Sosyal medyada bizi takip edin

Politika

MHP’li Yalçın: Türkiye’nin kendi nükleer programını başlatması elzemdir

Yayınlanma tarihi:

Son gelişmeleri kaçırmamak için Google News sayfamızı takip edin. Butona tıkladıktan sonra açılan sayfanın sağ üst tarafında yer alan yıldızlı "Takip Et" simgesine dokunmanız yeterlidir. Takip Et

MHPli Yalçın, Türkiye ve dünya gündemindeki gelişmelere ilişkin yazılı açıklama yaptı. Yalçın, deniz korsanlığının altın çağı olarak bilinen 17nci ve 18inci yüzyıllarda; Akdenizden Atlantike, Hint Okyanusundan Pasifike kadar birçok sularda korsanlık yasalarının hüküm sürdüğünü hatırlatarak, “Anılan asırlarda korsanlığın nam saldığı denizlerden biri de Karayiplerdir. 17nci yüzyılın en önemli korsanlık olaylarının kahramanı, Karayiplerde İngiliz sömürgeciliği adına İspanyol hegemonyasını kırmak için çaba gösteren ünlü Amiral Henry Morgandır. Henry Morgana, Kara Korsan ünvanı verilmiştir. Günümüzün Kara Korsanı da Donald Trumptır. Trump; devlet başkanı sıfatıyla adım attığı korsanlık ummanında, yeni bir furya başlatmıştır. Donald Trump; Henry Morgandan devraldığı misyonu, sadece Karayiplerde değil, bütün denizlerde Amerikan hakimiyetini sağlamak için kullanmaktadır. Bağımsız ve kişisel korsanlık, Trump trendinde devletlerarası korsanlığa evrilmiştir. ABD bundan böyle en büyük korsan devlettir” dedi.

DÜNYA ÇOK TEHLİKELİ BİR SÜRECE GİRDİ

Korsan devlet eylemlerinin bölgesel örneklerinden birinin de ABDnin Orta Doğu tayfası İsrail olduğunu işaret eden Yalçın, “Artık uluslararası hukuk normları fiilen ortadan kalkmış, dünya çok tehlikeli bir sürece girmiştir. Bundan sonra hiçbir ülkenin bir başka ülkeye hak ihlali, egemenlik, insan hakları dayatması söz konusu olamayacaktır. Diplomasinin yerini, Trumplomasi almıştır. Uluslararası arenada geçerli motto, kadim halk tabiriyle gücü gücü yetenedir. Artık hukuk dışı hakimiyet iddiaları artacak, güvenlik ve hak ihlalleri yaygınlaşacaktır. Uluslararası ilişkilerde artık beşeri hukuk ve adalet değil, eşkiyalık ve harami kanunları egemen olacaktır. Venezuela Devlet Başkanı Maduronun, modern Kara Korsan Donald Trumpın emriyle esir alınarak ABDye götürülmesi, ülke halkının iradesine vurulmuş darbe olmuştur. Bu kanunsuz eylemin içyüzü şudur: Çeşitli ülkelerde gerçekleştirdiği başarısız operasyonlarla meşhur olan ABD askerleri, bu kez içeriden destek ve istihbarat alarak Maduroyu esir alabilmiştir. En yakınındakiler ve muhalifleri hem Maduroya hem de Venezuelaya ihanet etmişlerdir. Bağımsız bir ülkenin güvenlik ve esenliği açısından iç barış ve bütünlüğün önemi bir kez daha açık seçik ortaya çıkmıştır” değerlendirmesinde bulundu.

NATO KONSEPTİ ÇÖKMÜŞTÜR

ABD Başkanı Trumpın son korsanlık hamlelerinin, Terörsüz Türkiyenin ne kadar büyük ve isabetli bir karar olduğunu gözler önüne serdiğini vurgulayan Yalçın, “Böylece, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçelinin niye avaz avaz bağırarak ve her türlü riski göze alarak Terörsüz Türkiye hamlesi başlattığı, eminiz daha iyi anlaşılmıştır. Çağdaş korsan Donald Trumpın hamlelerinin bir başka sonucu, zaten uzunca süredir fonksiyonunu yitirmiş durumdaki uluslararası kurum ve kuruluşların tamamen işlevsiz hale gelmesi olmuştur. ABDnin korsanlığı, hukuk tanımazlığı karşısında BM suspustur. BM sözcülerinin boğazı düğümlenmekte, nefesleri tıkanmaktadır. İnsanlık vicdanı, yutkunma nöbetindedir. ABD için sıradaki çökülecek ülkeler arasında, kendi çöplüğündeki Küba ve öteki Güney Amerika ülkelerinden sonra Grönland vardır. Grönlandın bağlı bulunduğu Danimarka bir NATO üyesidir ve bizzat ABD Başkanı Trump tarafından tehdit edilmektedir. ABDnin gözüne kestirdiği yerlere çökme planları yüzünden, NATO konsepti çökmüştür. NATO güvenlik mimarisi dağılmıştır. Anlı şanlı NATOnun müessiriyeti, caydırıcılığı ve dayanışması, askeri masallarda kalmıştır” dedi.

TOPYEKUN SAVAŞ TEHLİKESİ, HİÇ OLMADIĞI KADAR YAKIN

Trumpın savaş gemilerinin başka ülkelerin gemilerine de el koyduğunu ve uluslararası ticareti doğrudan tehdit ettiğini belirten Yalçın, şunları kaydetti: “Topyekun savaş tehlikesi, hiç olmadığı kadar yakındır. Bütün bu gelişmeler, ister istemez, 1962 yılında yaşanan Küba Füze Krizi sırasındaki nükleer savaş riskini hatırlatmaktadır. O dönemde, ABD Başkanı Kennedy ile Sovyetler Birliği Devlet Başkanı Kruşçev tarafından karşılıklı atılan geri adımlarla beşeriyetin emniyet ve esenliği topun ağzından alınmıştır. Sovyet Rusya Kübadaki, ABD de İtalya ve Türkiyedeki füzelerini sökmüştür. Bugünse nükleer silahlar, caydırıcı birer güç unsuru ve askeri koz oldukları kadar, insanlığın varlığına dönük tehdit olarak dünya gündeminin merkezindedir. Nükleer silaha sahip olmak, bir ülke için varlık ve güvenlik garantisi haline gelmiştir. Nitekim Küba Krizi sonrasında Fransa kendi nükleer programını başlatmıştır. Mevcut küresel şartlarda, Türkiyenin de kendi nükleer programını başlatması elzemdir. Esasen, bugüne kadar tabi olduğumuzu düşündüğümüz ya da peşinden koştuğumuz bütün uluslararası kural ve normlar, Batı dünyası tarafından oluşturulmuştur. BM de NATO da ABDnin kucağında doğmuştur. Avrupa ülkeleri de bu doğumların vaftiz törenlerine tam kadro katılmıştır. Tören kalabalığına birçok dünya ülkesi dahil olmuştur. ABD riyasetindeki yeni dünya düzeninin aryası, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kilisede çalınıp söylenmiş, çan sesi ezanı da hazzanı da bastırmıştır. Ne ki bugün, Batının şekillendirdiği bütün beşeri değerlerin birer birer terk edildiğine, bütün insani bestelerin yok sayıldığına şahit olunmaktadır. Şimdi ilhamını korsanlık ve eşkiyalık kanunundan alan yeni bir küresel ritüel tarzı türemiştir.”

MHP, TÜRK MİLLİYETÇİLERİNİN KÜRKÇÜ DÜKKANIDIR

Bundan sonraki süreçte gücü olanın konuşacağını belirten Yalçın, “Dolayısıyla hür dünyanın, kendisini Batının askeri hegemonyasından ve siyasi prangasından kurtarması elzemdir. Türkiyenin de kendisine yeni bir denge sistemi kurması, üçüncü bir yol bulması lazımdır. Türkiye; küresel ortamı kasıp kavuran eşkiya kanununa, harami düzenine karşı kendi kendine yetebilen, kendi güvenliğini sağlayabilen bir ülke olmak zorundadır. Bunun yolu; öncelikle iç barışın tesisinden, sonra da savunma sanayinden genel ekonomiye kadar her alanda bağımsız ve güçlü bir konuma erişmekten geçmektedir. Diğer yandan Türkiye, Türk ve İslam dünyasından başlayarak hür dünyayı ihata eden ve ana teması barış olan yeni bir savunma ve güvenlik doktrini belirlemelidir. Böylece Türkiye, küresel bir çekim gücü oluşturacaktır. Türkiye; bu yolda gereken fikir kaynağı ve enerjiyi, milletimizin binlerce asırlık devlet geleneği ve yönetim anlayışında bulacaktır. Yeni yüzyıldaki bu kutlu yürüyüşe Türk milliyetçileri öncülük etmelidir. Dünyanın ABD cenderesinden geçtiği günümüzün netameli konjonktüründe, Türkiyenin, Türk milliyetçilerinin ferasetine, birlik ve beraberliğine şiddetle ihtiyacı vardır. Yerküreyi zulmetten kurtaracak ve ülkemizi aydınlığa çıkaracak kudret, Türk milliyetçiliği ülküsünün kucaklayıcı ve birleştirici felsefesinde mevcuttur. Siyasette bu ülküyü layıkıyla temsil eden yegane siyasi kuruluş, MHPdir. MHP ve Milliyetçi Ülkücü hareket, maşeri vicdanın sesidir. MHP ve Milliyetçi Ülkücü hareket; milletimizin varlık refleksi, devletimizin beka garantisidir. Ancak Türk milliyetçileri, fitne ve tefrikadan bir an önce uzaklaşarak MHPde toplanmalıdır. MHP, Türk milliyetçilerinin kürkçü dükkanıdır. MHP; milliyetçi camianın yuvası, vatan ve millet sevdalılarının otağıdır. Kendini Türk milliyetçisi sayan hiçbir kişi ve kurum; CHPnin dümen suyunda gitmemeli, tefrikanın İPiyle kuyuya inmemeli, küçük ihtirasların doğurduğu bir nefeslik particiklerde macera aramamalıdır” dedi.

Son gelişmelerden ilk siz haberdar olmak için bizi takip edin.
Continue Reading
Reklam