Sağlık
11 yaşındaki Bekir, adını taşıdığı dedesinin böbreği ile yaşama sarıldı
Denizlide yaşayan 5inci sınıf öğrencisi Bekir Yatkına, 2023 yılında kronik böbrek yetmezliği tanısı konuldu. Bekirin Pamukkale Üniversitesinde tedavi süreci devam ederken, diyaliz aşamasına gelmeden nakil yapılmasına karar verildi. Dede Bekir Yatkın, doku uyumunun sağlanmasıyla böbreğini torununa vermek istedi. Yatkın ailesi yaptıkları araştırmanın ardından Akdeniz Üniversitesi Hastanesine geldi. Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Merkezinde organ nakli sorumlu cerrahı Prof. Dr. İsmail Demiryılmaz ve ekibi tarafından yapılan operasyonda, dedenin böbreği torun Bekire nakledildi.
DEDEM BÖBREĞİNİ VERMEK İÇİN GÖNÜLLÜ OLDU
2023 yılında rahatsızlığının başladığını belirten torun Bekir Yatkın, “2023 yılında ateşim yükselmişti, babam beni hastaneye götürdü. Hastanede birkaç kez kan aldılar. Daha sonra Pamukkale Üniversitesine gitmemizi söylediler. Oraya gittiğimizde kronik böbrek yetmezliği hastası olduğumu öğrendik. Hastaneye yatırıldım, taburcu olduktan sonra kontrollerim devam etti. Daha sonra böbrek nakli için uygunluk araştırıldı. Böbrek verebilecek yakınlarınız var mı dediler. Babamla dedem testlere girdi. İkisi de gönüllüydü ama dedem, Böbreği ben vereceğim dedi. Biz de nakil için Akdeniz Üniversitesini tercih ettik. Buraya geldiğimizde işlemler çok hızlı ilerledi. Yaklaşık 1 hafta içinde tüm tetkikler tamamlandı ve nakil gerçekleşti. Şu an kendimi iyi hissediyorum” dedi.
DEDEMİN BENİ NE KADAR ÇOK SEVDİĞİNİ İÇTEN HİSSETTİM
Dedesinin böbreğine gözü gibi bakacağını söyleyen Bekir Yatkın, “Dedemin beni ne kadar çok sevdiğini içten hissettim. Ben de dedemi çok seviyordum. Onun verdiği böbreğe çok iyi bakacağım. Yıllar boyunca taşıyacağım ve bunu hiç unutmayacağım. Ben ailenin son erkek torunuyum. Babam, dedemin adını yaşatmak için bana Bekir adını koymuş. Bu yüzden ikimizin de adı ve soyadı aynı. Ben önce dedemin adını aldım, sonra bana böbreğini verdi. Bu yüzden kendimi çok şanslı ve mutlu hissediyorum” diye konuştu.
ÖMÜRLÜK BİR HEDİYE OLDU
Torunu ile birlikte nakil sürecini anlatan Bekir Yatkın ise, “Torunum Bekir henüz çok küçüktü. Bir ateş yükselmesiyle hastaneye götürdüler. Orada böbrek yetmezliği olduğunu öğrendik. Üç yıl boyunca tedavi gördü. Daha sonra nakil için başvuruda bulunduk. Benim böbreğim uyarsa, torunuma veririm dedim. Çok şükür, uyum sağlandı ve böbreğimi torunuma verdim. Bu hem duygusal hem de ömürlük bir hediye oldu benim için. Uyuşmamıza çok sevindim. Önce babası sonra halası böbreğini vermek istedi ama Siz durun, ben vereceğim dedim” ifadelerini kullandı.
KENDİ BÖBREĞİN GİBİ KORUYACAKSIN
Torununa ömrü boyunca unutamayacağı bir hediye verdiğini ifade eden Yatkın, “Torunlarımın hepsini çok severim ama Bekir hep biraz daha farklıydı. Yaşı küçük olduğu için de ayrı bir düşkünlüğüm vardı. Kimsenin böyle bir nakil için korkmaması lazım. Benim böbreğimle belki uzun yıllar yaşayacak. Komşular soruyordu, Hiç çekinmeden böbreğini mi verdin diye. Çekinecek hiçbir şey yok. Her şey torunum için. Ben taburcu olacağım, ikimizin de sağlık durumu gayet iyi. Torunuma da söyledim, Sana verdiğim böbreğe gözün gibi bakacaksın. Emanet gibi değil, kendi böbreğin gibi koruyacaksın dedim” dedi.
İSİMLERİN BİRE BİR AYNI OLMASI NEDENİYLE TİTİZ DAVRANDIK
Prof. Dr. İsmail Demiryılmaz ise şöyle konuştu:
“Küçük Bekire 2023 yılında böbrek yetmezliği tanısı konmuş. Diyaliz aşamasına gelmeden böbrek naklinin daha uygun olacağına karar verilmiş. Diyaliz almadan yapılan böbrek nakilleri, hastanın daha hızlı toparlanması açısından avantajlı oluyor. Sağ olsun dedesi, hem torununa hem de ismini yaşattığı Bekire böbreğini verdi. İsimlerinin ve soy isimlerinin aynı olması bizim için de ilginç ve biraz zorlayıcı tesadüf oldu. Hasta kayıtlarında, tetkiklerde ve barkod sisteminde isimlerin bire bir aynı olması nedeniyle çok daha titiz davrandık. Bizim için de heyecanlı bir süreçti. Ameliyatlar çok başarılı geçti, hiçbir problem yaşanmadı.”
ORGANLARIN YÜZDE 80İ TOPRAĞA GİDİYOR
Yaş sınırı fark etmeksizin nakil yapılabildiğini belirten Prof. Dr. Demiryılmaz, “Bugün 63 yaşında hatta daha ileri yaşlarda sağlıklı donörlerden böbrek alabiliyoruz. Canlı donörle nakil yapmak aslında çok arzu ettiğimiz bir durum değil, bu bir zorunluluk. Keşke daha çok kadavradan, yani beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden organ alabilsek. Hayatını kaybetmiş bir insanın artık işlevi olmayan organlarıyla başka hayatlara umut verebilmesi en ideal olanıdır. Sağlık Bakanlığı kayıtlarına göre, bildirilen beyin ölümlerinin yalnızca yüzde 18-20si organ bağışına dönüşüyor. Yani uygun olduğu halde organların yüzde 80i toprağa gidiyor” diye konuştu.
OTOĞRAFLI