Politika
MHP’li Yalçın: Terörsüz Türkiye, yola gelmek istemeyenlere tanınmış son şanstır
MHPli Yalçın, sanal medya hesabında, Nusaybin-Kamışlı sınır hattında bayrağımıza yönelik alçakça saldırı başlığıyla bir yazı yayımladı. Yalçın, “Baş destekçileri ABD tarafından terk edilen bölücü terör örgütü PKKnın uzantısı YPG/SDGnin uğradığı hezimet sonrasında, Kandildeki kuklalar marifetiyle Suriyedeki çatışma ikliminin Türkiye topraklarına taşınması ve bölücü kalkışmanın genişletilmesinin hedeflendiği anlaşılmaktadır. Terör örgütü yandaşlarının Nusaybin-Kamışlı sınır hattında Türk bayrağına yönelik düzenlediği alçakça saldırı, bu hain planın apaçık göstergesidir. Böylece, önemli bir merhaleye ulaşan Terörsüz Türkiye adımının da sekteye uğratılması ve bir taşla iki kuş vurulması planlanmaktadır. Şanlı bayrağımıza dönük bu bölücü saldırı, her ne kadar çok amaçlı bir provokasyon teşebbüsü olsa da dağılmış PKK içindeki çok başlılığı ve bazı terör bağımlılarının çaresizce arayışlarını da ele vermektedir. Bu köhne yöntem ve ucuz senaryolar, daha önce de denenmiş ama milletimizin çelik gibi iradesini karşısında bulmuştur. Birliğimize, huzurumuza ve dirliğimize uzanan eller; bugüne kadar devletimizin kudreti, milletimizin celadetiyle daima kırılmıştır, bundan sonra da kırılmaya devam edilecektir” değerlendirmesinde bulundu.
ATILAN ADIMLARI KİM KÖSTEKLİYORSA, O HAİNDİR
Hain ellerin Türk bayrağına uzanmasının, bölücü terör örgütü artıklarının son çırpınışları olduğunu kaydeden Yalçın, “Bölgesel çıkarlarını yeniden belirleyen Amerikan emperyalizminin PKK/YPGyi terk etmesini içlerine sindiremeyenler, Kürtlere soykırım yapılıyor. türünden yalanlara sığınmak yerine, sömürgecilerle iş tutmayı nasıl hazmedebildiklerini sorgulamalıdırlar. ABDnin ve ABnin kurucu ülkelerinin fotoğrafında yer aldığı Batı emperyalizmi; sol/sosyalist ideolojilerce kurulmuş terör örgütlerinin tahrike ve manipülasyona müsait, kullanışlı aparatlar olduğunu yeni keşfetmemiştir. Batı emperyalizmi; 60’lı, 70’li yıllardan beri milli devlet yapılarını çökertmek ve bağımsız ülkeleri sömürebilmek için hep sol fikirlerle bunların ekseninde kurulan örgüt ve oluşumları kullanmıştır. Bu hususta sömürgeci küresel aktörlerin en başarısız olduğu ülke, Türkiye’dir. Solcu ihanet şebekelerinin bölücü, ayrılıkçı ve iş birlikçi eylemleri, karşısında kale gibi MHP’yi ve milliyetçi ülkücü hareketi bulmuştur. Bugün de durum değişmemiştir. MHP ve milliyetçi ülkücü hareket, yine aynı kararlılıkta ve dimdik ayaktadır. Milliyetçilik ülküsü, emperyalizmi durdurmuştur. Ancak geçmiş dönemlerden çok farklı özellikler taşıyan mevcut konjonktürde yeryüzü, yeni sömürü düzeni arayışlarına sahne olmaktadır. Gelişen uzay teknolojileri ve yapay zeka açılımlarının savunma sanayinde açtığı baş döndürücü çığır, vahşi bir rekabete kapı aralamıştır. Batı uygarlığı, dünyanın kalan sınırlı zenginlik kaynaklarına çökmek için, kendi elleriyle kurduğu uluslararası düzeni tanımamaya başlamıştır. Yeni bir savaş düzeni, yeni bir cephe dinamiği teşekkül etmiştir. Yeni uluslararası normları ve diplomatik kuralları, Hak, haklının değil; kuvvetlinindir ilkesizliği tayin etmektedir. Türkiye de bu yeni kara düzene göre gardını almak zorundadır. Bunun yolu, Terörsüz Türkiyeden, yani iç barıştan geçmektedir. Terörsüz Türkiye istikametinde atılan adımları kim köstekliyorsa, o haindir. Kim ayak sürüyorsa o yeni vahşi sömürü düzeninin, son taşeronudur. O bakımdan MHP’nin durduğu yer eskiden nasıl tutarlıysa şimdi de aynı tutarlılıkta olacaktır” dedi.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE KERVANI YÜRÜYECEK, NİHAİ MENZİLE ULAŞACAKTIR
MHPnin tutumunun yarın da değişmeyeceğini belirten Yalçın, “MHP, ülkede Son Mohikan da olsa sarsılmaz tavrını koruyacaktır. Nusaybin-Kamışlı provokasyonu, MHPnin Terörsüz Türkiye çabalarının ne kadar yerinde olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Şanlı bayrağımıza yönelik saldırıyı fırsat sayan bazı çevreler, Biz dememiş miydik?, Bunlarla yol yürünür mü? gibi temelsiz değerlendirmelerle Terörsüz Türkiye çabalarını baltalamaya çalışacaklardır. Devletimizin ve milletimizin iç barışı temin maksadıyla gösterdiği alicenaplığa, tanıdığı mühlete ve gösterdiği bütün müsamahaya rağmen yanlıştan dönmemekte ısrar edip ayak sürümekte ısrar edenler de çıkacaktır. Bunlarla diyalog olmaz diyen gafil fırsatçılarla Ben olmazsam bu iş yürümez diye düşünen cahil ve ayarsızların hamlelerine şahit olunacaktır. Buna rağmen Terörsüz Türkiye kervanı yürüyecek, nihai menzile mutlaka ulaşacaktır. Bu iş, artık bir siyasi parti veya oluşumun karşı çıkması veya çekilmesi, ayak diretmesi ya da vazgeçmesiyle sekteye uğramayacaktır. Etnik aidiyetleri veya mikro milliyetçilik hassasiyetlerini kaşıyanların manipülasyonlarına rağmen, sağduyu ve feraset galebe çalacaktır. Hiçbir kuvvet hiç kimse milletimize yeni ve ağır terör bedelleri ödetemeyecektir. Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin yaptığı tarihi çağrıyla MHP’nin uzattığı barış ve diyalog eli, beyhude bir gayretin değil; bilakis umut vadeden iyimser bir ikazın, toplumsal barışa şans tanımanın, milletimize özgü hoşgörünün tezahürü olarak görülmelidir. Hepsinden de önemlisi, milletimizin büyüklüğünün, devletimizin gücünün nişanesi sayılmalıdır. Terörsüz Türkiye; terörizme verilmiş bir taviz değil, aksine yola gelmek istemeyenlere tanınmış son şanstır. Aynı çadırda toplanmaya tereddüt edenlere veya aramıza katılmak istemeyenlere açılan son davet kapısıdır. Kimi iç aktörler ikili oynayıp sık sık meseleyi sulandırsa da ikircikli tutum takınan siyasi partiler ve bölücü örgüt uzantıları eski alışkanlıklarından vazgeçmese de, MHP ve Cumhur İttifakı Terörsüz Türkiye hedefinden geri dönmeyecektir. Terörsüz Türkiye, öyle ya da böyle hayata geçirilecektir. Çünkü Terörsüz Türkiye hamlesi millete mal olmuş ve devlet politikası haline gelmiştir. Bunu hiçbir örgüt veya oluşumun olumsuz tutumu ya da karşıt teşebbüsü etkisizleştiremeyecektir” açıklamasında bulundu.
BÖLGE ÜLKERİNDE YAŞAYAN KÜRTLER; TERÖRİZMDEN BIKMIŞTIR
MHP ve Cumhur İttifakının yoluna milletle devam edeceğine dikkat çeken Yalçın, “Türkiye’nin Suriye’ye dair sergilediği tavizsiz tutum da bunun bir başka göstergesidir. Diğer taraftan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhanın, SDG bal gibi Kürtleri temsil ediyor demesi, bir saptırmadır. Bundan, Kürtler teröristtir anlamı mı çıkarılmalıdır? Oysa Türkiye’de olduğu gibi, Suriye’de de Kürtlerin ezici çoğunluğu terörizme destek vermemiştir, vermeyecektir. Bölge ülkelerinde yaşayan Kürtler; terörizmden çok çekmiş, bıkmıştır. Yeni küresel vurgun düzeni karşısında DEM Parti ve CHP dahil, sol eğilimli partiler yol ayrımına gelmiştir. Bu siyasi teşekküller, temsil ettiklerini öne sürdükleri kesimlere zarar vermekten, onların hassasiyetlerini istismardan vazgeçmelidirler. Milletin bekasından, milli devletin devamından yana mı olacaklar, emperyalizmin davulunu çalmaya mı devam edecekler, nihai kararlarını vermelidirler. Terörsüz Türkiye trenine binmedikleri takdirde kaybeden kendileri olacaktır. Bilhassa DEM Parti, Kürt ismi üzerinden etnik ayrılıkçılık ısrarından vazgeçmelidir. Bu temelsiz ve kof propaganda tutmamıştır. Millet nezdinde itibar görmemiştir. DEM Parti ve selefi olan partiler tarafından Kürt vatandaşlarımız yıllarca boş yere maceraya sürüklenmek istenmiş, özellikle genç dimağlar istismar edilmiştir. Diyarbakır Anneleri ağlatılmıştır. DEM Parti, yoluna meşruiyet zemininde devam etmek istiyorsa Türkiye partisi olmak zorundadır. Aksi takdirde azınlık ırkçılığı anaforunda boğulmaktan kurtulamayacaktır. DEM Parti; Kürtlerin saadetine, bir arada yaşama arzusuna gem vurmaktan vazgeçmelidir. Bin yıllık kardeşlik hukukunu baltalamaktan vazgeçmelidir. Terörsüz Türkiye fırsatını kaçırmamalıdır. Herkes pek ala bilmektedir ki Türkiye’de Kürt kimliği üzerinden kimse ayrımcılık yapmamaktadır. DEM Parti türünden siyasi partilerin iddialarının aksine, milletimiz ayrımcılığa pirim vermemektedir. MHP’de de Kürt vardır; AK Parti’de de CHP’de de. Bütün siyasi partilerde Kürt vardır. Kürtlerin kahir ekseriyeti DEM Parti’ye değil, diğerlerine oy vermektedir. Ayrıca Türkiye’de başka etnik kökenden de milyonlarca vatandaşımız vardır” dedi.
BÖLÜCÜLÜK YAPMAKTAN VAZGEÇİLMELİ
Etnik kimlik üzerinden siyaset yapmanın anayasaya aykırı olduğunu belirten Yalçın, “Bunların hepsi ezelden beri milletimizin ayrılmaz unsurları, eşit yasal ve anayasal haklara sahip parçasıdırlar. Her vatandaşımız, Türk kimliği potasında birleşmektedir. Türkiye’de herkes; cumhurbaşkanı da mübaşir de odacı da bakan da olabilmektedir. Devlet kurumlarında veya özel sektörde kimseye etnik kimliğine göre iş verilmemektedir. Halk, siyasi partilere üyelerinin ve sorumlularının etnik mensubiyetine göre değil, liyakatine ve temsil ehliyetine göre oy vermektedir. Bu gerçeklere rağmen, etnik aidiyetleri kaşıyarak siyaset yapmak maksatlıdır, kötü niyetlidir. Bölücülüktür, ayrılıkçılıktır. Türkiye bundan çok çekmiştir. Bu faydasız ayrılıkçı istismar artık bir son bulmalıdır. Sömürge yoğurdundan göle çalınan maya tutmamıştır, tutmayacaktır. Milletimiz ayrılıkçı akımlara sahip çıkmamıştır, çıkmayacaktır. Etnik aidiyetleri istismar ederek bölücülük yapmaktan vazgeçilmelidir. Emperyalizmin bu köhne oyunu; bölgeye de bölge ülkelerine de Türkiye’ye de hayır getirmemiştir. Ayrıca günümüzde mevcut konjonktür, ayrılıkçı siyasetin sonunu getirmiştir. Etnik aidiyet ve dini eğilimleri kaşıyarak terör örgütü kurma ve çıkar sağlama macerasının sonuna gelinmiştir. 21inci yüzyılın modern şartlarında hiçbir şey gizli kalmamaktadır. Günümüzün modern teknolojileri sayesinde, bütün yalanlar saniyesinde ortaya çıkmakta, istismarlar anında ifşa edilmektedir. Yani, artık kimse Kürtlere soykırım yapılıyor yalanını yutmamaktadır. Diğer taraftan Suriye’de teröristlerin temizlenmesi başka, Kürtlerin haklarının korunması başkadır. Suriye’deki Kürtlerin haklarının sadece Fırat’ın doğusunda değil batısında da korunması için Şam yönetimi zaten azami özen göstermektedir. Türkiye’de olduğu gibi Suriye’de de Kürtleri istismar etmekten bir türlü vazgeçmeyen bölücü terör örgütünün tamamen temizlenmesi, ülkenin bütünlüğü ve birliği açısından önemlidir. Umudunu Suriye’de ABD’nin desteğinde kurulacak bir uydu kantona bağladığı anlaşılan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın, uğradığı hayal kırıklığıyla Sayın Genel Başkanımız hakkında takındığı seviyesiz üslubu şiddetle reddediyoruz. Bakırhan’a Haddini bil diyoruz. Ezcümle; Terörsüz Türkiye kervanı, bütün provokasyonlara ve yan çizmelere rağmen yoluna devam edecektir” ifadelerine yer verdi.