşam Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile telefonla görüştüğünü anımsatan Erdoğan, şöyle konuştu

Kendisini anlaşmadan ve operasyondan ötürü tebrik ettim. DEAŞ başta olmak üzere teröre karşı mücadelelerinde Türkiyenin daima yanlarında olduğunu ve olacağını sayın Şaraya bir kez daha ifade ettim. Suriye halkını dün olduğu gibi inşallah yarın da yalnız bırakmayacağız. Anlaşmanın Suriyeli kardeşlerimize hayırlı, mübarek olmasını diliyorum. Şuraya özellikle dikkatinizi çekiyorum, devlet içinde devlet kurma peşinde koşan bir avuç taşeron dışında Suriye halkının dünkü anlaşmadan büyük sevinç duyduğu anlaşılıyor. Suriye şehirlerinin sokaklarından yansıyan fotoğraflar, Suriye halkının barış özlemini de gösteriyor. 13 buçuk yıl boyunca büyük acılar çeken, çok ağır bedeller ödeyen yüz binlerce evladını şehit veren bir halk, umudu yeniden kuşanmakta, hayata yeniden sarılmakta, artık savaş istemediğini açıkça beyan etmektedir. Her ne sebeple olursa olsun kimsenin bunu görmezden gelme hele hele bu umut iklimini dinamitleme hakkı yoktur. Suriyenin bereketli toprakları artık acıya, kana ve gözyaşına doymuştur. Bundan sonra yapılması gerekenler esasen bellidir. İpe un sermenin, ayak diremenin, çeşitli bahanelerin arkasına saklanarak zamana oynamanın kimseye faydası olmaz. Bölgemizde terörün devri tamamen kapanmıştır. Ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının gerekleri süratle yerine getirilmeli, hiç kimse bir kere daha yanlış hesap yapmamalıdır.

IRKÇILIK BİZİM KİTABIMIZDA YOKTUR

Çıkar hesabıyla değil, insani hassasiyetlerle yol yürüyen bir iktidar olduklarını vurgulayan Erdoğan, ırkçı söylemlere karşı şu ifadeleri kullandı

Bugüne kadar attığımız her adımda değerlerimizi kuşandık, ilkelerimizi gözettik, tüm coğrafyamıza sadece gönül diliyle hitap ettik. Tüm halklara kollarımızla birlikte kalbimizin kapılarını ardına kadar açtık. Irkçılık ve kavmiyetçilik bizim kadim kültürümüzün, bizim medeniyetimizin, bizim inanç değerlerimizin reddettiği bir hastalıktır. Bunların hiçbiri bizim kitabımızda yoktur. Bizim tarih boyunca kurduğumuz devletlerimizin tamamı ırkçılığın reddi üzerine bina edilmiştir. Selçuklu da, Osmanlı da, Türkiye Cumhuriyeti de bu tasavvur ve tahayyül etrafında şekil ve kimlik kazanmıştır. Biz de bugün Türk, Kürt, Arap ittifakı derken ecdadımız ve şanlı tarihimizden devraldığımız bu anlayışla hareket ediyoruz. Türkiye hiçbir mezhebin, hiçbir etnik kimliğin karşısında değildir. Türkiye çatışmalar üzerinden güç ve rant devşirmek gibi son derece ucuz, son derece vicdansız bir hesabın içinde değildir. Aksine biz bölge halklarına çok büyük acılar yaşatan meselelerin artık kardeşlik zemininde aklıselimle çözülmesini savunan bir ülkeyiz. Bu ilkeli politikamızı da dost düşman herkes çok iyi biliyor. Ancak aralarında kimi siyasetçilerin, kimi yazarların, kimi milletvekillerinin de olduğu çevrelerin ırkçılık virüsünü kaptıklarını üzülerek görüyoruz. Yoksa hangi vicdan sahibi zorla ailelerinden kopartılan o 15-16 yaşındaki dağa kaçırılan çocukların ölüme gönderilmesini savunabilir Yoksa şehirleri işgal edip sivil halka eziyet etmeyi kim makul görebilir Yoksa Halepin şen olması bu tarihi şehrin bütün mahalleleriyle güvenli hale gelmesi kimi, niçin rahatsız eder Bakın buradan içim kan ağlayarak soruyorum, ellerine boylarından büyük silah tutuşturulan o çocuklar, intihar yelekleri giydirilen o kandırılmış çocuklar, hem Kürt kardeşlerimizin, hem Suriyenin geleceği değil mi Terörle, şiddetle, silahla, baskıyla hiçbir yere varılamayacağını anlamak için daha kaç çocuğun ölmesi, daha kaç annenin yüreğine henüz ömrünün baharında toprağa verdiği evladının ateşinin düşmesi lazım Arapın kanı Kürte, Kürtün kanı Türke, Türkmene haram değil mi Kürt bizim kardeşimiz. Arap bizim kardeşimiz. Türkmen, Sünni, Şii, Alevi bizim canımız ciğerimiz, can kardeşimiz değil mi Öyleyse kardeşlik ve komşuluk hukuki ekseninde meselelerimizi çözmek varken bu nefret, bu öfke, bu hırs, hınç ve ihtiras niye Türkiye Cumhuriyeti buradayken bu devlet Allaha hamdolsun dimdik ayaktayken soruyorum, neden başka hamiler, başka dostlar, yoldaşlar, ortaklar aranıyor, niçin elinde Müslüman kanı olanlardan medet umuluyor Bu topraklarda kesret içinde vahdet olmak dururken Allah aşkına niçin ayrışıyoruz Niçin aramıza yeni duvarlar örülmesine müsaade ediyoruz Olaylara vicdan penceresi yerine ırkçılık ve kavmiyetçilik gözlüğünden bakanları bir an önce bu hatadan dönmeye çağırıyorum.

COĞRAFYAMIZIN HİÇBİR KÖŞESİNDE SAVAŞ GÖRMEK İSTEMİYORUZ

Erdoğan, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü

Biz bu coğrafyanın bin yıllık sakinleriyiz ve sahipleriyiz. Bizim Türk, Kürt, Arap olarak birbirimizden başka dostumuz, yoldaşımız dar günümüzde kapısını çalacağımız sığınağımız yok. Tarih boyunca ne zaman bir araya geldik, ne zaman kucaklaştık, işte o zaman refah ve huzurumuz arttı, büyük medeniyetler inşa ettik. Bu bölgede ne zaman birbirimize kardeşçe, dostça muamele ettiysek işte o zaman büyüdük, güçlendik, aşılmaz bir kale olduk. Ne zaman ki Türk, Kürt, Arap, Türkmen, Şii, Sünni birbirimize düştük o zaman zayıfladık. Kaybettik. Acı çektik. Maalesef o zaman hep beraber ağır bedeller ödedik. Biz Suriye başta olmak üzere coğrafyamızın hiçbir köşesinde artık savaş, çatışma, gerilim görmek istemiyoruz. Yeraltı ve yeryüzü zenginliklerimizin artık baronlarının ceplerine akmasını istemiyoruz. Kardeşlerimiz açlıkla, kıtlıkla, yoksullukla boğuşurken bir damla petrolü oluk oluk akan insan kanından daha değerli gören materyalist zihniyetin daha fazla palazlanmasını istemiyoruz. Hep birlikte kazanalım, aydınlık geleceğimizi hep birlikte inşa edelim istiyoruz. Barışın ve istikrarın egemen olduğu bir bölgede hep beraber yan yana huzur içinde yaşayalım istiyoruz. Etnik kökenine, dinine, mezhebine bakmaksızın bu bölgede akan kanın durmasını, ölümlerin katliamların artık son bulmasını istiyoruz.

NE GEREKİYORSA YAPMAK BİZİM GÖREVİMİZDİR

Güngörende bıçaklanarak hayatını kaybeden Atlas Çağlayan ile ilgili ne gerekiyorsa yapacaklarını kaydeden Erdoğan, Özellikle de Atlas yavrumuzu katleden canilerin yargıda gereken dersi almasını istiyoruz. Ve bu konuyla ilgili olarak da üzerimize düşen görev neyse bunu sonuna kadar yerine getirmenin ahdi ve kararlılığı içerisinde olduğumuzu da söylemek istiyorum. Minguzzi olayı neyse Atlas yavrumuzun olayı da en az onun kadar bizi acılara boğmuştur. Bunlar kabul edilebilir şeyler değil. Ne gerekiyorsa başta Adalet Bakanımız olmak üzere yargının tüm kurumları olmak üzere bütün bunların üzerine üzerine gitmek suretiyle gereğini yapmak bizim görevimizdir. Bizim vazifemizdir. O pırlanta gibi yavru, o pırlanta gibi o kadar güzelimsi yavru nasıl acımasızca katledilir Bunun hesabını sormak görevimizdir dedi.

BİZİ BÖLMEK İSTEYENLERE İNAT OMUZ OMUZA YÜRÜYECEĞİZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kardeşlerim Türk, Kürt, Arap, Sünni, Şii ayrımı yapmaksızın bir olmayı, iri olmayı, diri olmayı istiyor, bunun için samimiyetle gayret gösteriyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin gayesi, hedefi, menzili işte budur. Terörsüz bölge idealinin altını çizmemizin sebebi aynı şekilde budur. Menzile ulaşmak hiç şüphesiz Cenabı Allahın takdirindedir. Ama biz iktidar ve ittifak olarak bu uğurda, bu gayeyle çalışmaya, sağduyulu bir yaklaşım içinde olmayı inşallah kararlılıkla devam ettireceğiz. Bizi bölmek, bizi parçalamak, bizi birbirimize düşman eylemek isteyenlere inat, kenetlenmiş şekilde müreffeh yarınlara omuz omuza yürüyeceğiz diye konuştu.

Aybala MELEKANKARA, –

Son gelişmelerden ilk siz haberdar olmak için bizi takip edin.
Continue Reading
Reklam