Sosyal medyada bizi takip edin

Türkiye

İstanbul- DEİK Başkanı Nail Olpak: Anlaşma imzalanırken taraf olamıyoruz ama sonuçlarından bizzat etkileniyoruz

Yayınlanma tarihi:

Güncelleme:

Son gelişmeleri kaçırmamak için Google News sayfamızı takip edin. Butona tıkladıktan sonra açılan sayfanın sağ üst tarafında yer alan yıldızlı "Takip Et" simgesine dokunmanız yeterlidir. Takip Et

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Avrupa İş Konseyleri, Avrupa Birliği (AB) liderlerine “Türkiyenin AB üyeliğinin önünün açılması, Gümrük Birliğinin güncellenmesi ve işbirliğinin güçlendirilmesi” çağrılarının yer aldığı mektup gönderdi. DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri tarafından hazırlanan ve Türk iş dünyasının taleplerinin bulunduğu mektup, 26 AB üyesi ülkenin iş konseyi başkanının imzasıyla AB liderlerine gönderildi. Yarın Financial Timesta da yayımlanacak mektuba ve sürece ilişkin İstanbulda “Türkiye-AB: Diyalogdan Aksiyona AB Liderlerine Açık Mektup Basın Buluşması” başlıklı toplantı düzenlendi. Toplantıya DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ ve DEİK/ Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkan Yardımcısı Ali Kibar katıldı.

ÖNGÖRÜLEMEZLİĞİN OLDUĞU BİR SÜREÇ YAŞIYORUZ

DEİK Başkanı Nail Olpak, “Avrupayla aramızda bir entegrasyon süreci var. Siyasi sebepleriyle bloke olmuş, herkesin birbirini Sen onu yerine getirmiyorsun diyerek geriye bıraktığı bir süreç var ama kabul etmeliyiz ki yakın bir ilişki içerisinde de olduğumuzu görmek lazım. Dolayısıyla bugünkü toplantının gündemi sadece bir Gümrük Birliğinin güncellenmesi konusu değil. Önemli mi Gümrük Birliğinin güncellenmesi? Elbette önemli. Vazgeçtik, önemsizdir, böyle bir şeyden bahsetmiyoruz. Bir de Gümrük Birliği hadisenin sadece ticari rakamlardan ibaret olmadığını da anlamamız lazım. Maalesef iş dünyasının hiç hoşlanmadığı bir süreci yaşıyoruz. Nedir hiç hoşlanmadığı süreç diye bahsettiğimiz? Belirsizlik, öngörülemezlik. Öngörülemezliğin olduğu bir süreç yaşıyoruz ve ne kadar devam edeceğini de öngöremiyoruz. Faizin yüksek olması bizi rahatsız eder, enflasyonun yüksek olması, iş gücü, bunların hepsi rahatsız eder mutlaka ama en çok rahatsız eden konu da öngörülemezliktir. Şimdi bu sürecin içerisinde bakıldığında Avrupa özelinde ne yaşıyoruz? Gümrük Birliğinden geldik, sıkıntıları konuşuyoruz. Güncellemeyi, dijitalleşmenin bugün geldiği noktada kamu alımlarından tarıma kadar bir süreçlerin içerisinde bir güncelleme ihtiyacımız var. Ama devamında da başka konular gündeme geldi. Karbon düzenlemesi. Baktığınızda yeni bir duvar. Çelikle ilgili kotalarda resmen bir şey ifade edilmedi ama ciddi şekilde azaltma süreçleri gündemde. Demek ki bunların bütününü biz değerlendirmek durumundayız. Made in Europe var, en güncel konularımızdan birisi. Avrupalı dostlarımızla görüştüğümüzde aslında Asya-Pasifike yönelik diyorlar. Ülke ismi söylemeyelim, Çin demiyorlar da Asya-Pasifik veya söyleniyor. Ama içerisine bakıldığında endişe ettiğimiz şekilde gerçekleşmez, Türkiyenin o çemberin dışında kalıp yeni bir duvarın önümüze çıkması gibi bir risk var” dedi.

BİZ AVRUPANIN FARKLI NOKTALARINDA O KAPILARI AŞINDIRMAYA DEVAM EDECEĞİZ

DEİK Başkanı Nail Olpak, “Anlaşma imzalanırken biz masada taraf olamıyoruz ama anlaşmanın sonuçlarından bizzat etkilenen konumdayız. Bununla ABnin STA imzaladığı ülke sayısı 85 oluyor. Bu ciddi bir şekilde bizim üzerinde düşünmemiz gereken konulardan. Bu evrilmenin içerisinde zannederim bizim en önemli fonksiyonlarımızdan birisi, siyasetçilerin siyaseten söylemek istemedikleri ya da zorlandıkları alanlarda iş dünyası olarak daha aktif olmaya çalışmak. Birçok AB ülkesi anlattıklarımız konusunda bizimle hemfikir. Ama zannederim veya biz öyle anlıyoruz, bizim de onları destekleyici argümanları net bir şekilde sadece bugünkü toplantı ya da ilanımızla da kalmayacağız. Biz Avrupanın farklı noktalarında o kapıları aşındırmaya, 2-3 ay önce yaptığımız Brüksel toplantısı dahil olmak üzere devam edeceğiz. Onlar adına bir şeylerin söylenmesini de kolaylaştırmaya gayret etmeliyiz. Çünkü gelinen noktada da ABnin ve Avrupanın bize ihtiyaç kısmını Mehmet Ali Bey orayı söyledi, tekrarlamayacağım ama kendi içimizde gerçekten ihtiyacımız var. Niye var? Şimdi Amerikanın havalarda uçuşan gümrük vergileri sürecinden aslında biz de nasibimizi aldık. Bizi AB ile aynı kefeye koyarak yüzde 15 yaptı. Devamında inşallah olmaz. Şu İran çekişmesiyle ilgili İranla ticareti olanları ben 25e koyacağım dedi. Kararı yayınlamadı ama yayınlarsa ne olacak diye düşünmeye başlıyorum. Rusya ile olan yaptırımlar sebebiyle ticaretim gerilerken, bizim Türk Devletleri Teşkilatı olan ticaretimiz de yaptırımların dolaylı etkisiyle gitmeye başladı. O zaman bizim daha proaktif olmaya çok daha ihtiyacımız olduğu bir dönem. Demek ki süreci daha proaktif şekilde götürmek durumundayız. Yapmaya çalıştığımız hem görev tanımımızdan hem de sürecin bizi getirdiği noktadan o globalleşmeden glokolleşmeye geldik mi, hepsini yaşadık; şimdi gittikçe korumacı, kendi sınırları içerisine adeta gitmeyi hedefleyen garip bir dünya düzeninin içerisinde yol bulmaya çalışıyoruz. Birlikte bulacağız, beraber olacağız. Sizlerin networkü geniş, bizimki geniş. Anlatacağız, dinleyeceğiz” ifadelerini kullandı.

ABDE BİZİ DESTEKLEMEDİĞİNİ SÖYLEYEN YOK

DEİK Başkanı Nail Olpak, “Belki özeleştiri yapılacaksa bu sürece kim ne kadar hazırlıklı oldu, biz dahil olmak üzere öyle bakmak lazım. Bunu vurgulamak istiyorum ve riskin orada olduğu konusunda hemfikirim. Şimdi elbette bir taraftan ihtiyaç bir taraftan rekabet var. Tamamlayıcılık ne ölçüde ve ihtiyaç ne ölçüde, buna bakmak lazım. AB ile olan ilişkilerde birebir görüşmelerle siz de ifade ettiniz, bakanlar, başbakanlar yani görevim gereği ben de hepsiyle, büyükelçilerle yaptığımız görüşmede, 2-3 ülkeyi hariç tutalım ABde, bizi bu konuda desteklemediğini söyleyen yok” diye konuştu.

DÜNYANIN YENİ BİR AVRUPAYA İHTİYACI VAR

DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, “AB ile Avrupa Birliği arasındaki ilişki yalnızca diplomatik bir başlık değil, Türkiyenin Avrupa Birliği üyesi olması. Dünyanın yeni bir Avrupaya ihtiyacı var. Bu yeni Avrupayı birlikte inşa edelim. Bu her iki taraf için de bir küresel rekabet gücü gerekliliği. Türk iş dünyası açısından ise halihazırda ait olduğumuz ekonomik coğrafya söz konusu. Türkiye-Avrupa İş Konseyleri olarak AB liderlerine, Avrupayı yönetenlere bir mektup hazırladık ve gönderdik. Mektubumuz yarın Financial Timesta açık mektup olarak yayımlanacak ve başta Avrupa olmak üzere geniş kitlelere ulaşacak. Bu mektupla, iş dünyasının Türkiyenin tam üyeliğine verdiği desteği, ortak projelerdeki potansiyeli ve somut iş birliği alanlarını açık bir şekilde ortaya koyuyoruz” dedi.

BUGÜN TÜRKİYE ABNİN 5İNCİ BÜYÜK TİCARET ORTAĞI

DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, “Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişki yalnızca diplomatik bir başlık değildir; bu ilişki aynı zamanda ekonomik entegrasyon, ortak üretim ve karşılıklı bağımlılık demektir. Bugün Avrupa Birliği, Türkiyenin en büyük ticaret ortağı; Türkiye ise ABnin 5inci büyük ticaret ortağı. Yatırımlar, turizm, finansal hareketler ve sermaye akımları gibi tüm göstergeler, Avrupanın Türkiye açısından ne kadar merkezi bir yerde durduğunu açıkça gösteriyor. Ancak Türkiye açısından Avrupa yalnızca bir coğrafya değil. Avrupa ortak değerler demek. Ekonomik entegrasyon demek, ilerleme demek. Çünkü küresel güç dengeleri hızla değişiyor. Avrupa, ABD ve Çin merkezli askeri, finansal ve teknolojik güç dengelerinde son yıllarda zayıflayan konumunu tekrardan güçlendirmek için atılımlar içinde. Jeopolitika artık yalnızca diplomasiyi değil, doğrudan iş dünyasını etkiliyor. Yapay zeka ve ileri teknolojiler ekonomileri baştan aşağı yeniden şekillendiriyor. Böyle bir ortamda Avrupanın stratejik bütünlüğünü güçlendirmesi ve yakın çevresiyle daha derin bir entegrasyona yönelmesi artık bir tercih değil, açık bir zorunluluk haline geldi. Tam da bu noktada Türkiye, Avrupanın karşı karşıya olduğu küresel meydan okumalar için vazgeçilmez bir ortak olarak öne çıkıyor. Arz güvenliğinin jeopolitik güce dönüştüğü bir dünyada Türkiye, kritik hammaddeler ve bunların ileri üretim aşamaları için Avrupanın en gerçekçi ve en yakın tedarik ortağını temsil ediyor. Tüm bu tabloya rağmen bugün eksik olan ABdeki siyasi irade ve stratejik vizyon eksikliği, belirsizlik güven üretmiyor. Yatırım kararlarını geciktiriyor. Stratejik fırsatları zayıflatıyor” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE, AVRUPANIN GELECEĞİNİN AYRILMAZ BİR PARÇASIDIR

DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, “Bu nedenle Avrupa Birliği yetkililerine çağrımız net: Türkiye, Avrupanın geleceğinin ayrılmaz bir parçasıdır. Ekonomi, teknoloji, güvenlik, enerji ve toplumsal alanlarda somut ilerleme sağlayacak pratik modeller hızla devreye sokulmalı. Bizler Türkiye-Avrupa iş dünyası temsilcileri olarak bu mesajı Avrupalı muhataplarımıza kararlılıkla iletmeyi sürdüreceğiz. 2026nın söylemlerin aksiyona dönüştüğü bir yıl olması için odağımızı Türkiyenin Avrupa entegrasyon sürecine yöneltiyoruz. Avrupa Birliğinden beklentimiz çok açık: Stratejik ve vizyoner bir yaklaşım ve gecikmeden harekete geçilmesi. Yeni nesillerin güvenliği, refahı ve barışı kendiliğinden oluşmayacak. Bunlar birlikte inşa edilecek. Türkiyenin de Avrupanın da buna hazır olması gerekiyor” dedi.

AVRUPANIN TÜRKİYEYİ DIŞLAYARAK EKONOMİK VE STRATEJİK ÖZERKLİK KURABİLECEĞİNE İNANMIYORUZ

DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, “Dünyanın yeni bir Avrupaya ihtiyacı var. Bu yeni Avrupayı da birlikte inşa edelim. Daha farklı söylemem gerekirse, Avrupanın Türkiyeye ihtiyacı var. Türkiyenin Avrupaya ihtiyacı var. Dünyanın böyle bir Avrupaya ihtiyacı var. Avrupanın Türkiyeyi dışlayarak ekonomik ve stratejik özerklik kurabileceğine inanmıyoruz. ABnin ve nüfus sahibi üye ülke liderlerinin Türkiyeyi dışlayarak stratejik körlükten bir an önce kurtulmaları ve Türkiyenin tam üyeliğinin getireceği yararları görmeleri şarttır. Bizim şu andaki çalışmamız çok net ve hedef odaklı; Türkiye Avrupa Birliği üyesi olmalıdır ve şu anda vaktidir” diye konuştu.

BİZİMLE BERABER YAZIN BU HİKAYEYİ DİYORUZ

DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, “Şimdi Avrupada yeni bir hikaye yazması lazım. Dünyada biraz daha Avrupanın dinlenebilir hale gelmesi için, biraz daha ciddiye alınması için, biraz daha masada Trumpın önünde değil de yanında veya eşit seviyede oturabilecekleri bir konuma gelmeleri için güçlerini ortaya çıkarmaları lazım. Avrupanın gücü de bence kendi coğrafyasından ve bu hikayeyi yeniden yazmaktan geçiyor. Biz diyoruz ki burada: Bu hikayeyi Türkiyesiz değil, Türkiye ile birlikte yazarsan dünya yeni Avrupayı Türkiye ile birlikte yazılmış hikayede görmek istiyor. Avrupanın da kendini bu şekilde konumlandırmaya ihtiyacı var. Biz Avrupa değerlerine gerçekten kendimiz de ciddi değerler katabiliriz, bunu mix edebiliriz (harmanlayabiliriz). Buradan birbirimizden çok şey öğrenebiliriz. Eksiklerimizden, fazlalarımızdan faydalanırız; kendimizi tekrarlamayız, kanalize etmeyiz, aksine entegre ederiz diyoruz. Onun için Bizimle beraber yazın bu hikayeyi diyoruz. Bu mektubun gerçekten esas amacı, Avrupanın yeniden tarif edildiği dönemde bizim de o masada olup katkıda bulunmamız ve bizim de artık doğal olarak Avrupa Birliği üyesi kabul edilmemiz” ifadelerini kullandı.

Son gelişmelerden ilk siz haberdar olmak için bizi takip edin.
  • DEİK Başkanı Nail Opak: Bu süreci karşılıklı bir pazarlık süreci olduğunu siyaseten öyle değerlendiriyorum Fotoğraf. İstanbul, (DHA)

  • DEİK Başkanı Nail Opak: Bu süreci karşılıklı bir pazarlık süreci olduğunu siyaseten öyle değerlendiriyorum Fotoğraf. İstanbul, (DHA)

  • DEİK Başkanı Nail Opak: Bu süreci karşılıklı bir pazarlık süreci olduğunu siyaseten öyle değerlendiriyorum Fotoğraf. İstanbul, (DHA)

Continue Reading
Reklam